Fakat Allah, küfürleri yüzünden onlara lanet etmiştir.But Allah has cursed them because of their disbelief.
Fakat Allah, küfürleri yüzünden kendilerini lanetlemiştir.But Allah has cursed them because of their disbelief.
Benim sizi zorlayacak bir gücüm yoktu. Sadece sizi (küfür ve isyana) davet ettim.I had no authority over you, except that I called you and you responded to me.
Söylemediklerine ilişkin Allah'a yemin ediyorlar. Yemin olsun ki, o küfür sözünü söylediler.They swear by Allah that they did not say it.
Yemin olsun ki, o küfür sözünü söylediler. İslam'a girmeleri ardından küfre saptılar.Yet they did utter the word of disbelief and disbelieved after they had submitted.
Halbuki o küfür sözünü elbette söylediler ve müslüman olduktan sonra kafir oldular.Yet they did utter the word of disbelief and disbelieved after they had submitted.
Onlar o küfür kelimesini kesinlikle söylediler. İslâm'a girdikten sonra yine kâfirlik ettiler.Yet they did utter the word of disbelief and disbelieved after they had submitted.
Çünkü onların andları yoktur; belki (böylece küfürden) vazgeçerler.You do not have to bind yourselves to such a treaty.
Bunun, onlara azgınlık ve küfür sarmasından korktuk.We were afraid that out of love for him they would lose their faith in God and commit rebellion
Küfürleri yüzünden Allah onları rahmetinden uzaklaştırdı.God has condemned them for their denial of the Truth.
Münafıklar, küfür ile iman arasında bocalamaktadırlar.They are hesitant people belonging to neither side.
Facebook ve e-mail aracılığıyla küfürlü mesajlar ve tehditler aldım.I received abusive messages and threats on Facebook and via email.
Bu manzaraya tezahüratlar, çığlıklar, küfürler ve sert eleştiriler eşlik ediyor.Cheering and screaming, swearing and harsh complaints are part of the scenery.
Profesör, "Bütün protestocularla Türkiye'ye küfür eden bu aşırı grupları ayırt etmemiz lazım." dedi."We should [differentiate] between all protestors and those extremist groups swearing at Turkey."
Kuvvet tanrısına bir nara olduğundan dolayı bir küfür olarak kullanılma geleneği mevcuttur.It has a history of being used as a curse: a cry for the god for strength.
Hala da konuşma Fincesinde yaygın kullanılan bir küfürdür.It still is a common curse word in vernacular Finnish.
Bir Finlandiyalıya bu kelime daha hafif küfürlerden farklı olarak bir ciddiyet ve kuvvet içerir.To a Finn, the word entails seriousness and potency that more lightly used curses lack.
Kadınlarını ve çocuklarını köleleştirdi ve Ajmer şehrinde küfür ayinlerini ilan etti.He enslaved their women and children and in the city of Ajmer he declared the rites of disbelief.
Küfürbaz Hank Murphy'yi oynadığı TBS sitcom'u Sullivan & Son'da başrol oynadı.He co-starred on the TBS sitcom Sullivan & Son, where he played the foul-mouthed Hank Murphy.
İslam savcıları irtidat ve küfür eylemlerinde de Hisba doktrinine başvurdular.Hisbah doctrine has been invoked by Islamic prosecutors in cases of apostasy and acts of blasphemy.
Holly asla bana küfür etmez.Holly beschimpft mich nie.
Fakat övmeyle başlayan tartışma şiddetlenir ve birbirlerine küfür etmeye kadar varır.Es kommt zu einem heftigen Streit, der nur durch Loths Eintreten unterbrochen wird.
Ayrıca oyunda bolca küfür bulunmaktadır.Auch ist spürbar viel Wut im Spiel.
Gerekiyorsa, içeriği değiştirerek (örneğin küfürleri silerek) verebilir.Nach Möglichkeit sollte sie durch eine Beatmung (z. B. Mund-zu-Mund-Beatmung) ergänzt werden.
1- İman Allahı bilmek, küfür ise onu bilmemektir, buna göre iman, ilim ve marifetten ibârettir.Sei gegrüßt, den Gläubigen weisest du den Weg zur Weisheit; Sei gegrüßt, alle Wesen erfüllst du mit Seligkeit.
Allah ile alay eder gibi yazılmış şathiyeler küfür sayılmıştır.Ceux qui ont pris les protecteurs en dehors d’Allah ressemblent à l’araignée qui s’est donnée maison.
Şarkılar çoğu zaman küfürlüdür.Les chants sont souvent gutturaux.
İhrama girmiş kimseler arasında kavga çıkarsa ve küfür edilirse ceza verilir.Quiconque vous tourmentera, le paiera et quiconque s’opposera à vous sera puni.
Ayrıca oyunda bolca küfür bulunmaktadır.Il y a aussi beaucoup plus de mouvement dans le jeu.
Hangi birini söyleyeyim, nasıl anlatayım yaptıkları küfürleri.Tu veux bien me montrer ce que tu sais faire ?
Ahali yüksek aksi tezahürat yapıp ona hakaretler ve küfürler savurdular ve üstüne çeşitli pislikler attılar.Ils en furent empêchés et furent repoussés avec perte par une vigoureuse sortie.
En sevdiğin küfür hangisi?¿Cuál es tu palabrota favorita?
Gözde küfürün nedir?¿Cúal es tu grosería favorita?
Akademik sözlüklerin çoğunda küfür yer almaz.La mayoría de los diccionarios escolares no trae palabrotas.
Sana küfür öğretmemi ister misin?¿Quieres que te enseñe palabrotas?
Hiç öğretmenin yanında küfür ettin mi?¿Alguna vez has dicho palabrotas en presencia de la profesora?
Onlara saygımdan kardeşlerimin yanında küfür edemem.No puedo decir palabrotas en presencia de mis hermanos. Los respeto.
İlk kez arabama küfür ediyorum.Es la primera vez que digo palabrotas en mi auto.
Hiç bir polis memuruna küfür ettin mi?¿Alguna vez le has dicho palabrotas a un policía?
Bir polise küfür edemem.No puedo decirle palabrotas a un policía.
İlk defa çocuklarımın yanında küfür ediyorum.Es la primera vez que digo palabrotas en presencia de mis hijos.
Ben küfürbaz değilim.No soy grosero.
Mr. Hawley — Küfürbaz iş adamı; Bulstrode'un düşmanı.Sr. Hawley — empresario enemigo de Bulstrode.
Bilime ve inanca küfür eder ve yeraltından kendine bir kılavuz gönderilmesi için yalvarır.Maldice a la ciencia y a la fe, e implora asistencia del infierno.
Ehlibeyte küfür mecbur kılınmıştı.Se impuso, pues, la prudencia.
Ben görüyorum ki, senden küfür kokusu geliyor.” dedi.Aló. «Esto huele mal».
Ayrıca her küfür edildiğinde bir ceza alınıyordur.De toda queja se acusa recibo.
Kaymakam Ordueri, belediye başkanının koruması aracılığıyla kendisine küfürlü mesaj yolladığını ileri sürdü.Un guardia aparece entonces, diciendo que el Alcalde le dio órdenes de protegerla.
10 yaş ve üzeri,sevişme bağlantılı sahne ve küfürler.10 horas de amor y espanto.
Mefistofeles gayet kızgınlıkla küfürler etmeye başlar.Butt-Head, furioso, comienza a gritar.
Gerekiyorsa, içeriği değiştirerek (örneğin küfürleri silerek) verebilir.También puede cambiar su formación, lo que implica la intensidad, por ejemplo.
Allah ile alay eder gibi yazılmış şathiyeler küfür sayılmıştır.(EN) Those Whom The Gods Detest, su Discogs, Zink Media.
Aliyyu’l-Karî, bu Söz'ün Açık bir Küfür olduğunu söyler.I Samaritani affermano che la pronuncia sia iabe.
Bunu duyan aileler ise çocukların küfür etmesini engellemeye çalışır.Come Mio, che non le piace che la gente la insulti per la statura infantile.
1986'da filmin küfür, çıplaklık ve şiddetten dolayı sansüre uğramış kurgusu CBS'de gösterildi.L'album fu censurato nel 1986 a causa dei testi istiganti la violenza e il sessismo.
Ehlibeyte küfür mecbur kılınmıştı.Это и было ему обещано.
Ahali yüksek aksi tezahürat yapıp ona hakaretler ve küfürler savurdular ve üstüne çeşitli pislikler attılar.В то же время они могли прощать проступки и злодеяния людей, и избавлять их от различных несчастий.
Shakespeare'in ayrıca hakkında küfürlü bir balad yazarak Lucy'den intikam aldığı düşünülür.Предполагается также, что Шекспир отомстил Люси, написав в его адрес несколько непристойных баллад.
Padişah artık savurduğu küfürleri validesi Kösem Sultana etmeye başlamıştı.За это Сюри начинает поклоняться ему, как своему покровителю.
Mefistofeles gayet kızgınlıkla küfürler etmeye başlar.Разозлённый Евронимус начинает угрожать Варгу расправой.