Ana içeriğe geç
Sözlük

jelatin ile cümle

jelatin kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
7
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Ben jelatin kullanmadan panna cotta yaparım.I make panna cotta without using gelatin.
Gerçek meyve suyu, doğal renkler ve doğal tatlar, jelatin ve şellak kullanılarak yapılır.They are made using real fruit juice, natural colours and natural flavours, gelatine and shellac.
Mantar, düz bir diske benzer, jelatine benzer bir zardan oluşur.A minidisk is a contiguous subset of a real disk which functions like a real disk.
Yarım kaynatılmış pirinç çekirdekleri tamamen jelatinleştiğinde saydam olmalıdır.The parboiled rice kernels should be translucent when wholly gelatinized.
Jelatin, kollajenin geri dönüşsüz olarak hidrolize edilmesiyle oluşturulur.Asbestos can be recycled by transforming it into harmless silicate glass.
Kaynatıldığında eriyerek yapışkan bir madde olan jelatine dönüşür.Boiling point The state at which a substance becomes gaseous.
Nişastalar, 180 dereceye ulaştığı zaman, jelatinleşiyor.And the starches, when they reach about 180 degrees, gelatinize.
Jelatinleşme fırındaki dönüşümlerden biri.And gelatinization is yet another oven transformation.
Yığınlar, tüm veri topluluğunu geniş, hafif sallanan jelatin damlalarmış gibi görselleştiriyor.Mounds visualizes the entire dataset as large, gelatinous blobs which kind of jiggle.
Parçaların fırlamasını engellemek için jelatinden küçük bir bariyer yaptım mesela.But I had to make a little barrier, going around it, out of cellophane, to stop it moving.
Jelatini çıkarmaya çalışıyorum ama statik elektrik her şeyi engelliyor.And I'm trying to remove it. And the static is interfering with everything.
Dizerken jelatinimizde delikler açtık ve bazı örnekleri ve mantarları kirlettik.We poked holes in our agar while streaking and contaminated some samples and funghi.
Şirket, jelatin kapsülleri üreten bir fabrika satın almış.They purchased a factory producing gelatin capsules.
Epitel doku ile kaplı jelatinöz bir içeriğe sahip kistik bir yapı özelliği gösterir.It consists of a gelatinous material contained within a membrane of epithelial tissue.
Islak plaka işlemi 19. yüzyılın sonlarında jelatin kuru plakalarla değiştirildi .The wet plate process was replaced late in the 19th century by gelatin dry plates.
Basit bir jelatin film, sırayla üç renkle işlenir.Ein dreiecksfreier planarer Graph kann mit drei Farben gefärbt werden.
Üretilen Helal Haribo'lar domuz jelatini içermediği için müslümanlar tarafından tercih edilmektedir.ويعد طبق حلال للمسلمين لانهم لايأكلون لحم الخنزير .
Üretilen Helal Haribo'lar domuz jelatini içermediği için müslümanlar tarafından tercih edilmektedir.De moslims zullen daarentegen geen varkensvlees eten omdat zij een varken als onrein beschouwen.
Basit bir jelatin film, sırayla üç renkle işlenir.Piirrä keskelle kuva pääsanasta vähintään kolmella värillä.
George Eastman Rochester’da kuru fotoğrafik jelatin plakaların yapımına başladı.Amerikanske George Eastman begynner kommersiell fremstilling av tørrplater for fotografi.
Soğutulduğunda jelatin kuruyarak sertleşir.加熱すると渋みは消える。
Jelatin ve koagule plazmayı eriterek parçalarlar.広場と墓地を結ぶワープポイントがある。
Agar su yosunlarından elde edilen bir tür jelatindir.為其與同屬香蒲屬的水燭分辨之特徵。
Üretilen Helal Haribo'lar domuz jelatini içermediği için müslümanlar tarafından tercih edilmektedir.奧羅莫穆斯林因宗教緣故不吃豬肉。
Daha çok fiil olarak kullanılıyor (fotoşoplamak) Jelibon- Sığır jelatini içeren şekerleme.也有更顯而易見的方法:用火雞肉培根代替一般培根。
İsketet iğneleri, jelatinden bir kılıfla çevrilidir.Disk je okružen lancem.
Soğutulduğunda jelatin kuruyarak sertleşir.Pärast rakendamist värv kuivab üsna kiiresti.
Dizerken jelatinimizde delikler açtık ve bazı örnekleri ve mantarları kirlettik.A felkenés során megsértettük az agar zselét, és pár minta gombával szennyeződött.
Dizerken jelatinimizde delikler açtık ve bazı örnekleri ve mantarları kirlettik.Am găurit agarul în timp ce cultivam și am contaminat câteva mostre și fungi.
Dizerken jelatinimizde delikler açtık ve bazı örnekleri ve mantarları kirlettik.Chúng tôi làm hỏng miếng thạch khi đang tách và còn làm hỏng một số mẫu và nấm.
Dizerken jelatinimizde delikler açtık ve bazı örnekleri ve mantarları kirlettik.Facemmo dei buchi nel nostro agar durante lo striscio e contaminammo alcuni campioni e funghi.
Dizerken jelatinimizde delikler açtık ve bazı örnekleri ve mantarları kirlettik.Fizemos furos no agar, durante a marcação e contaminámos parte das amostras e fungos.
Dizerken jelatinimizde delikler açtık ve bazı örnekleri ve mantarları kirlettik.Hicimos agujeros en nuestro agar mientras lo hacíamos y contaminamos algunas muestras y hongos.
Dizerken jelatinimizde delikler açtık ve bazı örnekleri ve mantarları kirlettik.Kami membuat lubang di dalam agar saat menumbuknya dan mencemari beberapa contoh dan jamur.
Dizerken jelatinimizde delikler açtık ve bazı örnekleri ve mantarları kirlettik.저희는 접종을 하면서 배양액에 구멍을 냈고, 몇몇 시료와 균들을 오염시켰어요.
Dizerken jelatinimizde delikler açtık ve bazı örnekleri ve mantarları kirlettik.Podczas pasażowania zrobiłyśmy dziury w agarze i zanieczyściłyśmy kilka próbek i grzybów.
Dizerken jelatinimizde delikler açtık ve bazı örnekleri ve mantarları kirlettik.Při nanášení jsme proděravěli náš agar a kontaminovali jsme nějaké vzorky a zplesnivěly.
Dizerken jelatinimizde delikler açtık ve bazı örnekleri ve mantarları kirlettik.Pri striekaní sme urobili dierky do našej vzorky agaru a kontaminovali sme niektoré vzorky a huby.
Dizerken jelatinimizde delikler açtık ve bazı örnekleri ve mantarları kirlettik.We prikten gaten in onze agar terwijl we streken en verontreinigden enkele monsters met schimmels.
Dizerken jelatinimizde delikler açtık ve bazı örnekleri ve mantarları kirlettik.Wir stießen beim Aufbringen Löcher in unser Agar und verschmutzen einige Proben und Schimmelpilze.
Dizerken jelatinimizde delikler açtık ve bazı örnekleri ve mantarları kirlettik.Ανοίξαμε τρύπες στο αγάρ ενώ σχηματίζαμε ραβδώσεις και ρυπάναμε μερικά δείγματα με μύκητες.
Dizerken jelatinimizde delikler açtık ve bazı örnekleri ve mantarları kirlettik.בזמן הסימון חוררנו את האגר שלנו וזיהמנו כמה דגימות ופטריות.
Dizerken jelatinimizde delikler açtık ve bazı örnekleri ve mantarları kirlettik.أحدثنا ثقوب على الأغرة ريثما نلطخها ولوثنا بعض العينات والفونغي.
Dizerken jelatinimizde delikler açtık ve bazı örnekleri ve mantarları kirlettik.いくつかのサンプルと菌を汚染してしまいました それで 何度も培地に 画線を引き直すはめになりました
Jelatini çıkarmaya çalışıyorum ama statik elektrik her şeyi engelliyor.Cerco di eliminarla. Ma l'elettricità è ovunque.
Jelatini çıkarmaya çalışıyorum ama statik elektrik her şeyi engelliyor.Chcel som ju odtrhnúť. A statika do všetkého zasahovala.
Jelatini çıkarmaya çalışıyorum ama statik elektrik her şeyi engelliyor.Et j'essaye de la supprimer. Et la statique interfère avec le tout.
Jelatini çıkarmaya çalışıyorum ama statik elektrik her şeyi engelliyor.Ik probeerde het te verwijderen. En de statische lading verstoorde alles.
Jelatini çıkarmaya çalışıyorum ama statik elektrik her şeyi engelliyor.그래서 저는 이걸 제거하려 하는데, 정전기가 계속 방해를 하고
Jelatini çıkarmaya çalışıyorum ama statik elektrik her şeyi engelliyor.Próbuję to usunąć, ale elektryczność oddziałuje na wszystko.
Jelatini çıkarmaya çalışıyorum ama statik elektrik her şeyi engelliyor.Si eu incerc sa-l înlătur. Si electricitatea statica interferează cu tot.
Jelatini çıkarmaya çalışıyorum ama statik elektrik her şeyi engelliyor.Tento eliminá-la e a estática a interferir com tudo.
Jelatini çıkarmaya çalışıyorum ama statik elektrik her şeyi engelliyor.Und ich versuche es zu entfernen. Und die Statik stört bei allem.
Jelatini çıkarmaya çalışıyorum ama statik elektrik her şeyi engelliyor.Và tôi cố gắng tháo nó ra. Nhưng nó cản trở tất cả mọi thứ.
Jelatini çıkarmaya çalışıyorum ama statik elektrik her şeyi engelliyor.А я пытаюсь это убрать. А статическое электричество мне мешает.
Jelatini çıkarmaya çalışıyorum ama statik elektrik her şeyi engelliyor.Опитвам се да го отстраня. А статичното електричество се намесва във всичко.
Jelatini çıkarmaya çalışıyorum ama statik elektrik her şeyi engelliyor.ואני מנסה להוציא אותו, והחשמל הסטטי מפריע כל הזמן.
Jelatini çıkarmaya çalışıyorum ama statik elektrik her şeyi engelliyor.وأنا أحاول إزالتها ولكنها أخذت تتدخل في كل شيء
Jelatini çıkarmaya çalışıyorum ama statik elektrik her şeyi engelliyor.額から汗がしたたり落ちたよ
Jelatinleşme fırındaki dönüşümlerden biri.A zselésedés egy további sütési átalakulás.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod