Yollar: Belirli bir yolu izlemesi istenen nesneler için yollar tanımlanabilinir.På den måten er folk tvunget til at bevege seg på bestemte måter, eller se på bestemte ting.
Bu çocuğu İtalya'ya dönüşlerinden sonra üçüncü çocukları Lucius izlemiştir.Etter at de kom tilbake til Italia fulgte et tredje barn, sønnen Lucius.
Bu iki ülkeyi, Hollanda ve İsveç izlemektedir.To direkte følger var Nederland og Sveits.
İki görevli kalkıştan önce Layka'yı izlemeleri için görevlendirildi.To assistenter ble satt til å overvåke Laika kontinuerlig før oppskytningen.
Klasik olarak eğitilmiş olmasına rağmen, alternatif pop müzik alanında bir kariyer izlemiştir.Selv om hun er klassisk skolert, har hun etablert karriere innen alternativ pop.
Forum'un sonunda katılımcılar, UEFA Şampiyonlar Ligi Finalini izleme geleneğini yerine getirdi.På slutten av forumet fulgte deltakerne tradisjonen med å se UEFA Champions League-finalen.
ABD'de, kablo ve uydu televizyonu ile 62 milyon hane, G4 kanalını izlemektedir.G4 var tilgjengelig i 62 millioner kabel- og satellitt-TV-hjem i USA.
Çok saldırgan ve yayılmacı bir politika izlemiştir.De gjennomførte en aggressiv ekspansjonistisk politikk.
Markayı sırasıyla Michelin, Goodyear ve Continental izlemektedir.Firmaer som produserer bildekk inkluderer blant andre Michelin, Goodyear, Continental og Nokian.
Bu konseri 15,000 kişi izlemiştir.Totalt ble stykket sett av 15 000 mennesker.
Filmi 3D olarak izlemek için mavi-kırmızı ya da yeşil-kırmızı gözlüklerden takması gerekir.For å vise dette bildet trenger du 3D-briller (rød-grønn eller rød-blått).
Dolayısıyla geriye dönük izleme hayli zor olur.Deretter er det vanskelig å følge hennes ferd.
Tromsø Köprüsü ise Tromsø şehrinin doğrudan merkezine yol izlemektedir.I tettstedet Tromsø ligger selve sentrum av Tromsø by.
İzlemek değil tanışmak için".«Vil ikke møtes».
İzleme yoluyla öğrenme. b.Strinda bygdebok. bd.
Grubun Woolwich sahnesindeki gösterisini izlemek için San Francisco'dan Londra'ya seyahat etti.Han reiste fra San Francisco til London for å se bandet spille live i Woolwich Odeon.
Sokakta Şenlik etkinliklerini her yıl yaklaşık 5000 kişi izlemektedir.Hvert år ble forestillingene hennes sett av omkring 5000 barn.
İlk maçında 20000 kişi onu izlemeye gelmişti.20 000 mennesker møtte opp til kampen.
Kasaba 2010 yılında World Monuments Fund'ın izleme listesine alınmıştır.I 2010 ble Craco inkludert på overvåkingslisten til World Monuments Fund.
Irazcanın Dirliği'ni üçlemenin son kitabı olan Kara Ahmet Destanı izlemiştir.Carl Hiaasens svart humor gjennomsyrer hele boken.
En azından 1.000.000 kişinin konserleri izlemesi bekleniyordu.Konserten skal ha hatt flere tusen tilhørere.
Ulaştırma: Ulaşım planlaması, rota izleme.Sikkerhet og Beredskap, se vekter.
ABD Senatosu Versailles Barış Antlaşması'nı onaylamayarak bağımsız bir dış politika izlemeyi tercih etti.United States Senate ratifisere ikke Versaillestraktaten.
5 bin kişi izlemeye geliyor.5 000 mennesker arbeider der.
Aynı maçta sakatlanarak kupa törenini hastaneden izlemek zorunda kaldı.På grunn av sykdom måtte han selv følge med på seremonien fra et sykehusrom.
O ayın sonunda tüm haftaların izleme verileri birleştirilir.Støtten utbetales i slutten av hver måned på etterskudd.
İş sağlığı ve güvenliğini sağlayacak tedbirlerin uygulanmasını izlemek.Dette inkluderer overvåking av operativ trygghet og trygghet og helse på arbeidsplassen.
Çünkü kimse beni izlemiyor.Saya tidak mengikuti siapa-siapa.
1990'da Monaco, Henry'yi bir karşılaşmada izlemesi için Arnold Catalano adlı gözlemcisini gönderdi.Pada tahun 1990, AS Monaco mengirim pencari bakat Arnold Catalano untuk menonton Henry bertanding.
Bu esnada geçidi izlemekte olan Bobby'ye benzer başka bir genç erkek görür.Di situ ia bertemu dengan seorang anak muda lainnya yang persis seperti Bobby yang menonton parade itu.
Bu filmi mutlaka izlemelisin.Film ini jelas layak untuk ditonton.
RC serisini PowerShot ve Digital IXUS serisi izlemiştir.Seri RC diikuti oleh PowerShot dan IXUS seri dari kamera digital.
Maçı kenardan izlemek zorunda kalmasına rağmen Portekiz'i 3-2 yenmeyi başardılar.Amerika Serikat mengawali perjalanannya dengan mengalahkan Portugal 3–2.
Everledger, IBM'in blok zincir tabanlı izleme hizmetinin açılış istemcilerinden biridir.Everledger adalah salah satu klien perdana dari layanan pelacakan berbasis blockchain IBM.
Trey Parker daha önce bu diziyi hiç izlememişti.Dewi Parwati tidak pernah melihat pohon itu sebelumnya.
Yarışmayı yaklaşık 20.000 kişi izlemiştir.Pertandingan tersebut ditonton oleh sekitar 80.000 penonton.
İzleme, kalderanın içinde, özellikle Doro Api Toi parazitik koni çevresinde yapılmaktadır.Pengamatan terus dilakukan di dalam kaldera, terutama di kawah Doro Api Toi.
Baba Bojan şu anda Barcelona'da futbolcu izleme görevini yürütmektedir.Bojan mengawali karier sepak bola di akademi Barcelona.
Ulaştırma: Ulaşım planlaması, rota izleme.Catatan: Mohon tambahkan kolom Keterangan jalur.
Çarşı içinde maç izleme imkanı bulmuştum.Saya memiliki kemampuan yang tersembunyi dalam bidang permainan.
Optimizasyon ayrıca izleme ağ kalitesi ile video kalitesi bozulması ile elde edilir.Optimasi lebih jauh baik dengan pengurangan kualitas video, pemantauan kualitas jaringan.
Süt inekciliğini damızlık koyun izlemektedir.Anda dapat melihat proses pemerasan susu sapi.
Biz onların da bu konseri izlemesinin bir hak olduğunu düşünüyoruz.Mereka juga diharapkan untuk mengawasi pertandingan.
Bunları Milano ve Napoli'de kurulan film şirketleri izlemiştir.Perusahaan film lainnya muncul di Milano, dan Napoli.
Bu ikisini 20 şampiyonlukla Beşiktaş izlemektedir.Keduanya bertandem lebih dari 20 pertandingan.
Kızgın olan Rance sadece onları izlemekle yetinir.Anehnya, hanya Risa yang dapat melihat mereka.
Lomé Sözleşmesi'ni Cotonou Sözleşmesi izlemiştir (Benin, 2000).Perjanjian Cotonou (ditandatangani di Cotonou, Benin pada bulan Juni 2000) adalah penerus Konvensi Lomé.
İzlemek değil tanışmak için"."Pemirsa membalasnya dengan tidak mau menonton."
Fransa'nın başkenti Paris'teki Prensler Parkı'nda oynanan maçı 48,360 kişi izlemiştir.Laga dimainkan di Stadion Olimpiade Tokyo, di depan 47,886 penonton.
İki görevli kalkıştan önce Layka'yı izlemeleri için görevlendirildi.Dua asisten ditugaskan untuk mengawasi Laika sebelum peluncuran.
Atina birliklerinin büyük kısmı doğruca Pers birliklerini izlemeye gönderildi.Sebagian besar prajurit Athena dikirim untuk mengejar pasukan Persia yang kabur.
Sezonun galasını 10,085 milyon kişi izlemiştir.Pratayang episode tersebut berjumlah gabungan 10,8 juta pemirsa.
Gerçekten gurur duyduğumuz bir albüm yaptık ve şimdi de onun yükselişini izlemeye başlıyoruz.Album sudah siap diluncurkan, dan kini mereka tengah mempersiapkan promonya.
Buradaki amacı futbol takımlarının maç sonuçlarını izlemekti.Tidak sempat untuk menonton pertandingan sepak bola dari team kesayangan?
1990'da Monaco, Henry'yi bir karşılaşmada izlemesi için Arnold Catalano adlı gözlemcisini gönderdi.Năm 1990, Monaco gửi tuyển trạch viên Arnold Catalano đến quan sát Henry trong một trận đấu.
İnsan Hakları İzleme Örgütü.Tổ chức Theo dõi Nhân quyền.
Tarihi haber filmlerini izlemiş ve Goeth'i tanıyan Holoucaust'tan sağ kalanlarla görüşmüştür.Anh xem lại các phim thời sự lịch sử và nói chuyện với những người sống sót đã gặp Goeth.
Nielsen ayrıca bir programdaki reklam bölümleri için ortalama izleme oranları da rapor eder.Nielsen cũng cung cấp dữ liệu người xem trung bình trong một quảng cáo.
Bu onlara, gözlerini ekrandan ayırmak ve başka bir şey izlemek için bir bahane olurdu." diyerek vazgeçmiştir.Sẽ thật là có lỗi nếu bắt họ rời mắt khỏi màn hình để chú tâm vào một cái gì khác."
Panelin işlevi araştırma yapmak veya iklim ya da ilgili olayları izlemek değildir.IPCC không tiến hành nghiên cứu hay quan trắc khí hậu hay các hiện tượng liên quan.