Onun Japon olduğunu bilmiyordum.I didn't know that he was Japanese.
Onun Fransızca söylediğini Japoncaya çevirdim.I interpreted what he said in French into Japanese.
Yarın Japonya'ya geri geleceğim.I'll come back to Japan tomorrow.
Bir Japonca-İngilizce sözlüğe ihtiyacım var.I need a Japanese-English dictionary.
Onun canı bazen Japon tarzı yemek yemek istiyor.He sometimes feels like eating Japanese-style food.
Aşağıdaki cümleleri Japoncaya çevir.Translate the following sentences into Japanese.
Otomobil endüstrisi Japonya'daki ana sektörlerden biridir.The automobile industry is one of the main industries in Japan.
Gerçek duygularını göstermek Japonya'da bir erdem olarak düşünülmemektedir.Showing your real feelings is not considered a virtue in Japan.
Bazı genç Japon halkı, bekar olmayı evli olmaya tercih ederler.Some young Japanese people prefer being single to being married.
Bu senin Japonya'ya ilk ziyaretin mi?Is this your first visit to Japan?
Bu, Japonya'ya ilk ziyaretiniz mi?Is this your first visit to Japan?
Japonya'yı ilk ne zaman ziyaret ettiniz?When did you first come over to Japan?
Japonya'da şimdi tüketim vergisi yüzde 5.The consumption tax is now 5 percent in Japan.
Gemideki yolcular çoğunlukla Japondu.The passengers on board were mostly Japanese.
Japonya'daki başka bir nehir Shinano'dan daha uzun değil.No other river in Japan is longer than the Shinano.
Japonya'daki hiçbir nehir Şinano'dan uzun değildir.No other river in Japan is longer than the Shinano.
Shinano Japonya'daki başka herhangi bir nehirden daha uzundur.The Shinano is longer than any other river in Japan.
Yeni okul yılı Japonya'da nisan ayında başlar.The new school year begins in April in Japan.
Birkaç yıl önce, Japonya'nın denizaşırı birlikler göndermesi akıl almazdı.A few years ago it would have been inconceivable for Japan to send troops overseas.
Batı ülkeleri konuyla ilgili tutumundan dolayı Japonya'ya atlıyor.Western countries are jumping on Japan for its stance on the issue.
Petrol,Japon sanayinin gelişiminde önemli bir rol oynadı.Oil has played an important part in the progress of Japanese industry.
Savaştan sonra, demokrasi fikri Japonya geneline yayıldı.After the war, the idea of democracy spread throughout Japan.
Savaştan beri Japonya bilim ve teknolojide geniş ölçüde gelişti.Since the war, Japan has advanced greatly in science and technology.
Geçen yüzyılın ortasına kadar Japonya'nın feodal bir devlet olduğu iyi bilinmektedir.It is well known that up to the middle of the last century Japan was a feudal state.
Sumo, Japon geleneksel sporudur.Sumo is the traditional sport of Japan.
Bir sürü şey Çin'den Japonya'ya getirildi.Many things were brought to Japan from China.
Birçok Avrupalı modern Japonya'yı tanımıyor.Many Europeans do not know modern Japan.
Birçok Avrupalı çağdaş Japonya'yı bilmiyor.Many Europeans do not know modern Japan.
Çok sayıda yabancı insan çalışmak için Japonya'ya gelir.Many foreign people come to Japan to work.
Çok sayıda yabancı iyi Japonca konuşuyor.Many foreigners speak good Japanese.
Japonya'daki birçok genç insan kahvaltıda ekmek yer.Many young people in Japan eat bread for breakfast.
Çok sayıda insan Japonyayı ziyaret etti.Scores of people visited Japan.
Bir tayfun Japonya'ya yaklaşıyor.A typhoon is approaching Japan.
Osaka, Japonya'nın ikinci en büyük şehridir.Osaka is the second largest city of Japan.
Osaka, Japonya'daki ticaret merkezidir.Osaka is the center of commerce in Japan.
Büyükelçi bu gece Japonya'dan ayrılıyor.The ambassador is leaving Japan tonight.
Başkan Japonya ziyaretini erteledi.The president put off visiting Japan.
Çoğu Japon, vergi artışına karşı çıktı.Most Japanese opposed a tax increase.
Çin ve Japonya birçok noktada farklılık gösterirler.China and Japan differ in many points.
Çin'in çölünde Japonya'nın tamamında bulunandan daha çok insan var.China's desert supports more people than are in Japan.
Çin'in nüfusu Japonya'nınkinin 8 mislidir.The population of China is 8 times that of Japan.
Çin'in nüfusu Japonya'nınkinin 8 misli kadar büyüktür.The population of China is about eight times as large as that of Japan.
Çin'in nüfusu Japonya'dan daha büyüktür.The population of China is larger than that of Japan.
Çin'in tarihi Japonya'nınkinden daha eskidir.The history of China is older than that of Japan.
Çin Japonya'dan çok daha büyüktür.China is much larger than Japan.
Çinli bir insanı Japon'dan ayırt edebilir misin?Can you tell a Chinese person from Japanese?
Naoko Japonya'ya geri döndü.Naoko came back to Japan.
Japonya'nın en büyük kenti olan Tokyo 24 saat uyanıktır.Tokyo, which is the largest city in Japan, is awake 24 hours.
Tokyo açık ara farkla Japonya'daki en büyük şehir.Tokyo is by far the largest city in Japan.
Tokyo Japonya'da en büyük şehirdir.Tokyo is the largest city in Japan.
Tokyo Japonya'daki bütün şehirlerden daha büyüktür.Tokyo is larger than any other city in Japan.
Tokyo Japonya'nın başkentidir.Tokyo is the capital of Japan.
Tokyo Japonya'daki başka bir şehirden daha kalabalık.Tokyo is more populous than any other city in Japan.
Tokyo'nun Japonya'daki herhangi bir şehirden daha büyük nüfusu var.Tokyo has a larger population than any other city in Japan.
O zaman Japonya'da demiryolları yoktu.There were no railroads in Japan at that time.
O zaman Japonya'da hiç demir yolu yoktu.There were no railroads at that time in Japan.
Aynı Japonya hakkında da doğrudur.The same is true of Japan.
Japon bayrakları dalgalanıyordu.Japanese flags were flying.
Japon ithalatının Amerikan tüketici pazarlarına nüfuz etmesi uzun bir zaman aldı.It took a long time for Japanese imports to penetrate the American consumer markets.
Ben Japonyalıyım.I come from Japan.