küçük ile cümle

küçük kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Tom ve Mary'nin küçük bir çiftliği var.Tom and Mary have a small farm.
İlk kez küçük bir çocukken Tom ile tanıştım.I first met Tom when I was a little kid.
Tom yaşına göre biraz küçük.Tom is a bit small for his age.
Tom'un ebeveynlerinin her ikisi de o çok küçükken öldü.Both of Tom's parents died when he was very young.
Tom en büyük çocuğumuz ve Mary en küçük.Tom is our oldest child and Mary is the youngest.
Onun başarılı olacağına dair küçük bir ümit var.There's little hope that he'll succeed.
Uşak geldi ve ağacı küçük parçalara ayırdı.And the servant came and chopped the Tree into little pieces.
Bu küçük yaranın kendisi iyileşecektir.This small wound will heal itself.
Mutluluk küçük bir kuş gibidir. O ara sıra uçar gider.Happiness is like a little bird. At some time or another it flies away.
Sevgide, küçük jestler büyük sözcüklerden daha fazla sayılır.In love, small gestures count more than big words.
Ben hariç herkes küçük bir arkadaş grubundaydı.Everybody but me was in a little group of friends.
Tom okula gitmek için çok küçük.Tom is too young to go to school.
Bu tablodaki renkleri seviyorum, ama benim için çok küçük.I like the colors on this painting, but it's far too small for me.
Öyleyse küçük kızkardeşin hangi sınıfta?Which class is your little sister in then?
Tom'un Mary adında küçük bir kızı var.Tom has a little girl named Mary.
Tom, karımın küçük erkek kardeşinin bir arkadaşı.Tom is a friend of my wife's younger brother.
Birçok küçük işletme sahipleri bir ticaret odasına aittir.Many small business owners belong to a chamber of commerce.
Küçük yanlış anlamalar yaşadık.We've had our little misunderstandings.
Küçük çocuğumu bulmana çok sevindim.I'm so glad you found my little boy.
Burada küçük bir durumumuz var.We've got a little situation here.
Küçük şeyleri takdir ediyorlar.They appreciate the little things.
Partiyi küçük tutmak istiyoruz.We want to keep the party small.
Küçük şeylerin çok şey demek olduğunu biliyorum.I know little things mean a lot.
Tom orduya katılamayacak kadar küçük.Tom is too young to join the army.
Birkaç küçük hasar aldık.We sustained some minor damage.
Tom sadece küçük yaralanmalar yaşadı.Tom suffered only minor injuries.
Tom şoke edildi ve küçük düşürüldü.Tom was shocked and humiliated.
Küçük bankalar mücadele ediyorlar.Small banks are struggling.
Tom'un bir küçük erkek kardeşi vardı.Tom had one younger brother.
Tom'un küçük siyah bir köpeği var.Tom has a small black dog.
Küçük şeyler önemli midir?Do little things matter?
Bu küçük bir görev değildir.This is no small task.
Tom küçük ama serttir.Tom is small but tough.
Tom küçük ve zayıf.Tom is small and weak.
Tom'un küçük yaraları vardı.Tom had minor wounds.
Eisbach, Münih'teki küçük bir yapay nehirdir.The Eisbach is a small manmade river in Munich.
Bu çok küçük mü?Is this too little?
Tom küçük bir adamdır.Tom is a small man.
Atomlar mikroskopla görülemeyecek kadar küçüktürler.Atoms are submicroscopic.
Küçük bir tutam tuz ekleyin.Add a tiny pinch of salt.
Hayatta küçük şeyler için bile şükret.Be thankful, even for the little things in life.
Bu zevk ile acı arasında küçük bir adım.It's a small step between pleasure and pain.
Ben son kez onların evindeyken onlar küçük iki odalı bir dairede yaşıyorlardı.When I was at their place last time, they were living in a small, two-roomed flat.
Konrad küçük bir masal yazmak istiyor.Konrad wants to write a little tale.
Sütyenim fazla küçük.My bra is too small.
Küçük mutfaktaki masada birlikte yemek yedik.We ate together at the table in the small kitchen.
Küçük köpek Tom'un elini ısırdı ve biraz kan aktı.The small dog bit Tom's hand and drew a little blood.
O küçük kız, babasının karakterine sahip.That little girl has her father's character.
Tom insanları küçük düşürmeyi sever.Tom likes humiliating people.
Şimdi kendini nasıl hissediyorsun küçük Timmy?How do you feel now, little Timmy?
Mary'nin küçük göğüsleri var.Mary has small breasts.
Küçük bir kahve ister misin?Would you like a small coffee?
Küçük çocuklar soyut düşünme yetisinden yoksundur.Young children are incapable of abstract thinking.
O zaman sadece küçük bir çocuktum.I was just a little kid then.
Bizim bile küçük bir oyun alanımız var.We even have a small playground.
Sen benim küçük sevimli bebeğimsin.You're my lovely little baby.
Lütfen bana küçük bir iyilik yapar mısın?Could you please do me a small favor?
Fadil annesini ve babasını küçükken kaybetti.Fadil lost his mother and father when he was just little.
Biz küçükken babam bizi terketti.My father left us when we were small.
Tom çok küçük bir dairede yaşıyor.Tom lives in a very small apartment.

İlgili Sayfalar