Tom'u izlemek için kalacağım.I'll stay and watch Tom.
Neden televizyon izlemiyorsun?Why don't you watch TV?
Neden televizyon izlemezsin?Why don't you watch TV?
Neden televizyon izlemiyorsunuz?Why don't you watch TV?
Neden televizyon izlemezsiniz?Why don't you watch TV?
Tom Mary'nin yüzmesini izledi.Tom watched Mary swim.
Tom dehşet içinde izledi.Tom watched in horror.
Televizyon izleyeceğim.I'm going to watch TV.
Biz birlikte televizyon izleriz.We watch TV together.
Tom haberleri izledi.Tom watched the news.
Ben kapıyı izleyeceğim.I'll watch the door.
Onun olmasını izledim.I watched it happen.
Televizyon izlemekten nefret ediyorum.I hate watching TV.
Şunu izle.Watch this.
Onu izleyip aynısını yap!Watch him and do the same.
Bunu izlemesi çok zordu.This was very difficult to watch.
O kitap okumaz ama televizyona gelince onu gece gündüz izler.He doesn't read books, but when it comes to television, he watches it day and night.
Eğer ev ödevini bitirirsen televizyon izleyebilirsin.If you finish your homework, you can watch TV.
Onu kesinlikle izlemek zorundasın.You absolutely have to watch it.
Onu kesinlikle izlemelisin.You absolutely must watch it.
Harry Potter'ın altıncı filmini izlemek istiyorum.I'd like to see the sixth film of Harry Potter.
Beyzbol izlemeyi seviyorum.I love watching baseball.
Sık sık belgesel izlerim.I often watch documentaries.
Her zaman belgesel izlerim.I always watch documentaries.
Genellikle belgesel izlerim.I usually watch documentaries.
Bazen belgesel izlerim.I sometimes watch documentaries.
Nadiren belgesel izlerim.I seldom watch documentaries.
Asla belgesel izlemem.I never watch documentaries.
Bir belgesel izleyeceğim.I will watch a documentary.
Bir belgesel izledim.I watched a documentary.
Bir belgesel izlemekteyim.I've been watching a documentary.
Bir belgesel izlemek istiyorum.I want to watch a documentary.
Bir belgesel izleyeyim.I shall watch a documentary.
Bir belgesel izlemeliyim.I should watch a documentary.
Bir belgesel izlemek zorundayım.I have to watch a documentary.
Tom çok yakından izledi, ama sihirbazın hilesini çözemedi.Tom watched very closely, but couldn't figure out the magician's trick.
Tom Mary'nin taşları suya atışını izledi.Tom watched Mary throwing rocks into the water.
Yerde bazı çamurlu ayak izleri vardı.There were some muddy footprints on the floor.
Tom mutlu olmadığı izlenimini verdi.Tom gave the impression that he wasn't happy.
Tom beyzbol izlerken keyif almadığını söyledi.Tom said he didn't enjoy watching baseball.
Tom geçen hafta her gün haber izledi.Tom watched the news every day last week.
Yapman gereken tek şey burada oturmak ve izlemek.All you have to do is sit here and watch.
Tom önümüzdeki hafta sonu kuş izlemeye gidiyor.Tom is going bird watching next weekend.
Tom iyi bir ilk izlenim vermedi.Tom didn't make a good first impression.
Tom kız torunlarının dansını izledi.Tom watched his granddaughters dance.
Tom çamurda Mary'nin ayak izlerini gördü.Tom saw Mary's footprints in the mud.
Tom'u dikkatle izle. O tehlikeli.Watch Tom carefully. He's dangerous.
Tom kapıdan grubu izledi.Tom followed the group out the door.
Tom ve Mary John'u izlemeye karar verdi.Tom and Mary decided to follow John.
Tom'un parmak izleri tabancanın üstündeydi.Tom's fingerprints were on the gun.
Tom, Mary'yi ofisine kadar izledi.Tom followed Mary into her office.
Tom hole kadar Mary'yi izledi.Tom followed Mary into the hall.
Tom Mary'yi arkasından yakın izledi.Tom followed close behind Mary.
Tom sundurmasından izledi.Tom watched from his porch.
Tom üst kata kadar Mary'yi izledi.Tom followed Mary upstairs.
Bir süre televizyon izledik.We watched TV for a while.
Tom sessizce Mary'yi izledi.Tom watched Mary silently.
Tom onu dikkatle izledi.Tom examined it carefully.
Benim izlenimim de bu yönde.That's my impression, too.
Tom çocukları izledi.Tom watched the children.