kâğıtlar ile cümle

kâğıtlar kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Otelde, Selena eksik finansal kâğıtlar talep etti.Όταν επέστρεψαν στο ξενοδοχείο η Σελίνα απαίτησε ξανά τα οικονομικά αυτά αρχεία.
Koz olan rengin herhangi bir kağıdı diğer renklerin tüm kâğıtlarından üstündür.Οποιοδήποτε κόζι είναι ανώτερο από οποιοδήποτε φύλλο άλλου χρώματος.
Her oyuncu sırayla oyuna başlayabilir, ilk başlayan kâğıtları dağıtan kişinin sağında oturandır.Σε κάθε διανομή πρώτος παίζει ο δεξιά αυτού που μοίρασε και μπορεί να παίξει οποιοδήποτε φύλλο.
Babası biraz tereddüt ile onayladı ve gerekli kâğıtları imzaladı.Αντέγραψε, επίσης, έργα του πατέρα του και τα πώλησε με την πατρική υπογραφή.
En yüksek kağıdı atan oyuncu ortadaki kâğıtları alır ve ortaya yeni bir kâğıt atar.Οποιοσδήποτε και αν είναι ο πρώτος παίκτης, κάνει μια δήλωση και τοποθετεί κάποια χαρτιά κάτω.
Hizmet bedava olacak, basılı kâğıtların arkasında kalın kırmızı harflerle reklamlar olacaktı.Είναι διακοσμημένος με ερυθρόμορφη αγγειογραφία με επιγραφές των ονομάτων.
Carmen, Frasquita ve Mercedes iskambil kâğıtları ile oradakilerin fallarına bakarlar.Frasquita og Mercedes forlyster sig med at læse deres spådomme i kortene.
Tüm kâğıtlar dağıtıldığında, oyuna başlanmaya hazırdır.Når alle spillerne er klar, kan selve spillet gå i gang.
(2016) Kağıtlar.2016) indbyggere.
Kağıtları Kaliforniya Üniversitesi, Berkeley’deki Bancroft Kütüphanesinde bulunmaktadır.Fragmentene tilhører samlingen til biblioteket Bancroft Library ved Universitet i California, Berkeley.
Böylece tüm kâğıtlar bitinceye kadar oyun oynanır.Slik fortsetter det til alle kortene har blitt spilt.
Gümüş halidler ışığa duyarlı kimyasallardır ve genelde fotoğrafik film ve kâğıtlarda kullanılırlar.Sølvhalogenider er lysfølsomme og brukes i fotografisk film.
Babası biraz tereddüt ile onayladı ve gerekli kâğıtları imzaladı.De fikk ordnet med midlertidig oppholdstillatelse og andre papirer, og fikk noen småprosjekter for bekjente.
Wick'in 1588'de ölümünden sonra, çalışmaları (kâğıtlar) Grossmünster manastırındaki kütüphanede toplandı.Koleksi koleksi Wick dikumpulkan di biara Grossmünster setelah kematiannya pada tahun 1588.
Saldívar motele döndü ve Selena eksik finansal kâğıtları tekrar istedi.Saldívar trở về khách sạn và một lần nữa Selena yêu cầu giấy tờ tài chính thất lạc.
Martin Bormann kâğıtları yaktı ve meşaleyi cesetlere attı.Bormann đốt giấy và để chúng lên các thi thể.
İlk kullanımı, kutsal bilgilerin yazılı olduğu kâğıtlar şeklindedir.Luật Thiêng liêng là những gì được ghi ở Kinh Thánh.
Babası biraz tereddüt ile onayladı ve gerekli kâğıtları imzaladı.Bà đã thẳng thắn nhận tất cả các việc làm này của mình và ký ngay vào biên bản phiên tòa.
Yerde kâğıt az ise kâğıtları açmaktan çekinmeyin.しかし,最小交点射影図かどうかの言及はない。
Ofisteki çalışma masası daima kâğıtlarla doluydu.教会内の執務室のデスクには、いつも書類がうず高く積まれている。
Tüm kâğıtlar dağıtıldığında, oyuna başlanmaya hazırdır.)全員の準備が整ったらゲームを始める。
İlk oyunsa, büyük kağıdı çeken kâğıtları dağıtır.初回盤は紙製パッケージ仕様。
Martin Bormann kâğıtları yaktı ve meşaleyi cesetlere attı.その後、ボルマンが紙に火をつけ、それを死体の上に投げた。
İlk girişte duvarlarda bulunan kâğıtları gördüğünde oldukça şaşırır.ほとんどの人は初めて見るおもちゃに驚きを覚えるという。
İzin kâğıtlarını alıp arabayla yola çıktıkları sırada bir başka çetenin saldırısına uğrarlar ve Julian ölür.検問所に向かう途中、セオたちの車は暴徒の襲撃に遭い、ジュリアンが撃たれて絶命する。
Daha çok ezberlediklerini derledi çünkü kâğıtlara güvenmiyordu.她當時設法將它們當中的大部份用記憶保存下來,因為她並不相信紙張。
Yerde kâğıt az ise kâğıtları açmaktan çekinmeyin.國枝詩穗(国枝 詩穂,配音員:下地紫野) 請參考國枝詩穗。
Babası biraz tereddüt ile onayladı ve gerekli kâğıtları imzaladı.上司答应了要求,还批准他设计游戏角色。
Böylece tüm kâğıtlar bitinceye kadar oyun oynanır.如此进行直到所有的牌都被选完。
Yukawa’nın kâğıtları ile modern atom modeli tamamlandı.유카와의 논문에서, 원자의 현대 모델은 완벽했다.
Fakat bütün bu kâğıtlar arşiv malzemesi değildir.하지만 장갑은 필수적인 장비는 아니다.
Ofisteki çalışma masası daima kâğıtlarla doluydu.골초로, 책상이 항상 담배 꽁초가 가득 있다.
Scott firmasının bu işler için düzenlenmiş olan kâğıtları kullanılıyordu.그런 이들에게 노스님은 상좌들을 일일이 소개했다는 것이다.
Babası biraz tereddüt ile onayladı ve gerekli kâğıtları imzaladı.הדפדפן בודק שהתעודה בתוקף ושהיא חתומה על ידי רשות מוסמכת.
Bunlar genelde tanınmış firmaların kâğıtlarından oluşur.אוהל זה משמש בעיקר לאירועים סגורים של ידוענים.
İlk oyunsa, büyük kağıdı çeken kâğıtları dağıtır.הדבר הראשון שהוא עושה זה לזרוק את ספרי הלימוד.
Destedeki kâğıtların isimleri ve şekilleri bazı destelerde yöresel ve bölgesel olarak farklılık gösterebilir.לדבריו בקיפו יכלו לסמל באמצעות צבעים גם שמות פרטיים ושל מקומות ואזורים.
Martin Bormann kâğıtları yaktı ve meşaleyi cesetlere attı.Мартин Борман запалва документите и хвърля факла върху телата.
Bunlar genelde tanınmış firmaların kâğıtlarından oluşur.Те обикновено се правят по индивидуална поръчка от майсторите на известните фирми.
Oyuncunun aldığı ellerdeki kâğıtların puan değerleri (9=0; J=2; Q=3; K=4; 10=10; A=11) toplanır.Стойностите на картите, с които се играе, са както следва: 9=0; J=2; Q=3; K=4; 10=10; A=11.
Babası biraz tereddüt ile onayladı ve gerekli kâğıtları imzaladı.Но приемният ѝ баща настоявал и тя трябвало да се съгласи.
Resimlerini genellikle renkli fon kâğıtları üzerine guaj boya ile yaptı.Рисунките обикновено се извършват върху цветна хартия.
Tüm kâğıtlar dağıtıldığında, oyuna başlanmaya hazırdır.Kad su sve karte odigrane, započinje obračun.
Her oyuncu sırayla oyuna başlayabilir, ilk başlayan kâğıtları dağıtan kişinin sağında oturandır.To može napraviti bilo koji igrač u paru, tj. onaj koji se prvi riješi svojih karata.
(2016) Kağıtlar.Ne umire pisma, 2016.
Yerdeki deste bittiğinde yere atılan son kâğıt hariç, atılan kâğıtlar tekrar karıştırılarak yere koyulur.Kad cijev uđe svojom cijelom duljinom u zemlju na nju se, cijevnom spojnicom nadoveže druga cijev.
Tenten, asayı çalan adamın cüzdanından aldığı kâğıtları gösterir.Útočníci sa snažili ukradnúť jeho peňaženku.
Babası biraz tereddüt ile onayladı ve gerekli kâğıtları imzaladı.On sám sa k prezývke hlásil a podpisoval ňou niektoré svoje obrazy.
Bu zımba kâğıtları birleştirmek yanında, kitapları, kutuları ve halıları tutturabilmekteydi.Ich veľkosť ich umožňovala umiestňovať ľahko do vrecka saka, balíčkov a kníh.
Bilimsel dergilerin kâğıtları ciddi bir şekilde hiçbir şeyin teorisi ile dolu.Štúdiom celých čísel sa zaoberá teória čísel.
Yüksek kalitede, parlak kâğıtların üretiminde kaolin kullanılır.Používa sa ľanový alebo konopný, vysoko kvalitný celulózový papier.
Otelde, Selena eksik finansal kâğıtlar talep etti.Pri hotelu je Selena zahtevala tudi manjkajoče finančne dokumente.
Carmen, Frasquita ve Mercedes iskambil kâğıtları ile oradakilerin fallarına bakarlar.Carmen, Frasquita in Mercedes prerokujejo usodo iz kart.
Babası biraz tereddüt ile onayladı ve gerekli kâğıtları imzaladı.Z njim je blagoslavljal domove in podpisoval pisma.
Tüm kâğıtlar dağıtıldığında, oyuna başlanmaya hazırdır.Ko so vse karte odmetane, se začne štetje pobranih kart.
Damga Vergisi Mükellefi: Kağıtları imza edenlerdir.Priznanja vodniške komisije so: Pisna zahvala.
Uçak şekline katlanan kâğıtlardan oluşan oyuncak maketlere kâğıt uçak denilir.Popierinis lėktuvėlis – iš popieriaus išlankstomas žaislinis lėktuvėlis, lėktuvo modelis.
Yukawa’nın kâğıtları ile modern atom modeli tamamlandı.Tänu Yukawa töödele oli tänapäevane aatomimudel täielik.
Duvar Kağıtları şimdi bağımsız bir menü.Ökomärgiseid väljastab sõltumatu osapool.
Babası biraz tereddüt ile onayladı ve gerekli kâğıtları imzaladı.Tal oli oma pitsat, millega tõestas ja kinnitas dokumentide autentsust.

İlgili Sayfalar