Bahaneler icat etmekte çok kötüdür.He is very bad at inventing excuses.
Hiçbir şey ondan daha kötü olamaz.Nothing can be worse than that.
O parti her zaman orta sınıfı kötülüğe teşvik ediyor.That party is always pandering to the middle class.
Kötü bir izlenim bırakıyor.He makes a bad impression.
Onun kızı yemek pişirmede kötüdür.Her daughter is bad at cooking.
Onun sağlığı kazadan beri kötüleşti.His health has declined since the accident.
Şu çocuklar kötü sözler kullanırlar.Those children use bad words.
Delikanlı göründüğü kadar kötü değil.The boy isn't as bad as he seemed.
Gözlerin kötü mü?Are your eyes bad?
Sen kötü bir çocuksun.You are a bad boy.
Kompozisyonun büsbütün kötü değil.Your composition is not altogether bad.
Gelemiyor olmanız ne kötü!What a pity it is that you can't come!
Kötü şeyler yapmayın.Don't do wicked things.
O kötüdür.He is nasty.
Ne kötü!How awful!
Kendimi aniden kötü hissettiğim sırada, iki saattir çalışıyordum.I had been working for two hours when I suddenly felt sick.
Bu on yıl içindeki en kötü fırtına.This is the worst storm in ten years.
"Benim soğuk bir dokunuşum var." "Bu çok kötü.""I've a touch of a cold." "That's too bad."
"Paul bugün yatakta hasta." "Çok kötü.""Paul is sick in bed today." "That's too bad."
" Çamaşır makineni nasıl buluyorsun?" " O kadar kötü değil.""How do you find your washing-machine?" "Not so bad."
Ordu, devlet içinde bir devlettir, çağımızın kötülüklerinden biridir.An army is a nation within a nation; it is one of the vices of our age.
Erkek kardeşim şimdi kötü bir soğuk algınlığından müzdarip.My brother is suffering from a bad cold now.
İş daha da kötüye gitmeye devam ediyor.Business keeps going from bad to worse.
Başkalarının hakkında asla kötü konuşma.Never speak ill of others.
Başkaları hakkında asla kötü konuşma.Never speak ill of others.
Sonuç ne iyi ne kötü.The result is neither good nor bad.
Kötü olan sağlığı onun en büyük dezavatajıdır.His bad health is a great disadvantage to him.
Sağlığı kötü olduğu için reddedildi.He was rejected because his health was poor.
Benim kötü bir sert ensem var.I have a bad stiff neck.
Neşelen! İşler düşündüğünüz kadar kötü değil.Cheer up! Things are not so bad as you think.
Kötü nefesim var.I have bad breath.
Kötü bir marangoz aletleri ile dövüşür.A bad carpenter quarrels with his tools.
Kısaca söylemek gerekirse, o kötü bir kişi gibi görünüyor.To say the least, he seems to be a bad person.
Yüksek vergi ve kötü satış şirketi iflas ettirdi.High tax and poor sales bankrupted the company.
Çok kötü bir soğuk algınlığından bir haftadır hasta yatıyordum.I was flat on my back for a week with a terrible cold.
Bir sürü kötü dişim var.I have a lot of bad teeth.
Bu sabah hava o kadar kötüydü ki taksi çağırmak zorunda kaldım.This morning the weather was so bad that I had to take a taxi.
Bu yılın iyi hasatı geçen yılın kötü hasatını telafi edecektir.This year's good harvest will make up for last year's bad one.
En kötü ihtimalle, ortalama bir puan alacağım.At worst, I will get an average mark.
En kötüsü için hazırlanmak gerekir.It is necessary to prepare for the worst.
Yine de en kötüsü gelecek.The worst is still to come.
En kötüsü bitti.The worst is over.
En kötüsü için hazır mısın?Are you prepared for the worst?
En kötü dost ve düşman, ölümden başkası değildir.The worst friend and enemy is but Death.
Bu günlerde görüşüm kötüleşiyor.My vision is getting worse these days.
Mali durum haftadan haftaya gittikçe kötüleşiyor.The financial situation is getting worse week by week.
Hava dün çok kötüydü.The weather was miserable yesterday.
Dün havamız kötüydü.We had bad weather yesterday.
Bugün dünden çok daha kötü hissediyorum.I feel much worse today than yesterday.
Bugün dün hissettiğimden daha kötü hissediyorum.I feel worse today than I did yesterday.
Geçen yaz oldukça soğuktu, ve pirinç ekini on yıl içinde en kötüydü.It was exceptionally cold last summer, and the rice crop was the worst in 10 years.
Geçen yıl çok yağmur yağdığı için kötü bir pirinç mahsulümüz vardı.We had a bad rice crop last year because it rained a lot.
Dün gece geç saatlere kadar yatmadığı için kötü üşüttü.He caught a nasty cold because he stayed up late last night.
Cinayet kötü bir suçtur.Murder is a wicked crime.
Kötü bir not almamın nedeni çalışmamamdır.The reason why I got a bad grade is that I did not study.
Biz en kötüsü için hazırız.We are prepared for the worst.
İyi ve kötü arasında ayrım yapabilirim.I can make a distinction between good and bad.
İki kötü dişim var.I have two bad teeth.
Benim stereo setimin ses kalitesi seninkinden daha kötü.My stereo set is inferior to yours in sound quality.
Benim Almanca bilgim kötüdür.My knowledge of German is poor.