‹‹Saat beşe doğru işe başlayanlar gelip kâhyadan birer dinar aldılar.A gdy przyszli oni, którzy o jedenastej godzinie byli najęci, wziął każdy z nich po groszu.
‹‹Saat beşe doğru işe başlayanlar gelip kâhyadan birer dinar aldılar.A keď prišli tí okolo jedonástej hodiny najatí, dostali po denáre.
‹‹Saat beşe doğru işe başlayanlar gelip kâhyadan birer dinar aldılar.A přišedše ti, kteříž byli při jedenácté hodině najati, vzali jeden každý po penízi.
‹‹Saat beşe doğru işe başlayanlar gelip kâhyadan birer dinar aldılar.Cei din ceasul al unsprezecelea au venit, şi au luat fiecare cîte un leu.
‹‹Saat beşe doğru işe başlayanlar gelip kâhyadan birer dinar aldılar.Ceux de la onzième heure vinrent, et reçurent chacun un denier.
‹‹Saat beşe doğru işe başlayanlar gelip kâhyadan birer dinar aldılar.Chegando, pois, os que tinham ido cerca da hora undécima, receberam um denário cada um.
‹‹Saat beşe doğru işe başlayanlar gelip kâhyadan birer dinar aldılar.Da kamen, die um die elfte Stunde gedingt waren, und empfing ein jeglicher seinen Groschen.
‹‹Saat beşe doğru işe başlayanlar gelip kâhyadan birer dinar aldılar.Då nu de kommo fram, som voro lejda vid elfte timmen, fick var och en av dem full dagspenning.
‹‹Saat beşe doğru işe başlayanlar gelip kâhyadan birer dinar aldılar.De mannen die om vijf uur waren aangenomen, kregen allemaal een volledig dagloon.
‹‹Saat beşe doğru işe başlayanlar gelip kâhyadan birer dinar aldılar.Entonces vinieron los que habían ido cerca de la undécima hora y recibieron cada uno un denario
‹‹Saat beşe doğru işe başlayanlar gelip kâhyadan birer dinar aldılar.És jövén a tizenegyórásak, fejenként tíz-tíz pénzt võnek.
‹‹Saat beşe doğru işe başlayanlar gelip kâhyadan birer dinar aldılar.In prišedši prejmo tisti, ki so bili najeti okoli enajste ure, po denarju.
‹‹Saat beşe doğru işe başlayanlar gelip kâhyadan birer dinar aldılar.제 십일시에 온 자들이 와서 한 데나리온씩을 받거늘
‹‹Saat beşe doğru işe başlayanlar gelip kâhyadan birer dinar aldılar.Kun nyt tulivat ne, jotka olivat saapuneet yhdennentoista hetken vaiheilla, saivat he kukin denarin.
‹‹Saat beşe doğru işe başlayanlar gelip kâhyadan birer dinar aldılar.Những người làm công mướn từ giờ thứ mười một đến, lãnh mỗi người được một đơ-ni-ê.
‹‹Saat beşe doğru işe başlayanlar gelip kâhyadan birer dinar aldılar.Những người làm_công mướn từ giờ thứ mười_một đến , lãnh mỗi người được một đơ - ni - ê .
‹‹Saat beşe doğru işe başlayanlar gelip kâhyadan birer dinar aldılar.Og de, som vare lejede ved den ellevte Time, kom og fik hver en Denar.
‹‹Saat beşe doğru işe başlayanlar gelip kâhyadan birer dinar aldılar.Så kom de som var leid ved den ellevte time, og de fikk hver sin penning.
‹‹Saat beşe doğru işe başlayanlar gelip kâhyadan birer dinar aldılar.Venuti quelli delle cinque del pomeriggio, ricevettero ciascuno un denaro
‹‹Saat beşe doğru işe başlayanlar gelip kâhyadan birer dinar aldılar.Και ελθοντες οι περι την ενδεκατην ωραν μισθωθεντες, ελαβον ανα εν δηναριον.
‹‹Saat beşe doğru işe başlayanlar gelip kâhyadan birer dinar aldılar.И пришедшие около одиннадцатого часа получили по динарию.
‹‹Saat beşe doğru işe başlayanlar gelip kâhyadan birer dinar aldılar.И тъй, дойдоха условените около единадесетия час, и получиха по един пеняз.
‹‹Saat beşe doğru işe başlayanlar gelip kâhyadan birer dinar aldılar.І прийшовши ті, що коло одинайцятої години, взяли по денарию.
‹‹Saat beşe doğru işe başlayanlar gelip kâhyadan birer dinar aldılar.ויבאו הנשכרים בשעת אחת עשרה ויקחו איש איש דינר אחד׃
‹‹Saat beşe doğru işe başlayanlar gelip kâhyadan birer dinar aldılar.فجاء اصحاب الساعة الحادية عشرة واخذوا دينارا دينارا.
‹‹Saat beşe doğru işe başlayanlar gelip kâhyadan birer dinar aldılar.約 在 酉 初 雇 的 人 來 了 、 各 人 得 了 一 錢 銀 子
‹‹Saat beşe doğru işe başlayanlar gelip kâhyadan birer dinar aldılar.約 在 酉初雇 的 人 來 了 、 各人 得了 一 錢 銀子
Yusufun kâhyasına yaklaşıp evin kapısında onunla konuştular:فتقدموا الى الرجل الذي على بيت يوسف وكلموه في باب البيت.
Yusufun kâhyasına yaklaşıp evin kapısında onunla konuştular:他 們 就 挨 進 約 瑟 的 家 宰 、 在 屋 門 口 和 他 說 話
Yusufun kâhyasına yaklaşıp evin kapısında onunla konuştular:他 們 就 挨 進約瑟 的 家宰 、 在 屋門口 和 他 說話
Yusufun kâhyasına yaklaşıp evin kapısında onunla konuştular:Allora si avvicinarono al maggiordomo della casa di Giuseppe e parlarono con lui all'ingresso della casa
Yusufun kâhyasına yaklaşıp evin kapısında onunla konuştular:A přistoupivše k muži tomu, kterýž spravoval v domě Jozefově, mluvili k němu ve dveřích domu,
Yusufun kâhyasına yaklaşıp evin kapısında onunla konuştular:A pristúpiac k mužovi, ktorý bol postavený nad domom Jozefovým, vraveli mu pri dveriach domu
Yusufun kâhyasına yaklaşıp evin kapısında onunla konuştular:A przystąpiwszy do męża tego, który był sprawcą domu Józefowego, mówili do niego we drzwiach domu.
Yusufun kâhyasına yaklaşıp evin kapısında onunla konuştular:Darum traten sie zu Josephs Haushalter und redeten mit ihm vor der Haustür
Yusufun kâhyasına yaklaşıp evin kapısında onunla konuştular:Entonces se acercaron al administrador de la casa de José y le hablaron a la entrada de la casa
Yusufun kâhyasına yaklaşıp evin kapısında onunla konuştular:És járulának József házának gondviselõjéhez, és szólának néki a ház ajtajában.
Yusufun kâhyasına yaklaşıp evin kapısında onunla konuştular:In pristopijo k možu, ki je upravljal hišo Jožefovo, in ga ogovore pred vrati hiše
Yusufun kâhyasına yaklaşıp evin kapısında onunla konuştular:Karena itu, di dekat pintu rumah Yusuf, mereka berkata kepada kepala rumah tangga
Yusufun kâhyasına yaklaşıp evin kapısında onunla konuştular:그들이 요셉의 청지기에게 가까이 나아가 그 집 문앞에서 그에게 고하여
Yusufun kâhyasına yaklaşıp evin kapısında onunla konuştular:Mấy anh em bèn đến gần quản gia của Giô-sép, thưa cùng người tại ngoài cửa
Yusufun kâhyasına yaklaşıp evin kapısında onunla konuştular:Mấy anh_em bèn đến gần quản_gia của Giô-sép , thưa cùng người tại ngoài cửa
Yusufun kâhyasına yaklaşıp evin kapısında onunla konuştular:Niin he menivät Joosefin huoneenhaltijan luo ja puhuttelivat häntä talon ovella
Yusufun kâhyasına yaklaşıp evin kapısında onunla konuştular:Och de trädde fram till Josefs hovmästare och talade med honom vid ingången till huset
Yusufun kâhyasına yaklaşıp evin kapısında onunla konuştular:og sagde: "Hør os, Herre! Vi drog en Gang før herned for at købe Føde,
Yusufun kâhyasına yaklaşıp evin kapısında onunla konuştular:og sa: Hør, herre! Vi kom forrige gang ned her for å kjøpe korn;
Yusufun kâhyasına yaklaşıp evin kapısında onunla konuştular:Por isso eles se chegaram ao despenseiro da casa de José, e falaram com ele � porta da casa,
Yusufun kâhyasına yaklaşıp evin kapısında onunla konuştular:S'au apropiat de economul casei lui Iosif, şi au intrat în vorbă cu el la uşa casei;
Yusufun kâhyasına yaklaşıp evin kapısında onunla konuştular:Затова те се приближиха при Иосифовия домакин и говориха му при вратата на дома, казвайки:
Yusufun kâhyasına yaklaşıp evin kapısında onunla konuştular:И подошли они к начальнику дома Иосифова, и стали говорить ему у дверей дома,
Yusufun kâhyasına yaklaşıp evin kapısında onunla konuştular:ויגשו אל האיש אשר על בית יוסף וידברו אליו פתח הבית׃