küçük ile cümle
küçük kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Daha küçük bir araba alalım.Let's get a smaller car.
Artık küçük bir çocuk değilim.I'm not a little boy anymore.
Ben artık küçük bir kız değilim.I'm not a little girl anymore.
Üç küçük erkek kardeşim var.I have three younger brothers.
Mary'nin bir ablası ve daha küçük bir erkek kardeşi var.Mary has an older sister and a younger brother.
Senin küçük gözlerin var.You've got small eyes.
Oldukça küçük bir bebeğin var. O tam sana benziyor.You've got a pretty little baby. He looks just like you.
O küçük kız kardeşiyle ensest yaptı.He engaged in incest with his younger sister.
Singapur, New York kentinden daha küçük bir ulustur.Singapore is a nation smaller than New York City.
Küçük bir deney yapalım.Let's try a small experiment.
Bu küçük otomobilin şanzımanı motorun altındadır.This small car's gearbox is underneath the engine.
Bu küçük gölde elektrikli yılan balıkları vardır.There are electric eels in this small lake.
Tom benzin istasyonun yanında küçük bir mağazaya sahip.Tom owns a small store next to the petrol station.
Sen benden daha küçüksün.You're smaller than me.
Sen ondan daha küçüksün.You're smaller than him.
Ben sadece onu küçük düşürmek istiyorum.I just want to humiliate her.
Biz onları küçük düşürmek istemiyoruz.We don't want to humiliate them.
Ben onları küçük düşürmek istemiyorum.I don't want to humiliate them.
Ben onu küçük düşürmek istemiyorum.I don't want to humiliate him.
Ben onu küçük düşürmek istemedim.I didn't want to humiliate him.
Bu masa senin için çok küçük.This desk is too small for you.
Bu masa benim için çok küçük.This desk is too small for me.
Bu masa onun için çok küçük.This desk is too small for him.
Bu masalar bizim için çok küçük.These desks are too small for us.
Bu masalar onlar için çok küçük.These desks are too small for them.
Onlar için küçük bir hediyem var.I have a small gift for them.
Ona küçük bir hediyem var.I have a small gift for him.
Onun için küçük bir hediyem var.I have a small gift for her.
Tom'dan küçük müsün?Are you younger than Tom?
Tom küçük çocuğu yakaladı ve onu öldürmekle tehdit etti.Tom grabbed the little boy and threatened to kill him.
Dan, Linda'ya güzel küçük bir hediye satın aldı.Dan bought Linda a nice little present.
Dan ve Linda güzel küçük bir kızı evlat edindi.Dan and Linda adopted a lovely little girl.
Dan ve Linda küçük bir çocuğu evlat edinmeye karar verdi.Dan and Linda decided to adopt a little child.
Bu küçük bir köy.This is a small village.
Onun küçük kız kardeşi ünlü bir televizyon yıldızı.His younger sister is a famous TV star.
Onun küçük kız kardeşi tanınmış bir televizyon yıldızıdır.His younger sister is a well-known TV star.
Dan küçük köpeğini gezdiriyor.Dan is walking his small dog.
Dan'ın pitbulu Lindanın küçük köpeğine saldırdı.Dan's pitbull attacked Linda's small dog.
O benim küçük kız kardeşimin kamerası.That is my little sister's camera.
Onun küçük, tüylü garip kanatları olan bir vücudu vardı.He had a tiny, furry body with awkward wings.
Merkür güneş sistemimizdeki en küçük gezegendir.Mercury is the smallest planet in our solar system.
Ben küçük bir kızken babam bana hikayeler okurdu.My father used to read me stories when I was a little girl.
Ebeveynlerim ben küçük bir çocukken bana hikayeler okurdu.My parents used to read me stories when I was a little boy.
Küçük bir çocukken babam bana hikayeler okurdu.My father used to read me stories when I was a little boy.
Atomlar çok, çok küçüktür.Atoms are very, very small.
Bazen küçük bir değişiklik büyük bir etkiye sahip olabilir.Sometimes, a small change can have a big effect.
Bazen küçük bir değişiklik büyük bir fark yaratabilir.Sometimes, a small change can make a big difference.
Odasının ne kadar küçük olduğu konusunda daima şikayetçidir.He is always complaining about how small his room is.
Küçük bir hata bile büyük sonuçlar doğurabilir.Even a small mistake could have large consequences.
O gerçekten küçük ama çok güçlü.He is truly small but very strong.
Ben artık senin küçük kızın değilim. Ben şimdi senin yetişkin kızınım.I'm not your little daughter anymore. I'm now your adult daughter.
Mavi çiçek küçüktür.The blue flower is small.
Klitoris aslında gelişmemiş küçük bir penistir.The clitoris is really a small undeveloped penis.
O küçük çocuk gözlük takıyor.That little boy wears glasses.
O küçük oğlan gözlük takıyor.That little boy is wearing glasses.
Sana küçük bir sürprizim var.I have a little surprise for you.
Bana küçük bir iyilik yapar mısın, lütfen?Could you do me a little favor, please?
Ben küçükken babam onu bana verdi.My father gave it to me when I was little.
Küçük kişisel bir iyilik isteyebilir miyim?Can I ask a small personal favor?
Küçük farklılıklar var.There are minor differences.