O kötü bir tavşandı.That was an evil bunny.
Olabilecek en kötü şeyi düşünelim.Let's consider the worst that could happen.
Denenmiş olan tüm diğerleri hariç, demokrasi yönetimin en kötü şeklidir.Democracy is the worst form of government, except all the others that have been tried.
O kötü mü?Is it bad?
Bu kötü mü?Is it bad?
Kötü müdür?Is it bad?
O kötü anıları silmek istiyor.He wishes to erase bad memories.
Ben neyin daha kötü olduğunu bilmiyorum.I don't know what is worse.
Hapishanedeki yaşam bir hayvanın yaşamından daha kötüdür.Life in prison is worse than the life of an animal.
En kötüsü için hazırlanıyorum.I'm getting ready for the worst.
Durum sandığımızdan daha kötü.The situation is worse than we believed.
En kötüsünü beklemek zorundayız.We have to expect the worst.
Kötü davranışınla ilgili ne hesap verebilirsin?What account can you give of your misbehavior?
En kötüsü için hazır olmalısınız.You should be ready for the worst.
Sen kötü bir örnek oldun.You've set a bad example.
Başkalarının hakkında kötü konuşmaya gereğinden fazla hazırsın.You are too ready to speak ill of others.
O kötü alışkınlıktan kurtulmalısın.You must get rid of that bad habit.
En kötü ihtimalle sadece otuz dakika geç kalmış olacaksın.You will be delayed for only thirty minutes at worst.
Senin kötü hafızan senin kötü dinleme alışkanlıklarından kaynaklanmaktadır.Your poor memory is due to poor listening habits.
Gelememen çok kötüydü.It was too bad you couldn't come.
Son birkaç yıldır hava kalitesi kötüleşti.Air quality has deteriorated these past few years.
Kendini kötü hissediyor musun?Are you feeling under the weather?
Para tüm kötülüklerin köküdür.Money is the root of all evil.
Para bütün kötülüğün köküdür.Money is the root of all evil.
Para tüm kötülüklerin anasıdır.Money is the root of all evil.
Para iyi bir hizmetkar, ancak kötü bir ustadır.Money is a good servant, but a bad master.
Çok sinirliyken iyiyle kötüyü ayırmaya çalışmanın bir faydası yoktur.It is no use trying to separate the sheep from the goats while in a state of madness.
Onu kötü bir kader bekliyordu.A terrible fate awaited him.
Yarışma aslında ne iyi ne de kötü.Competition is neither good nor evil in itself.
Süt kötüleşti.The milk has gone bad.
Sigara içmek sizin için kötü.Smoking is bad for you.
Fırsatımız varken Tom'u ziyaret etmememiz ne kötü.It's a pity we didn't visit Tom when we had the chance.
Öğünler arasında yemek yemek kötü bir alışkanlıktır.Eating between meals is a bad habit.
Her zaman en kötü için hazırlıklı olmalıyız.We must always be prepared for the worst.
Kötü bittiğimizi düşünüyorum.We think we are over the worst.
Biz kötü tehlikelerin bittiğini keşfettiğimizde çok rahatladık.We were greatly relieved to find that the worst dangers were over.
Geçen hafta deneyimiz kötü geçti.Our experiment went wrong last week.
Hatam hakkında kötü hissediyorum.I feel terrible about my mistake.
Genellikle şekerlemelerin dişleriniz için kötü olduğu söylenir.It is often said that sweets are bad for your teeth.
Kötü bir soğuk algınlığı şarkıcının sesini kaybetmesine sebep oldu.A bad cold caused the singer to lose his voice.
Yazın et çabuk kötü olur, eti buzdolabında saklamalısın.In summer meat easily goes bad; you must keep it in the refrigerator.
Kötü bir şey olacak.Something bad's going to happen.
Ona kötü bir şey olabilir.Something bad may happen to him.
Kötü bir şeyin olacağı içime doğmuştu.I had a hunch something pleasant was going to happen.
Kötü bir işçi aletlerinden şikayet eder.A bad workman complains of his tools.
Kötü bir işçi her zaman aletlerini suçlar.A bad workman always blames his tools.
Kral, gücünü kötüye kullandı.The king abused his power.
Sigara içmek kötü bir alışkanlık.Smoking is a bad habit.
Kötü İngilizcem bana işime maloldu.My poor English cost me my job.
Başkaları hakkında arkalarından kötü konuşmamalıyız.We must not speak ill of others behind their backs.
Her zamankinden daha kötü yağmur yağıyor.It is raining worse than ever.
Hiç kimse arkasından kötü konuşulmasını sevmez.Nobody likes being spoken ill of behind his back.
Onun yokluğunda onun hakkında kötü konuşma.Don't speak badly of him in his absence.
Eğer çok çalışmazsan kötü puanlar almaya devam edeceksin.If you don't study hard, you'll continue to get poor scores.
Parti kötü havaya bakılmaksızın düzenlendi.The party set out regardless of the bad weather.
Kötü cadı adama kötü bir büyü yaptı ve onu bir böceğe çevirdi.The wicked witch cast an evil spell on the man and turned him into an insect.
Hava karardı ve daha da kötüsü yağmur yağmaya başladı.It got dark, and what was worse, it began to rain.
Hava karardı, ve daha da kötüsü, yolumuzu kaybettik.It grew dark, and what was worse, we lost our way.
Kötü yollarda bu küçük araba gerçekten yerine geliyor.On bad roads this little car really comes into its own.
Kötü ruh evden kovuldu.The evil spirit was driven away from the house.