Öğretmeninin iznini istemelisin.You ought to ask for your teacher's permission.
Gösteri boyunca giriş izni yoktur.No admittance during the performance.
Bize bu koyda özel balık tutma izni verildi.We were granted the privilege of fishing in this bay.
Ağır ol, genç adam. İznin olmadan buraya giremezsin.Hold your horses, young man. You can't enter here unless you have a pass.
Arabayı kullanma izni ona verildi.Permission to use the car was accorded to her.
Burada fotoğraf çekmek için iznimiz var mı?Are we allowed to take pictures here?
İznini istemeli miydim?Should I have asked your permission?
Benim iznim olmadan bunu yapmamalıydın.You should not have done it without my permission.
Hastalık iznindeyim.I've been on sick leave.
Doğrusunu söylemek gerekirse, babamın arabasını onun izni olmadan sürdüm.To tell the truth, I drove my father's car without his permission.
O Jamaika'da oturma izni aldı.He took up residence in Jamaica.
Şimdi bir aydır hastalık izninde.He has been on sick leave for a month now.
Bana kayıtlarına giriş izni verdi.She gave me access to her records.
Gelecek hafta doğum iznine başlayacak.She will start her maternity leave next week.
Allah'ın izniyle.God willing...
Ona arabayı kullanma izni verildi.Permission to use the car was accorded her.
Onlar kimsenin özel izni olmadan girmesine izin vermezler.They don't let anyone enter without special permission.
Çocuğa iki şekerleme izni verildi.The child was permitted two pieces of candy.
İznim olmadan bu odadan ayrılmamalısın.You are not to leave this room without my permission.
Tom erken çıkmak için Mary'nin iznini istedi.Tom asked for Mary's permission to leave early.
Mary hamilelik izni aldı.Mary took maternity leave.
Tom iş yerinden hastalık izni aldı.Tom called in sick.
Senin iznine ihtiyacım yok.I don't need your permission.
Müslüman işçilere Ramazan ayında erken çıkma izni verdiler.They authorize Muslim workers to leave early in Ramadan.
Müslüman çalışanlara Ramazan ayında erken çıkış izni veriyorlar.They authorize Muslim workers to leave early in Ramadan.
Tom yaptığını yapmak için iznimi aldı.Tom had my permission to do what he did.
Özür dilerim, o bilgiyi size verme iznim yok.I'm sorry, I'm not allowed to give you that information.
Neden iznime ihtiyacın var?Why do you need my permission?
On sekiz yaşın altındaki Amerikalılara başkanlık seçimlerinde oy kullanma izni verilmez.Americans under the age of eighteen aren't allowed to vote in presidential elections.
İzninizle Tom'a birkaç soru sormak istiyorum.I'd like to ask Tom a few questions if I may.
Geçiş izni olmadan girmene izin veremem.I can't let you enter without a pass.
Onu kullanmak için iznini istiyorum.I'd like your permission to use it.
Yapmak istediğim son şeyin senin iznin olmadan oraya gitmek olduğunu bildiğini umuyorum.I hope you know that the last thing I want to do is go there without your permission.
Cumartesi iznin var mı?Do you have Saturday off?
Girmeye iznim var mı?Am I allowed to enter?
Kimsenin iznine ihtiyacım yok.I don't need anybody's permission.
Ben senin iznini istemedim.I didn't ask for your permission.
Sanırım hepiniz mazeret izni alacaksınız.I assume you'll be taking a leave of absence.
Tom'un izni olmadan buraya geldim.I came here without Tom's permission.
Tom'un izni olmadan onu yapıp yapamayacağımızı bilmiyorum.I don't know if we can do that without Tom's permission.
Binaları arama iznim var.I have a warrant to search the premises.
Sana gitme izni vermedim.I haven't given you permission to leave.
Kızınla çıkmak için iznini istiyorum.I'd like your permission to date your daughter.
Üzgünüm ama girmek için izniniz yok.I'm sorry, but you're not allowed to enter.
Hastalık izni alacağını düşündüm.I thought you were going to call in sick.
İznini istemiyordum.I wasn't asking your permission.
Ben senin iznini sormuyorum.I'm not asking your permission.
Yarın işten hastalık izni alıyorum.I'm calling in sick tomorrow.
Sen iznimi aldın.You have my permission.
Benim iznime ihtiyacın var.You need my permission.
Bir iznin var mı?Do you have a permit?
Tom hastalık izninde.Tom is on sick leave.
Oturma iznine ihtiyacım yok, çünkü ben İzlandalıyım.I do not need a residence permit because I am from Iceland.
Öğretmen Tom'a istediğini yapma izni verdi.The teacher has given Tom permission to do whatever he wants.
Burada olmak için iznimiz var.We have permission to be here.
Gitme iznime sahipsin.You have my permission to leave.
Mary annelik iznindedir.Mary is on maternity leave.
İznim olmadan onu yapmamalıydın.You shouldn't have done that without my permission.
Bir saniyeliğine izninizle.Excuse me for just one second.
Neden işten hastalık izni almıyorsun?Why don't you call in sick?