Ancak bu fotoğrafta önemli olan, çok-yıllı bir buz parçası olması, yukarı köşedeki şu büyük buz kütlesi.De ami lényeges ennél a képnél, az az, hogy van egy többéves jégdarab, az a nagy darab jég fent a sarokban.
Ancak bu fotoğrafta önemli olan, çok-yıllı bir buz parçası olması, yukarı köşedeki şu büyük buz kütlesi.하지만 여기서 중요한거는 이렇게 복층의 빙하가 있다는 것이고, 이는 저 위의 코너에 있는 하나의 덩어리로 보이는 거에요.
Ancak bu fotoğrafta önemli olan, çok-yıllı bir buz parçası olması, yukarı köşedeki şu büyük buz kütlesi.Maar belangrijk in dit beeld is dat stuk meerjarig ijs, die grote brok ijs boven in de hoek.
Ancak bu fotoğrafta önemli olan, çok-yıllı bir buz parçası olması, yukarı köşedeki şu büyük buz kütlesi.Men det vigtige i dette billedede, er at man har et stykke multi-års is, det store stykke is oppe i hjørnet.
Ancak bu fotoğrafta önemli olan, çok-yıllı bir buz parçası olması, yukarı köşedeki şu büyük buz kütlesi.Men vad som är viktigt i den här bilden är biten av flerårig is, det stora stycket uppe i hörnet.
Ancak bu fotoğrafta önemli olan, çok-yıllı bir buz parçası olması, yukarı köşedeki şu büyük buz kütlesi.Nhưng điểm quan trọng trong bức hình này là bạn thấy một mảng băng nhiều năm tuổi là núi băng lớn ở phía góc.
Ancak bu fotoğrafta önemli olan, çok-yıllı bir buz parçası olması, yukarı köşedeki şu büyük buz kütlesi.No na tom obrázku je dôležité to, že je tam ten kus rôzne starého ľadu, ten obrovský kusisko ľadu hore v rohu.
Ancak bu fotoğrafta önemli olan, çok-yıllı bir buz parçası olması, yukarı köşedeki şu büyük buz kütlesi.Tässä kuvassa tärkeää on pala vanhaa merijäätä, tuo iso mötikkä jäätä ylhäällä kulmassa.
Ancak bu fotoğrafta önemli olan, çok-yıllı bir buz parçası olması, yukarı köşedeki şu büyük buz kütlesi.Але важливим тут є саме цей уламок багаторічного льоду, он той великий шмат льоду в кутку.
Ancak bu fotoğrafta önemli olan, çok-yıllı bir buz parçası olması, yukarı köşedeki şu büyük buz kütlesi.Но самым главным на этом фото является кусок многолетнего льда, вон тот большой осколок в верхнем углу.
Ancak bu fotoğrafta önemli olan, çok-yıllı bir buz parçası olması, yukarı köşedeki şu büyük buz kütlesi.אך מה שחשוב בתמונה הזו זה החלק מהקרח הרב-שנתי, הגוש הגדול של הקרח למעלה בפינה.
Ancak bu fotoğrafta önemli olan, çok-yıllı bir buz parçası olması, yukarı köşedeki şu büyük buz kütlesi.ولكن المهم في هذه الصورة .. هو ان هذه القطع الجليدية وخاصة في زواياها .. الكبيرة
Ancak bu fotoğrafta önemli olan, çok-yıllı bir buz parçası olması, yukarı köşedeki şu büyük buz kütlesi.多年氷の大きな塊です この一塊の氷に
Ancak muhakkak köşelerden geçmiyorlardı.수직이등분선이지만 반드시 수직이지는 않은
Ancak Zimbabve kırsalının uzak ücra bir köşesinde bunu bulacağım hakkında hiçbir fikrim yoktu.Ale vůbec jsem netušil, že jej najdu v odlehlé části buše Zimbabwe.
Ancak Zimbabve kırsalının uzak ücra bir köşesinde bunu bulacağım hakkında hiçbir fikrim yoktu.Dar habar n-aveam că-l voi găsi în tufişurile din îndepărtatul Zimbabwe.
Ancak Zimbabve kırsalının uzak ücra bir köşesinde bunu bulacağım hakkında hiçbir fikrim yoktu.Dù không có ý niệm gì, nhưng tôi tìm ra điều đó tại một nơi hẻo lánh trong rừng Zimbabwe
Ancak Zimbabve kırsalının uzak ücra bir köşesinde bunu bulacağım hakkında hiçbir fikrim yoktu.Ich hatte jedoch keine Ahnung, dass ich sie im Busch von Zimbabwe finden würde.
Ancak Zimbabve kırsalının uzak ücra bir köşesinde bunu bulacağım hakkında hiçbir fikrim yoktu.Ik had echter nooit verwacht dat ik het zou vinden in een afgelegen deel van de Zimbabwaanse bush.
Ancak Zimbabve kırsalının uzak ücra bir köşesinde bunu bulacağım hakkında hiçbir fikrim yoktu.I tak się stało, choć nie wiedziałem, że znajdę go w odległym buszu Zimbabwe.
Ancak Zimbabve kırsalının uzak ücra bir köşesinde bunu bulacağım hakkında hiçbir fikrim yoktu.Jag hade ingen aning däremot, att jag skulle hitta den långt ute i Zimbabwes vildmark.
Ancak Zimbabve kırsalının uzak ücra bir köşesinde bunu bulacağım hakkında hiçbir fikrim yoktu.그래도 그걸 짐바브웨의 외딴 풀숲에서 찾게 되리라곤 상상도 하지 못했었죠.
Ancak Zimbabve kırsalının uzak ücra bir köşesinde bunu bulacağım hakkında hiçbir fikrim yoktu.Ma non avrei mai immaginato di trovarlo in una zona remota del bush dello Zimbabwe.
Ancak Zimbabve kırsalının uzak ücra bir köşesinde bunu bulacağım hakkında hiçbir fikrim yoktu.Mégis, nem gondoltam, hogy Zimbabwe egy eldugatott részén fogom ezt megtalálni.
Ancak Zimbabve kırsalının uzak ücra bir köşesinde bunu bulacağım hakkında hiçbir fikrim yoktu.Namun tidak pernah terpikir sebelumnya, bahwa saya akan menemukannya di tempat terpencil di hutan Zimbabwe.
Ancak Zimbabve kırsalının uzak ücra bir köşesinde bunu bulacağım hakkında hiçbir fikrim yoktu.No sabía, sin embargo, que lo encontraría en una zona remota de las selvas de Zimbabue.
Ancak Zimbabve kırsalının uzak ücra bir köşesinde bunu bulacağım hakkında hiçbir fikrim yoktu.Par contre, je ne savais pas que je le trouverai dans la brousse du Zimbabwe.
Ancak Zimbabve kırsalının uzak ücra bir köşesinde bunu bulacağım hakkında hiçbir fikrim yoktu.Δεν είχα ιδέα, όμως, πως θα τον έβρισκα σε ένα απομακρυσμένο μέρος της ζούγκλας της Ζιμπάμπουε.
Ancak Zimbabve kırsalının uzak ücra bir köşesinde bunu bulacağım hakkında hiçbir fikrim yoktu.И представа си нямах, обаче,че ще го намеря в пущинака на един от затънтените райони на Зимбабве.
Ancak Zimbabve kırsalının uzak ücra bir köşesinde bunu bulacağım hakkında hiçbir fikrim yoktu.Но я понятия не имел, что найду её в отдалённой части зарослей Зимбабве.
Ancak Zimbabve kırsalının uzak ücra bir köşesinde bunu bulacağım hakkında hiçbir fikrim yoktu.Хоча я поняття не мав, що знайду її у віддаленій частині Зімбабве.
Ancak Zimbabve kırsalının uzak ücra bir köşesinde bunu bulacağım hakkında hiçbir fikrim yoktu.אבל לא ידעתי שאמצא זאת בחלק נידח של הסבך בזימבאבווה.
Ancak Zimbabve kırsalının uzak ücra bir köşesinde bunu bulacağım hakkında hiçbir fikrim yoktu.私たちが パトロールする上空には ハゲタカが舞っていて
(anlaşılamıyor) köşelerinden tutup çevrilmiş gibi.ama bu şekilde görünce daha ilginç duruyor.Det ser mest ut som ni vänt lite på dem. Men när man ser det på det sättet så ser det mer intressant ut.
(anlaşılamıyor) köşelerinden tutup çevrilmiş gibi.ama bu şekilde görünce daha ilginç duruyor.Det ser ud som om I bare har drejet dem. Men når du ser dem sådan ser det mere interessant ud.
(anlaşılamıyor) köşelerinden tutup çevrilmiş gibi.ama bu şekilde görünce daha ilginç duruyor.Jakobyste je na rohu obrátili. Ale když se na to tak díváte, vypadá to zajímavěji.
(anlaşılamıyor) köşelerinden tutup çevrilmiş gibi.ama bu şekilde görünce daha ilginç duruyor.[ không rõ ] Bạn thấy mình đã đảo ngược đầu của nó. Nhưng khi nhìn thế này nó trông thích mắt hơn nhiều.
(anlaşılamıyor) köşelerinden tutup çevrilmiş gibi.ama bu şekilde görünce daha ilginç duruyor.[kivehetetlen] Úgy tűnt, hogy a sarkára fordítottad. De ha így nézem, sokkal érdekesebbnek tűnik.
(anlaşılamıyor) köşelerinden tutup çevrilmiş gibi.ama bu şekilde görünce daha ilginç duruyor.(잘 들리지 않음) 그냥 이렇게 돌려 놨다고 생각하시겠지만, 그렇게 놓고 보면 더 흥미로운 모양이 된단 말이죠.
(anlaşılamıyor) köşelerinden tutup çevrilmiş gibi.ama bu şekilde görünce daha ilginç duruyor.[non si capisce] Sembra solo che l'abbiate rigirato. Ma se lo guarda così è più interessante.
(anlaşılamıyor) köşelerinden tutup çevrilmiş gibi.ama bu şekilde görünce daha ilginç duruyor.Parece que o virámos ao contrário, Mas, quando o vemos assim, tem um aspeto mais interessante.
(anlaşılamıyor) köşelerinden tutup çevrilmiş gibi.ama bu şekilde görünce daha ilginç duruyor.[poco claro] Parece como si lo giraras a un lado, pero cuando lo ves así se ve más interesante.
(anlaşılamıyor) köşelerinden tutup çevrilmiş gibi.ama bu şekilde görünce daha ilginç duruyor.[Αβέβαιος] Φαίνεται ότι απλά το γυρίσατε 45 μοίρες. Αλλά φαίνεται πιο ενδιαφέρον όταν το κοιτάς έτσι.
(anlaşılamıyor) köşelerinden tutup çevrilmiş gibi.ama bu şekilde görünce daha ilginç duruyor.(неразбочиво) Похоже, вы поставили его на ребро. Но если так на это смотреть, выглядит это куда интереснее.
(anlaşılamıyor) köşelerinden tutup çevrilmiş gibi.ama bu şekilde görünce daha ilginç duruyor.Току-що погледнахте, като че ли сте го обърнали наопаки. Но когато го видите така, изглежда по-интересно.
(anlaşılamıyor) köşelerinden tutup çevrilmiş gibi.ama bu şekilde görünce daha ilginç duruyor.[לא ברור] פשוט נראה כאילו סובבת את זה הפוך, אבל כשרואים את זה ככה, זה נראה יותר מעניין.
(anlaşılamıyor) köşelerinden tutup çevrilmiş gibi.ama bu şekilde görünce daha ilginç duruyor.もっとおもしろい形だね 男:両方試食してください
Anlatıcı: Kamerun'un ücra bir köşesinde, iki avcı avlarını takip ediyorlar.Nas profundezas de uma região remota dos Camarões, dois caçadores seguem a sua presa.
Anlatıcı: Kamerun'un ücra bir köşesinde, iki avcı avlarını takip ediyorlar.Sâu trong vùng hoang sơ của Cameroon hai thợ săn bám theo con mồi của họ
Arada sırada bütün aile toplanırız ve akrabalarımdan birisi çıkıp bana "sonunda köşeyi döndüm" der.Kutsutaan tätä nimellä "Osake A". Osake A Ja "Osake B".
Arada sırada bütün aile toplanırız ve akrabalarımdan birisi çıkıp bana "sonunda köşeyi döndüm" der."大もうけしたぞ" などと自慢することです。 シティバンクを買った。
Ardından da şu vardı: "Mobilyalara ihtiyacı var. Bu dairenin bir köşesinde yatıyor."Aztán rájöttek, hogy bútorokra van szükségem, mert szinte a földön aludtam.
Arkada konutun köşeleri için iki çerçeve yap.A dve dosky spravíš pre uhly príbytku na zadnej strane,
Arkada konutun köşeleri için iki çerçeve yap.A dvě dsky uděláš v obou dvou úhlech příbytku;
Arkada konutun köşeleri için iki çerçeve yap.A dwie deski uczynisz w kąciech przybytku w obydwu stronach.
Arkada konutun köşeleri için iki çerçeve yap.A hajlék szegleteiül is csinálj két deszkát a két oldalon.
Arkada konutun köşeleri için iki çerçeve yap.dan dua rangka untuk sudut-sudutnya
Arkada konutun köşeleri için iki çerçeve yap.dazu zwei Bretter hinten an die zwei Ecken der Wohnung,
Arkada konutun köşeleri için iki çerçeve yap.en voor elke hoek van de tent twee panelen.
Arkada konutun köşeleri için iki çerçeve yap.Farai inoltre due assi per gli angoli della Dimora sulla parte posteriore