kültür ile cümle
kültür kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Ve gelişen ağlar kültürel simgeler haline geldi.And advancing retes became cultural emblems.
Yeni taşıma araçları uzak kültürleri birleştirebiliyordu.New means of transportation brought distant cultures in contact.
O büyük kültürel trajedilerinden biri, Bugün bile, hatırlıyoruz.It's one of the great cultural tragedies that we remember, even today.
Kılavuzluğu, telkini, ahlakı kültürde aramalıyız.It's to culture that we should look for guidance, for consolation, for morality.
Kutsal kitapların yerini kültüre vermek istediler.They wanted to replace scripture with culture.
Yani dinler tekrar kültürleridir.So religions are cultures of repetition.
Farklı yaşlar, farklı gelir düzeyleri, farklı kültürler...Across age, across income, across culture.
Bunu okul kültürünüzün kalbine koyun ve bu şekilde farklı bir jenerasyon yaratacaksınız."Put that at the heart of your school culture, and you will create a different generation.
En son , Orta Amerika'da Maya kültürü M.S 300'de kabartma şekilleri kazımaya başladı.Most recently, the Mayan culture in Central America began carving their cartouches in 300 A.D.
Ve bence, kültüre baktıkça şu an bulunduğumuz yere nasıl geldiğimizi anlar gibi oluyoruz.And I think that as we look at culture, we kind of come to understand how we got to where we are.
Çünkü biz onun biyolojide değil, kültürde yattığına inanıyoruz.Because we believe that it's not biology; it's culture.
B. Kültürel durum.B. The cultural situation.
Şimdi hepimiz sosyal ve kültürel bir çeşit çemberin içinde yaşıyoruz.Now we all live in some kind of a social and cultural circle.
Benim fikrime göre, bu kültürel getto'ları aşmanın yollarından biri hikayet anlatma sanatıdır.In my opinion, one way of transcending these cultural ghettos is through the art of storytelling.
Kültürel klişeler ile ilgili ilk deneyimimi de orada aldım.I also had my first taste of cultural stereotypes there.
Çok kültürlü yazarlardan gerçek hikayeler anlatmaları beklenir, hayalgücü ürünü pek beklenilmez.Multicultural writers are expected to tell real stories, not so much the imaginary.
FPÖ (Avusturya Halk Partisi) eşcinselliğin bir ölüm kültürü olduğu şekilnde bir açıklama yaptı.In the FPÖ [Austrian populist party] they said that homosexuality is a culture of death.
Nasıl bir kültür bu tür bir ürün üretir, bunu etiketler ve çocuklara satar?What kind of culture would produce a product of this kind and then label it and sell it to children?
Her kulturun calisma etigi vardir: eger orada kurumlar calismaya tesvik ediyorsaAny culture can get the work ethic if the institutions are there to create the incentive to work.
Bu nedenle kurumsal kültürü değiştirmemiz gerek.So we need to change that institutional culture.
Beyin nasıl çalışır gibi bir soruyu kültürün dışından soramazsın.Asking a question: "how does the brain work?" cannot be asked outside the culture.
Bizim kadınlaştırdığımız hiçbir şeyi önemsemeyecek bir kültürü benimsediler gerçekten de.They really buy into th-a culture that doesn't value what we feminized.
Doku kültürü hücreleriniz var: bir sürü virüs.You have tissue culture cells. There are a ton of viruses.
Bu, buradaki herbir hücre kültürünün kronik olarak enfekte olduğu ajan.And that is, in fact, what these particular cell cultures are chronically infected with.
Teknoloji ile baslamak yerine, takim, insanlarla ve kulturle basladi.Instead of starting with technology, the team started with people and culture.
AMBE'nin yaptığı gibi, ulusal ve kültürel engelleri aşmak için bilimi kullanmak istiyoruz.We want to use science to overcome the national and cultural barriers, as it does at AlMS.
Yani kültürümüz bireysellikle ilgili çok romantik fikirlere sahiptir.So we have a lot of very romantic ideas in our culture about individualism.
Şimdi dikkat edin, sizden kültürümüzde belli anatomiksel ayrımlar yapmanızı istiyorum.Mind you, I want to maintain some divisions, anatomically, in our culture.
Bütün kabileler aynı değildir. Ve farkı yaratan şey de kültürdür.Not all tribes are the same, and what makes the difference is the culture.
Birinci Aşama, tam olarak çetelerin ve ve hapisanenin kültürüdür.Stage One is literally the culture of gangs and it is the culture of prisons.
Ama söylediğim kültürün insanları salaklaştırdığı.But I'm saying the culture makes people dumb.
Beş kültürel aşamayla da konuşmayı unutmayın.You remember to talk all five culture stages.
Mezapotamya kulturu:tarimi kesfettigimiz Hayvanlari ve bitkileri evcillestirdigimiz zaman.The Mesopotamian culture: we invent agriculture, we domesticate animals and plants.
Esas ilginç olan şarkıların benzersiz ritmidir, dansın bütün kültürlerdeki ritmidir.But what's interesting is the unique cadence of the song, the rhythm of the dance in every culture.
Dil, insan ruhunun bir kıvılcımıdır. Her kültürün ruhunu maddi dünyaya getiren bir araçtır.It's a vehicle through which the soul of each particular culture comes into the material world.
Bu kültürThat's culture.
Biz kültüre bağlı dinleyicileriz.We're culture-bound listeners.
Ve burada, bu postere bakarsaniz, Bati kulturunun bvutun ziynetleri var.So here, if you look at this poster, it has all the trappings of Western culture.
Bence kültürel olarak daha iyi bir dengeye ihtiyacımız var.And what I'm saying is that culturally, we need a much better balance.
Bunun cevabı kültürel tarihimizin derinliklerinde gizli.One answer lies deep in our cultural history.
Bu bizim kültürel mirasımız.That's our cultural inheritance.
Çok kültürlü bir mirasa da sahip değilsin değil mi?It's unlikely... ...but you're not from a multicultural heritage, are you?
Kültürel miras mı?Multicultural heritage?
Tüm bu kültürel bağlantıları düşünürüm.I think of all kinds of these cultural connections.
Bu kültür hakkında bir kitap, ve, gördüğünüz gibi, kültür hızlıca etrafa yayılıyorIt's a book on culture, and, as you can see, culture is rapidly drifting around.
Sanırım tıp kültürünün değişmesi gerekli bir yanıyla ilgili bir şeyler yapmamız gerekiyor.I think we have to do something about a piece of the culture of medicine that has to change.
Yeniden tanımlanmış bir tıp kültürü anlayışına ihtiyaçları var.What they need is a redefined medical culture.
Ben harika bir ekiple çalýţýyorum ve herkes harika bir kiţiliđe ve kültüre sahip.I work with a great team, and everybody's got a great vibe and spirit and culture.
Ben fiziğin kültürel tarihi hakkında kitaplar yazıyorum.What I do is I write books about the cultural history of physics.
Kültürler değerlendirmenin kilit özelliğini binlerce yıl önce keşfettiler.Cultures discovered the key feature of valuation thousands of years ago.
Kültür, psikoloji veya davranış gibi eften püften şeylerden bahsetmiyorum.I'm not talking about airy-fairy stuff about culture or psychology, or behavior.
Hayır, çünkü kültürünüze göre bu normal bir şey olurdu.No, that's normal to his culture.
Ve çok yakın zamanda, hayat kodunda kültürlü olup olmadığınız fark edecek.And very soon it's going to matter if you're literate in life code.
Çünkü bariz bir şekilde, gerçeğin ne olduğunu söyleyemedigimiz kültürümüz hakkında yorum yapıyor.Because obviously it's making a comment about our culture right now: that we can't tell what's real.
Kültürel tevazu prensiplerine bir yenisini daha eklemek bu çalışmanın esas amacıdır.And the institution has to model these principles as well. [ Music ]
Bunlar, diğer kültürlerin talep ettiği şeyler.This is what these other cultures demand.
Medyada Amerikan kültürünün boğulduğu, yok olduğuna ilişkin benzetmeler yapıldı.Metaphors were thrown around in the media about floods flooding, drowning
Erkek çocukların bugünkü okul kültürüyle uyumlu olmamalarının bence üç sebebi var.There are three reasons that I believe that boys are out of sync with the culture of schools today.
Fakat bu sizin kültürünüz olsa nasıl hissedeceğinizi bir düşünün.But if it were your culture, think of how that might feel.
Dünya ve dünyanın tüm kültürü, tüm medyanın ortak dili olan bit'lere indirgendi.The world and all its culture reduced to bits, the lingua franca of all media.