Bu butona basmasına izin verme.Don't let him press this button.
Onun ışığı kapatmasına izin verme.Don't let him switch off the light.
Onun seni yalamasına izin verme.Don't let him lick you.
Onun lambayı açmasına izin verme.Don't let him switch on the lamp.
Tom henüz videoyu izlemedi.Tom hasn't seen the video yet.
Maria, haberleri henüz izlemedi.Maria hasn't watched the news yet.
Onun düşmesine izin vermeyin.Don't let him fall.
Onun kaçmasına izin vermeyin.Don't let him get away.
Onun yüzmesine izin verme.Don't let him swim.
Onun yaklaşmasına izin verme.Don't let him approach.
Ofisinde çalışmam için bana izin verdi.He granted me permission to work in his office.
Tatoeba seni izliyor.Tatoeba is watching you.
En son ne zaman et ızgara yaptın?When was the last time you grilled meat?
En son ne zaman işçilerinin erken gitmesine izin verdin?When was the last time you authorized your workers to leave early?
Çalışanların Olimpiyatları izlemesi yasaktır.Employees are prohibited from watching the Olympics.
O, olimpiyatları izliyor.He's watching the Olympics.
O olimpiyatları izliyor.She's watching the Olympics.
Ben olimpiyatları izliyorum.I'm watching the Olympics.
Bu videoyu izliyorum.I am watching this video.
Ben bu videoyu izliyorum.I am watching this video.
Suudi Arabistan'da kadınların araba sürmelerine izin verilmez.Women are not permitted to drive cars in Saudi Arabia.
Suudi kadınların ülkelerinden yalnız ayrılmalarına izin verilmiyor.Saudi women are not permitted to leave their country alone.
Ben şimdi "Russia Today"i izliyorum.I'm now watching Russia Today.
BBC izlerim.I watch the BBC.
BBC veya CNN izliyor musun?Do you watch BBC or CNN?
BBC mi yoksa CNN mi izliyorsun?Do you watch BBC or CNN?
Eğer binlerce filmi İngilizce izlersem, ben onda akıcı olacak mıyım?If I watch a thousand movies in English, will I become fluent in it?
Ben filmi izledim.I saw the movie.
Bu filmi izleyemem, çok fazla şiddet var.I can't watch this film, there is too much violence in it.
Bu klibi neden izliyorsun?Why are you watching this clip?
Ne zaman bu filmi izlesem ağlarım.I cry every time I watch this movie.
Bu filmi her izleyişimde ağlarım.I cry every time I watch this movie.
Almanca, İzlandaca kadar zor değildir.German is not as difficult as Icelandic.
Uşağım olmak ve beni izlemek ister misin?Do you want to be my servant and follow me?
Babam sinemaya yalnız gitmeme izin vermez.My dad doesn't let me go to the cinema alone.
Tom cuma günü izin aldı.Tom took Friday off.
Adam beni izliyor.The man watches me.
Dünya beni izledi ama hiç yakalamadı.The world chased, but never caught me.
İzlemekten vazgeçemiyorum.I can't stop watching.
Beni izlemeyi bırak.Stop following me.
O, odasında tv izliyor.He is watching TV in his room.
Onun bütün filmlerini izledim.I have watched all of her films.
O neden artık benimle film izlemiyor?Why doesn't she watch movies with me anymore?
Neden artık o benimle film izlemiyor?Why doesn't he watch movies with me anymore?
Japonya gençliğinin modayı izleme eğilimi var.The youth of Japan have a tendency to follow fashion.
Herhangi birinin sana zarar vermesine izin vermeyeceğim.I shall not allow anyone to harm you.
Dün kaç tane film izledin?How many films did you watch yesterday?
O Paralimpik izliyor.He's watching the Paralympics.
Tom oğlunun dondurma yemesine izin vermiyor.Tom doesn't allow his son to eat ice cream.
Tom film izlerken sık sık patlamış mısır yer.Tom often eats popcorn when he's watching a movie.
Tom Mary'nin yemeğin sonunu yediğini izlerken orada sessizce oturdu.Tom sat there silently watching Mary eat the last of the food.
Tom Bir narın nasıl yenileceği üzerine bir YouTube video izledi.Tom watched a YouTube video on how to eat a pomegranate.
Lütfen barış içinde yememe izin ver.Please let me eat in peace.
Sen küçük olduğun için girmene izin verilmez.Since you're a minor, you aren't allowed to enter.
Yabancıların bir tenis turnuvası var. Gelip izlemek ister misin?The foreigners are having a tennis tournament. Would you like to come and watch it?
Ne izliyorsun?What are you watching?
Gitmeme izin vermeni istiyorum.I want you to let me go.
İşimizi yapmamıza izin verin.Let's do our job.
İşimizi yapmamıza izin ver.Allow us to do our job.
İşimi yapmama izin ver.Let me do my job.