küçük ile cümle
küçük kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Senin kedin ne kadar da küçük!How small your cat is!
Bu ev küçük ama bizim için yeterince büyük.That house is small, but it's big enough for us.
Seni küçük hergele!You little runt!
Bu çok küçük olan tek şey değil.That's not the only thing that's too small.
Küçük bir sorunum var.I've got a little problem.
Benim küçük bir sorunum var.I've got a little problem.
Tom küçük.Tom is small.
Sen küçüksün.You're small.
Tom ceketi denedi fakat o çok küçüktü.Tom tried on the coat, but it was too small.
Bu küçük bir kasaba.It's a small town.
Neden bize kendin hakkında küçük bir şey söylemiyorsun?Why don't you tell us a little something about yourself?
O çok küçük.It's very small.
O anlayamayacak kadar çok küçük.He's too young to understand.
Çok küçüksün.You're too little.
Bu ödemek için küçük bir bedel.It's a small price to pay.
Biz Tom'u küçük düşürdük.We've humiliated Tom.
Küçük bir kız gibi ağlamayı kes!Stop crying like a little girl.
En küçük kız özellikle güzeldi.The youngest daughter was particularly beautiful.
Onun küçük bir beli var.She has a small waist.
O sınıf çok küçük.That classroom is too small.
Bir küçük kız evlat edindiler.They adopted a little girl.
Küçükler için uygun değildir.It isn't suitable for minors.
Erkek kardeşim benden altı yaş daha küçük.My brother's six years younger than I am.
Ayakkabı bana uymuyor. Çok küçük.The shoe doesn't fit me. It's too small.
O küçükken kayakta çok iyiydi.He was a very good skier when he was little.
O elbisenin içinde küçük bir kıza benziyorsun.You look like a little girl in that dress.
O elbisenin içinde küçük bir kız gibi görünüyorsun.You look like a little girl in that dress.
Küçük dünya.Small world.
Ben küçükken, babam beni hep okula götürdü.My father always sent me to school when I was little.
Ben her zaman küçük bir çakı taşırım.I always carry a small pocketknife.
O, erkek arkadaşının küçük erkek kardeşine aşık oldu.She fell in love with her boyfriend's younger brother.
Sana küçük bir eve taşınma hediyesi getirdim.I brought you a little housewarming gift.
Senin küçük bir göğsün var.You have a small chest.
Tom, benim küçük erkek kardeşim.Tom is my younger brother.
Küçük şeyler küçük insanları eğlendirir.Small things amuse small people.
Geçen hafta sonu küçük bir akşam yemeği partim vardı.I had a small dinner party last weekend.
CDyi bilgisayardan çıkartmak için küçük düğmeye basınPress the small button to eject the CD from the computer.
Küçük kızlar yanlış bir şey yaptığı zaman erkek kardeşlerine söylemeyi severler.Little girls love telling on their brothers when they've done something wrong.
Onun küçük kız kardeşini gerçekten çok seviyorum.I really love her younger sister a lot.
Tom için küçük bir hediyem var.I have a small gift for Tom.
Sana küçük bir ayrılık hediyesi getirdim.I've brought you a little going away present.
Senin için küçük bir sürprizim var, Tom.I've got a little surprise for you, Tom.
Yapacak küçük bir işim var.I've got a little work to do.
Hiç bu kadar küçük düşürülmedim.I've never been so humiliated.
Üç küçük çocuğum var.I have three young kids.
Küçük çocukların odasına gitmeliyim.I have to go to the little boys' room.
Küçük çocukların odasına gitmem gerekiyor.I have to go to the little boys' room.
Küçük çocukların odasına gitmek zorundayım.I have to go to the little boys' room.
Küçük kız kardeşim beni öldürmek istiyor.My little sister wants to kill me.
Küçük bir şirkete ihtiyacım var.I need a little company.
Daha küçük bir şeye ihtiyacım var.I need something smaller.
Tom'un, sağ ayağında küçük bir dövme olduğunu fark ettim.I noticed that Tom had a small tattoo on his right foot.
Küçük bir gitar çalarım.I play a little guitar.
Küçük bir sorunla karşılaştım.I ran into a little trouble.
Onun ne kadar küçük olduğunun önemi yok.It doesn't matter how small it is.
Küçük bir iş işletiyorum.I run a small business.
Küçük çocuk karda oynarken tek parmaklı bir eldiven kaybetti.The little boy lost a mitten playing in the snow.
Bu baskı, okumak için fazla küçük.This print is too small to read.
Çikolatayı küçük parçalara ayırın.Break the chocolate into smaller pieces.
Küçük bir kasabada yaşadım.I lived in a small town.