Her sene bir defa, her köydeki en hızlı erkek çocuğuna kadın olma onuru verilir.Once each year, the fastest young boy in each hamlet is given the honor of becoming a woman.
Her köyde Direniş ordusundan bir yönetici veya bir memur var.In every village there's an LRA officer or somebody senior in the LRA.
Bu çizginin, köydeki tek kare şekilli yapının üstünde olduğunu fark ettim.Well, I noticed that line is about where the only square building in the village is at.
Nepal'de bir köyde yaşadı.lived in a village in Nepal.
Köydeki herkes katledilmiş, bir önceki köy gibi !Everyone in this town was slaughtered, just like the last one.
Köyde bakım yapabilirizSince you're injured, I think you should recover at his place.
Köydeki herkesi öldürdüler !Everyone in the village is dead.
Köyden Seoul'e geleli ne kadar oldu?- Are you from some hick town? How long have you had this job?
Bu noktayı size Budrus adlı bir köyden bahsederek izah etmeme izin verin.Allow me to illustrate this point by taking you to this village called Budrus.
Bu bir gönüllü, ve bu da çalıştığı köyde yaptığı bir alet.This is one such volunteer and this is a device that he had built in the village where he worked.
Ortaya çıkan şu ki, bu köyde aslında hiç atık kağıt yoktu.As it turns out, there actually wasn't any waste paper in this village.
Köyde büyük aileler var.They have big families in the village
Peki, hangi köydensin?Then, where is your hometown?
Ve bir futbol topu da getirmişti, ve o köyde her akşam futbol maçı yaptık.And he brought a soccer ball, and we had soccer every night in this little village.
12 köy ile küçük başladı, şimdi 24 köyde var.It started small with 12 villages. It's now in 24.
Köyde çalışarak geçen iki haftanın sonunda dönme vaktim gelmişti.After two weeks of working in that village, it was time to go back.
Hem de o ücra köyde.This is a real rural village.
Pakistan, Lahore'un dışında küçük bir köyde yaşıyor.She lives in a small village outside Lahore, Pakistan.
Aynı zamanda, orada, köyde çalışayan küçük bir grup vardı, ona 65 dolarlık borç verdiler.At the time, there was a microlending group in the village that gave her a 65-dollar loan.
Yeteri kadar yapamayınca, köyden başka bir kadını daha yanına aldı.And when she couldn't produce enough, she hired other women in the village.
Çok geçmeden köyden 30 kadın, nakış işinde çalışır oldu.Pretty soon she had 30 women in the village working for her embroidery business.
Diyelim, June sen bir köydesin, kırsal kesimdeki bir köyde.So let's say, June, you're in a village, rural village.
Ve kendi telefonuma kontör yüklemek yerine, köydeki telefon işletmecisini arıyorum.And instead of using that money to top up my own phone, I call up the local village operator.
Yani Kampala'da yüklenmek yerine, köyde kontör yükleniyor.So, they're topping up the value from Kampala, and it's now being topped up in the village.
Bütün hayatı boyunca sessiz sâkin bir bekarmış. Köydeki herkes onu severmiş.A nice, quiet bachelor all his life, good to everyone in the village.
Görev yaptığı köyde barışı sağlamak.It's to pacify the village that he works in. He's got a purpose.
"Bir köyde yaşamak ve çalışmak istiyorum.""I'd like to live and work in a village."
"Köyde ne yapmak istiyorsun?"What do you want to do in a village?
Ulaşımı zor olan her köyde onları bulabilirsiniz.You find them in any inaccessible village around the world.
"Tamam, köydeki yaşlı adama gidip burada ne yetiştirebileceğimi soracağım" dedim.And I said, "Okay, I'll go to the old man in village and say, 'What should I grow in this spot?'"
Bir köyden ötekine gittik -- üç köye.We went from one village to another -- three villages.
Burada, benim büyüdüğüm yere yakın bir yerde Pakistan'daki bir köydeki bir grup çocuk var.Here's a group of kids in a village in Pakistan near where I grew up.
Babam Amritsar, Hindistan'ın dışında bir köyden ayrıldı.My dad left a small village outside of Amritsar, India.
Köyde bir salgın hastalık olmuştu.There was a plague in the village
Ve evet dedim, "Şarkı Söyleyen" köydeki, "Şarkı Söyleyen" azınlık hakkında.And I said yes, about this village of singing people, singing minority.
Köyden çok uzağa saptım.I wandered too far from the village.
Eskiden, köyde her sene St. Peter Günü'nde yaklaşık 30 düğün yapılıyordu.At its peak, the village held some 30 weddings each year on St. Peter's Day.
Bu başarım üzerine köydeki herkes beni ödüllendirdiği için epey para kazanmıştım.That was my big success that earned me a lot of money, as everyone in the village rewarded me.
Poiana Mare, Romanya'nın güneybatısındaki ırak bir köydeki eski bir askeri üsse kurulmuş.Poiana Mare is in an isolated village in southwest Romania, a former military base.
Her ilde, ilçede ve köyde benzer yardım organizasyonları düzenleniyor.Every city, county and village has similar charitable organisations.
Yakındaki üç köyde yaşayan insanlar evlerinde hasar meydana geldiğinden şikayet ettiler.People from the three nearby villages complained of blast damage to their homes.
Yöre sakinleri, köydeki Romanların da daha iyi muamele görmeyip patrondan korktuğunu ileri sürdü.The village's Roma have been facing no better treatment and fear the boss, they said.
Karma nüfusa sahip pek çok köyden etnik Sırplar çıkarıldı.Ethnic Serbs are driven out of many mixed villages.
Galicnik Düğün Festivali'nin 45.'si bu yıl Üsküp'ün güneybatısındaki bir köyde gerçekleşiyor.This year marks the 45th staging of the Galicnik Wedding Festival in a village southwest of Skopje.
Öğretmen Nikolle Kerhanay köyde Noele hazırlanıyor.Teacher Nikolle Kerhanaj is getting ready for Christmas in the village.
Köyden altı Arnavut erkek katliamdan sağ kurtulup kaçmayı başarmış.Six Albanian males from Krusha e Vogel survived the massacre and managed to escape.
Mensupları, Bozova ve Suruç ilçeleri arasındaki 32 köyden gelir.Members of the clan are living in 32 villages between Bozova and Suruç counties.
Köyde ilköğretim okulu vardır.There is a primary school in the village.
Bu 4 kişi daha sonra köydeki diğer gençleri de kahveye çağrılmasını istedi.These 4 people then asked for other young people in the village to be invited into the coffee shop.
Bunu göre köylüler köyden kente gitmek için üzme tahtasını kullanmaya başlar.[7]Seeing this, the villagers begin to use the griddle board to go from the village to the city.[1]
Onu köyde tedavi edilmek üzere bırakmaya karar verdiler.They decided to leave her to be treated in the village.
Fana köyde kalmayı reddetti ve tugayda savaşmaya devam etti.Fana refused to stay in the village, and continued to fight in the brigade.
Sille Subaşı, Kapadokya Yunanca'sının 1922 yılına kadar konuşulduğu az sayıdaki köyden biriydi.Sille Subaşı was one of the few villages where the Cappadocian Greek language was spoken until 1922.
1924'ten sonra tüm Yunan nüfusu köyden ayrıldı.After 1924, all Greek population had left the village.
Bombalamanın olduğu zamanlarda, köyde ikamet eden yaklaşık 300 yetişkin bulunmaktaydı.[3]At the time of the bombing, the unincorporated village had about 300 adult residents.[4]
Köyden ilk olarak 1323 tarihli bir belgede bahsedilmiştir.It is first mentioned in a document from 1323.
Ryumin, Kuban bölgesindeki bir köyde doğdu.Ryumin was born in a peasant village in the Kuban area.
Köyde Rasputin'e adanmış bir müze vardır. [1]There is a museum dedicated to Rasputin in the village.[1]
İlk yarışı yerel bir köydeydi; birincilik ödülü olarak beş frank kazandı.His first race was in a local village; he won five francs as first prize.
Köyde yaşayan halkın %89'u Müslüman Arnavut ve %10'u Ortodoks Sırp'tır (2002 nüfus sayımına göre).The village is inhabited by 89% Muslim Albanians and 10% Orthodox Serbs (2002 census).