Tom onun yapmak istediği hiçbir şeyi Mary'nin yapmasına izin vermeyecek.Tom won't let Mary do anything she wants to do.
Bilgisayarını kullanmama izin ver.Let me use your computer.
Ceketimi tutmama izin ver.Let me grab my coat.
Yakalanmama izin veremem.I can't let myself be captured.
Birkaç arama yapmama izin verin.Let me make a few calls.
Faturanın bir kısmını ödememe izin ver.Let me pay part of the bill.
Tom'un bisikletimi almasına izin vermeliydim.I should've let Tom have my bicycle.
Tom yorgunsa, yatmasına izin ver.If Tom is tired, let him go to bed.
Tom'un onu götürmesine izin vermeliydim.I should've let Tom take it away.
Onların kaçmasına izin vermeyin.Don't let them get away.
Güvenlik görevlin içeri girmeme izin vermedi.Your security guard wouldn't let me in.
Asistanınız içeri girmeme izin vermedi.Your assistant wouldn't let me in.
Bu güvenlik sistemi çalışanların hareketlerini gittikleri yerde izlemelerine izin verir.This security system allows us to trace employees movements anywhere they go.
On dakika daha uyumak için bana izin ver.Let me sleep for ten more minutes.
Babam kitapları yatakta okumama izin vermedi.Dad wouldn't let me read books in bed.
Adalete olan inancımı kaybetmeme izin verme.Don't let me lose faith in justice.
Hiç parmak izi yok.There are no fingerprints.
Parmak izi olmadan polisin güveneceği bir şeyi yoktu.Without fingerprints, the police had nothing to go on.
Ben o yalana izin vermeyeceğim.I'm not going to let it lie.
Polis Mary'nin mahkeme salonuna girmesine izin vermeyi reddetti.The policeman refused to allow Mary into the court room.
Onlarla konuşmama izin ver.Let me have a word with them.
Onunla konuşmama izin ver.Let me have a word with him.
Seninle bir dakika geçirmeme izin ver.Let me have a minute with you.
Onlarla bir dakika geçirmeme izin ver.Let me have a minute with them.
Onunla bir dakika geçirmeme izin ver.Let me have a minute with him.
Onlarla konuşmana izin vereceğim.I'll let you talk to them.
Onunla konuşmana izin vereceğim.I'll let you talk to him.
Onlarla konuşmamıza izin verin.Let us talk to them.
Onunla konuşmamıza izin verin.Let us talk to him.
Onlarla konuşmama izin vermek zorundasın.You have to let me talk to them.
Onunla konuşmama izin vermek zorundasın.You have to let me talk to him.
Lütfen onlarla konuşmama izin ver.Please let me talk to them.
Lütfen onunla konuşmama izin ver.Please let me talk to him.
Onlara köpeğin dışarı çıkmasına izin vermelerini söyle.Tell them to let the dog out.
Ona köpeğin dışarı çıkmasına izin vermesini söyle.Tell him to let the dog out.
Onlara köpeğin içeri girmesine izin vermelerini söyle.Tell them to let the dog in.
Ona köpeğin içeri girmesine izin vermesini söyle.Tell him to let the dog in.
Onlara söylemene izin vereceğim.I'll let you tell them.
Ona söylemene izin vereceğim.I'll let you tell him.
Onları götürmene izin vermeyeceğim.I won't let you take them.
Onu götürmene izin vermeyeceğim.I won't let you take him.
Onları görmemize izin vermelisiniz.You should let us see them.
Onları görmeme izin vermelisiniz.You should let me see them.
Onları görmenize izin vermeliyiz.We should let you see them.
Onlar onu görmenize izin vermeli.They should let you see him.
Onları görmek için bana izin verilmedi.I wasn't permitted to see them.
Onu görmem için bana izin verilmedi.I wasn't permitted to see him.
Onu görmek için bana izin verilmedi.I wasn't permitted to see her.
Bana seni görmek için izin verilmedi.I wasn't allowed to see you.
Bana onları görmek için izin verilmedi.I wasn't allowed to see them.
Bana onu görmek için izin verilmedi.I wasn't allowed to see him.
Neden onları görmeme izin vermeyeceksin?Why won't you let me see them?
Neden onu görmeme izin vermeyeceksin?Why won't you let me see him?
Onları görmene izin vermeyeceğiz.We won't let you see them.
Tom onları görmeme izin vermeyecek.Tom won't let me see them.
Onlar seni görmeme izin vermeyecek.They won't let me see you.
Onlar onu görmeme izin vermeyecek.They won't let me see him.
Onların izini kaybettim.I've lost track of them.
Onun izini kaybettim.I've lost track of him.
Onların soyunma odalarımızı kullanmalarına izin verin.Let them use our dressing rooms.