Akılsızın gösterişli bir yaşam sürmesi uygun değilse, Kölelerin önderlere egemen olması Hiç uygun değildir.Tidaklah pantas orang bodoh hidup mewah, dan tidak pula patut hamba memerintah penguasa
Akılsızın gösterişli bir yaşam sürmesi uygun değilse, Kölelerin önderlere egemen olması Hiç uygun değildir.Vellevned sømmer sig ikke for Tåbe, end mindre for Træl at herske over Fyrster.
Akılsızın gösterişli bir yaşam sürmesi uygun değilse, Kölelerin önderlere egemen olması Hiç uygun değildir.Vellevnet høver ikke for en dåre, enda mindre høver det for en træl å herske over fyrster.
Akılsızın gösterişli bir yaşam sürmesi uygun değilse, Kölelerin önderlere egemen olması Hiç uygun değildir.Weelde en overvloed horen niet bij een dwaas; dat is net zoiets als een dienaar, die over koningen heerst.
Akılsızın gösterişli bir yaşam sürmesi uygun değilse, Kölelerin önderlere egemen olması Hiç uygun değildir.Η τρυφη δεν αρμοζει εις αφρονα πολυ ολιγωτερον εις δουλον, να εξουσιαζη επ' αρχοντων.
Akılsızın gösterişli bir yaşam sürmesi uygun değilse, Kölelerin önderlere egemen olması Hiç uygun değildir.Изнежеността не прилича на безумен, - Много по-малко на слуга да властвува над началници.
Akılsızın gösterişli bir yaşam sürmesi uygun değilse, Kölelerin önderlere egemen olması Hiç uygun değildir.Неприлична глупцу пышность, тем паче рабу господство над князьями.
Akılsızın gösterişli bir yaşam sürmesi uygun değilse, Kölelerin önderlere egemen olması Hiç uygun değildir.לא נאוה לכסיל תענוג אף כי לעבד משל בשרים׃
Akılsızın gösterişli bir yaşam sürmesi uygun değilse, Kölelerin önderlere egemen olması Hiç uygun değildir.التنعم لا يليق بالجاهل كم بالاولى لا يليق بالعبد ان يتسلط على الرؤساء
Akılsızın gösterişli bir yaşam sürmesi uygun değilse, Kölelerin önderlere egemen olması Hiç uygun değildir.愚 昧 人 宴 樂 度 日 、 是 不 合 宜 的 . 何 況 僕 人 管 轄 王 子 呢
Akılsızın gösterişli bir yaşam sürmesi uygun değilse, Kölelerin önderlere egemen olması Hiç uygun değildir.愚昧 人宴 樂 度日 、 是 不合宜 的 . 何況僕 人 管 轄 王子呢
Ama sonra düşüncelerini değiştirerek özgür bıraktıkları kadın, erkek köleleri geri alıp zorla köleleştirdiler.후에 그들의 뜻이 변하여 자유케 하였던 노비를 끌어다가 다시 복종시켜 노비를 삼았더라
Ama sonra düşüncelerini değiştirerek özgür bıraktıkları kadın, erkek köleleri geri alıp zorla köleleştirdiler.Zij veranderden al snel van gedachten en maakten hun dienaren weer slaven.
Ama sonra düşüncelerini değiştirerek özgür bıraktıkları kadın, erkek köleleri geri alıp zorla köleleştirdiler.וישובו אחרי כן וישבו את העבדים ואת השפחות אשר שלחו חפשים ויכבישום לעבדים ולשפחות׃
Ama sonra düşüncelerini değiştirerek özgür bıraktıkları kadın, erkek köleleri geri alıp zorla köleleştirdiler.ولكنهم عادوا بعد ذلك فارجعوا العبيد والاماء الذين اطلقوهم احرارا واخضعوهم عبيدا واماء
Ama sonra düşüncelerini değiştirerek özgür bıraktıkları kadın, erkek köleleri geri alıp zorla köleleştirdiler.後 來 卻 又 反 悔 、 叫 所 任 去 自 由 的 僕 人 婢 女 回 來 、 勉 強 他 們 仍 為 僕 婢
Ama sonra düşüncelerini değiştirerek özgür bıraktıkları kadın, erkek köleleri geri alıp zorla köleleştirdiler.後 來卻 又 反悔 、 叫 所 任 去 自由 的 僕人 婢女 回來 、 勉強 他 們仍 為僕婢
Antilles'e getirilen köleleri besledi.A hrănit sclavii aduși în Antile.
Antilles'e getirilen köleleri besledi.Alimentó esclavos traídos a las Antillas.
Antilles'e getirilen köleleri besledi.Elle a nourri les esclaves amenés aux Antilles.
Antilles'e getirilen köleleri besledi.Er ernährte die Sklaven, die auf die Antillen gebracht wurden.
Antilles'e getirilen köleleri besledi.Ha sfamato gli schiavi portati alle Antille.
Antilles'e getirilen köleleri besledi.Het voedde de slaven die naar de Antillen werden gebracht.
Antilles'e getirilen köleleri besledi.Ikan kod menjadi makanan para budak yang dibawa ke Antilles.
Antilles'e getirilen köleleri besledi.앤틸리스 제도로 데려온 노예들도 먹여살렸죠.
Antilles'e getirilen köleleri besledi.Nim również karmiono niewolników przywożonych na Antyle.
Antilles'e getirilen köleleri besledi.Sillä ruokittiin Antilleille tuodut orjat.
Antilles'e getirilen köleleri besledi.Кормила рабов привезенных на Антильские острова.
Antilles'e getirilen köleleri besledi.Тя изхранвала робите, водени в Антилите.
Antilles'e getirilen köleleri besledi.היא האכילה את העבדים שהובאו לאיי האנטילים.
Antilles'e getirilen köleleri besledi.أطعمت العبيد احضرت الى الجزر الهندية
Antilles'e getirilen köleleri besledi.奴隷に与えられていました 「さらばジャマイカ」の歌では
Aynı gün İshakın köleleri gelip kazdıkları kuyu hakkında kendisine bilgi verdiler, ‹‹Su bulduk›› dediler.Diezelfde dag kwamen Isaäks dienaren hem vertellen dat zij water hadden gevonden in een nieuwe put.
Aynı gün İshakın köleleri gelip kazdıkları kuyu hakkında kendisine bilgi verdiler, ‹‹Su bulduk›› dediler.그 날에 이삭의 종들이 자기들의 판 우물에 대하여 이삭에게 와서 고하여 가로되 우리가 물을 얻었나이다 하매
Aynı gün İshakın köleleri gelip kazdıkları kuyu hakkında kendisine bilgi verdiler, ‹‹Su bulduk›› dediler.Toho dne přišli služebníci Izákovi, a oznámili mu o studnici, kterouž kopali, řkouce: Nalezli jsme vodu.
Aynı gün İshakın köleleri gelip kazdıkları kuyu hakkında kendisine bilgi verdiler, ‹‹Su bulduk›› dediler.ויהי ביום ההוא ויבאו עבדי יצחק ויגדו לו על אדות הבאר אשר חפרו ויאמרו לו מצאנו מים׃
Aynı gün İshakın köleleri gelip kazdıkları kuyu hakkında kendisine bilgi verdiler, ‹‹Su bulduk›› dediler.وحدث في ذلك اليوم ان عبيد اسحق جاءوا واخبروه عن البئر التي حفروا وقالوا له قد وجدنا ماء.
Aynı gün İshakın köleleri gelip kazdıkları kuyu hakkında kendisine bilgi verdiler, ‹‹Su bulduk›› dediler.那 一 天 以 撒 的 僕 人 來 、 將 挖 井 的 事 告 訴 他 、 說 、 我 們 得 了 水 了
Aynı gün İshakın köleleri gelip kazdıkları kuyu hakkında kendisine bilgi verdiler, ‹‹Su bulduk›› dediler.那 一 天 以撒 的 僕人 來 、 將挖井 的 事 告 訴他 、 說 、 我 們 得 了 水 了
Babası İbrahim yaşarken kölelerinin kazmış olduğu bütün kuyuları toprakla doldurup kapadılar.그 아비 아브라함 때에 그 아비의 종들이 판 모든 우물을 막고 흙으로 메웠더라
Babası İbrahim yaşarken kölelerinin kazmış olduğu bütün kuyuları toprakla doldurup kapadılar.וכל הבארת אשר חפרו עבדי אביו בימי אברהם אביו סתמום פלשתים וימלאום עפר׃
Babası İbrahim yaşarken kölelerinin kazmış olduğu bütün kuyuları toprakla doldurup kapadılar.وجميع الآبار التي حفرها عبيد ابيه في ايام ابراهيم ابيه طمّها الفلسطينيون وملأوها ترابا.
Babası İbrahim yaşarken kölelerinin kazmış olduğu bütün kuyuları toprakla doldurup kapadılar.當 他 父 親 亞 伯 拉 罕 在 世 的 日 子 、 他 父 親 的 僕 人 所 挖 的 井 、 非 利 士 人 全 都 塞 住 、 填 滿 了 土
Babası İbrahim yaşarken kölelerinin kazmış olduğu bütün kuyuları toprakla doldurup kapadılar.當他 父親 亞伯拉罕 在世 的 日子 、 他 父親 的 僕人 所 挖 的 井 、 非利士人 全都 塞住 、 填滿 了 土
Bağbozumu yaklaşınca, üründen kendisine düşeni almaları için kölelerini bağcılara yolladı.A gdy się przybliżył czas odbierania pożytków, posłał sługi swoje do onych winiarzy, aby odebrali pożytki jej.
Bağbozumu yaklaşınca, üründen kendisine düşeni almaları için kölelerini bağcılara yolladı.A když se přiblížil čas ovoce, poslal služebníky své k vinařům, aby vzali užitky její.
Bağbozumu yaklaşınca, üründen kendisine düşeni almaları için kölelerini bağcılara yolladı.A keď sa priblížil čas ovocia, poslal svojich sluhov k vinárom vziať jeho ovocie.
Bağbozumu yaklaşınca, üründen kendisine düşeni almaları için kölelerini bağcılara yolladı.Cînd a venit vremea roadelor, a trimes pe robii săi la vieri, ca să ia partea lui de rod.
Bağbozumu yaklaşınca, üründen kendisine düşeni almaları için kölelerini bağcılara yolladı.Ðến mùa hái trái , người chủ sai đầy_tớ đến_cùng bọn trồng nho , đặng thâu hoa_lợi .
Bağbozumu yaklaşınca, üründen kendisine düşeni almaları için kölelerini bağcılara yolladı.Ðến mùa hái trái, người chủ sai đầy tớ đến cùng bọn trồng nho, đặng thâu hoa lợi.
Bağbozumu yaklaşınca, üründen kendisine düşeni almaları için kölelerini bağcılara yolladı.E quando chegou o tempo dos frutos, enviou os seus servos aos lavradores, para receber os seus frutos.
Bağbozumu yaklaşınca, üründen kendisine düşeni almaları için kölelerini bağcılara yolladı.In de oogsttijd stuurde hij enkele mannen naar de boeren toe om zijn deel van de oogst op te halen.
Bağbozumu yaklaşınca, üründen kendisine düşeni almaları için kölelerini bağcılara yolladı.실과 때가 가까우매 그 실과를 받으려고 자기 종들을 농부들에게 보내니
Bağbozumu yaklaşınca, üründen kendisine düşeni almaları için kölelerini bağcılara yolladı.Ko se pa približa čas sadu, pošlje hlapce svoje k vinogradnikom, da prejmo pridelke njegove.
Bağbozumu yaklaşınca, üründen kendisine düşeni almaları için kölelerini bağcılara yolladı.Men da Frugttiden nærmede sig, sendte han sine Tjenere til Vingårdsmændene for at få dens Frugter.
Bağbozumu yaklaşınca, üründen kendisine düşeni almaları için kölelerini bağcılara yolladı.Mikor pedig a gyümölcs ideje elérkezett vala, elküldé szolgáit a munkásokhoz, hogy vegyék át az õ gyümölcsét.
Bağbozumu yaklaşınca, üründen kendisine düşeni almaları için kölelerini bağcılara yolladı.När sedan frukttiden nalkades, sände han sina tjänare till vingårdsmännen för att uppbära frukten åt honom.
Bağbozumu yaklaşınca, üründen kendisine düşeni almaları için kölelerini bağcılara yolladı.Pero cuando se acercó el tiempo de la cosecha, envió sus siervos a los labradores para recibir sus frutos
Bağbozumu yaklaşınca, üründen kendisine düşeni almaları için kölelerini bağcılara yolladı.Quando fu il tempo dei frutti, mandò i suoi servi da quei vignaioli a ritirare il raccolto
Bağbozumu yaklaşınca, üründen kendisine düşeni almaları için kölelerini bağcılara yolladı.И когато наближи времето на плодовете изпрати слугите си до земеделците да приберат плодовете му.