köklü ile cümle
köklü kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
ÖRNEK CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
TV'nin icadı günlük hayatımızda köklü bir değişime neden oldu.The invention of TV caused a drastic change in our daily life.
Kız çiçekleri kokluyor.The girl is smelling the flowers.
O çorbayı kokluyor.He is smelling the soup.
Mary çiçekleri kokluyor.Mary is smelling the flowers.
Ben gülleri kokluyorum.I am smelling the roses.
"Benim köpeğimin bir burnu yok." "O nasıl kokluyor?" "Korkunç.""My dog doesn't have a nose." "How does he smell?" "Terrible."
Tom çiçekleri kokluyor.Tom is smelling the flowers.
Dan'ın köpeği sokaktaki ölü bir fareyi kokluyordu.Dan's dog was sniffing a dead rat in the street.
O bir köklü değişiklikti.It was a radical change.
O, çorbayı kokluyor.He smells the soup.
Tom gülü kokluyordu.Tom smelled the rose.
Sami'nin köpeği bir şeyi kokluyor.Sami's dog smelt something.
Bir kokarca kokluyorum.I smell a skunk.
Diğer gözü de dört yaşından beridir tutkal kokluyormuş gibi duruyordu."The other eye looked like he'd been sniffing glue since he was four."
Sekiz gölgeli, dokuz köklü olarak anılır.Many people speak of eight heavens and of nine choirs.
Ülkedeki diğer tüm inançlarda olduğu gibi bu politikayla da İslam köklü değişiklikler geçirdi.Due to this policy as with all other faiths in the country, Islam underwent radical changes.
Marge, sık sık Homer için köklü bir fikir üretir ve çiftin evlilikleri çoğunlukla sallantıdadır.Marge often provides a grounding opinion for Homer and their marriage has often been shaky.
Asya, yaklaşık dört milyar insanın yaşadığı bir merkezdir ve tarımda köklü bir geleneğe sahiptir.Asia is home to some four billion people, and thus has a well established tradition in agriculture.
Birkaç ay içinde Louis Mojonier'in daha büyük ve köklü stüdyosunda çalışmaya başladı.Within a few months he moved to the more established studio of Louis Mojonier.
Bu, klasik mekaniğin köklü bir temel taşı olan Galilean invariance 'i ihlal eder.This violates Galilean invariance, a long-standing cornerstone of classical mechanics.
1978 yılında Deng Şiaoping iktidara geldi ve köklü ekonomik reformlar başlattı.Deng Xiaoping took power in 1978, and instituted significant economic reforms.
Neden Roma köklü?Varför är kärleken röd?
Köklü oyunlar için toplam ödül, yılda milyonlarca ABD doları tutarında olabilir.For well established games, total prize money can amount to millions of U.S. dollars a year.
Köklü bir geçmişi vardır.Has an elusive past.
Arap dünyasının en köklü sinema etkinliği olan festival ilk kez 1976'da düzenlenmiştir.Beirut hosted the first international film festival in the Arab world in 1971.
Mantık, düzenlilik ve temizlik onun kişiliğine köklü bir şekilde yerleşmiştir.Logic, order, and cleanliness are deeply ingrained in his psyche.
Chomsky’nin teorileri farklı alanlarda köklü bir şekilde kullanılmıştır.Chomsky's biographers look at this issue in different ways.
Devrim, belli bir alanda ani ve köklü değişiklik.Revolution brings rapid and comprehensive change.
Enstitünün köklü bir geçmişi vardır.However, the apartment has a horrifying past.
Fakat bu köklü tarihin ortaya çıkarılması ancak yapılacak arkeolojik kazılarla mümkün olabilecektir.Resolution of this debate will likely need to await further archaeological discoveries.
Köklü sebzeler biraz haşlandıktan sonra salamura içinde tutulurdu.Because they are highly flammable, they were then covered in a layer of gunite.
Munsö Hanedanı, Protohistorya döneminde İsveç Krallığı yapmış bir köklü hanedandır.Hamina is an old Finnish Eastern trade capital, founded during the Swedish reign.
Zeytin üretimi adada köklü bir tarihi geçmişe dayanır.Agriculture has long influenced settlement on the island.
Köklü bir devlet anlayışına sahiptirler ve monarşi ile yönetilirler.It is crowned by a royal crown and carries the image of the ruling monarch.
Ruh çözümlemenin son, bitmemiş ama köklü bir tanımı.The receiver top has a serrated, non-glare finish.
İstanbul da iki tane çok köklü askeri lise bulunmaktadır.Ukraine also has two armoured brigades.
İspanya'nın köklü tarihi ve kültürel etkilenmeler birçok farklı mutfak kültürü doğurmuştur.Spain's extensive history with many cultural influences has led to a unique cuisine.
Çetin Köklü, "İkinci Dünya Savaşı'nda Adana Görüşmeleri ve Etkileri".The importance and treatment of profits during the First World War."
Kendisini köklü lezbiyen olarak değerlendirir.For example, he considers himself to be a talented poet.
Bu anayasayı kabul eden ülkelerde demokrasi köklüdür.That grander bargain, enshrined in our Constitution, is democracy.
Bu videoda birkaç tane daha köklü ifadeleri sadeleştirme örneği yapacağım. .In this video, I'm going to do some more examples of simplifying radical expressions.
Bu örnekler farklı köklü ifadeleri toplamayı ve çıkarmayı içerecek. .But these are going to involve adding and subtracting different radical expressions.
Bu sadece köklü ifadeleri sadeleştirmek için bir alıştırma. Bunu daha önce yapmıştık.So this is really an exercise in being able to simplify these radicals, which we've done before.
Öğrendiğimiz dördüncü ve son ders ise köklü değişimlerin potansiyeliyle ilgili.The fourth and final lesson we've learned is about the potential of radical innovation.
Ajax kalkmadan önce balondaki delikleri kokluyor.Ajax is sniffing for holes in the balloon before they set off.
200 metre uzaktasınız, bakıyorsunuz ki beş saniyeniz kalmış, gazı köklüyorsunuz.You're 200 yards away, you realize you've got five seconds to go, you floor it.
Küresel çevremizdeki köklü değişimler nedeniyle bugün, bu öğelerde açılımlar yaşanıyor.Today, each of these elements is opening up due to dramatic changes in the global environment.
Buradaki köklü ifadeyi yalnız bırakmak istiyoruz ki değerini bulabilelim. .We want to isolate this radical here, so that we can solve for it.
Bir de hatırlamanız lazım, diskriminant, köklü ifadenin içindeki kısımdır. .And you just have to remember, it's the part that's under the radical sign of the quadratic formula.
O zaman burada, köklü ifadenin içerisinde negatif bir sayı olacaktır. .And we saw an example of that in the last video.
Köklü bir şey demek. Köklerini bir geleneğin derinliklerine salmış bir şey demek.It's something which is rooted, and something which is rooted deep in a tradition.
(Kokluyor) (Öksürüyor) Kameraman bey, biraz koklar mısınız?(Sniffs) (Coughs) Have a smell of that, mister cameraman.
Aslında biz köklü sayıyı yukaru taşıdık yada irrasyonel sayıyı paya taşıdık. .We essentially got the radical up on the top or we got the irrational number up on the numerator.
Gerçektende kesirde bir köklü sayı istemiyoruz.So we really just don't want a radical in the denominator.
Hepiniz gayet de aynı şeyi kokluyorsunuz, anlaştık mı?You are all smelling pretty much the same thing, OK?
"Millet Meclisi, köklü olduğunu düşünebilirsin."Assembly, you think you're being radical.
"Ama yeterince köklü değilsin."But you're not being radical enough.
"Ve Millet Meclisi yeterince köklü değil."That this National Assembly, they're not radical enough.
Belki köpekler, gergedanlar ve diğer koku odaklı hayvanlar renklerle kokluyorlar.Perhaps dogs and rhinos and other smell-oriented animals smell in color.
Davranış değişikliği tıp alanındaki çözülememiş en köklü sorunlardan biri.It goes all the way back to Aristotle.