iyimserlik ile cümle
iyimserlik kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
10
HARF
4
HECE
11
ORT. KELİME
Olasılık değil. İyimserlik de değil.To nie są pobożne życzenia.
Olasılık değil. İyimserlik de değil.Това не е манипулация, нито самозаблуда.
Olasılık değil. İyimserlik de değil.Это не реклама и не самообольщение.
Olasılık değil. İyimserlik de değil.זו לא אחיזת עיניים. זה לא חלומות באספמיה.
Olasılık değil. İyimserlik de değil.إنها ليست مناورة. وليست فكرة أمنيات.
Olasılık değil. İyimserlik de değil.発展途上国が直面している問題は
Şimdi bu çalışmadaki kötü haberlere tepki veren bölgeyi etkiliyoruz ve iyimserlik eğilimi daha da arttı.Gdy zadziałamy na obszar, który przyswaja złe wiadomości w tym zadaniu, poziom optymizmu znacznie wzrasta.
Şimdi bu çalışmadaki kötü haberlere tepki veren bölgeyi etkiliyoruz ve iyimserlik eğilimi daha da arttı.그리고 하전두회를 자극해서 부정적인 정보를 정리하면, 낙관적 편견이 훨씬 커지게 됩니다.
Şimdi bu çalışmadaki kötü haberlere tepki veren bölgeyi etkiliyoruz ve iyimserlik eğilimi daha da arttı.עכשיו נפריע לאיזור שמצאנו שמבצע אינטגרציה לחדשות רעות במטלה הזו, והטיית האופטימיות גדלה אפילו יותר.
Şimdi bu çalışmadaki kötü haberlere tepki veren bölgeyi etkiliyoruz ve iyimserlik eğilimi daha da arttı.取り込む領域に干渉すると 楽観主義バイアスは更に大きくなります 被験者が情報を処理する際のバイアスを増大させました
Size iyimserlikten bahsedeceğim, ya da tam olarak iyimserlik eğiliminden.Az optimizmusról fogok beszélni -- pontosabban, a túlzott optimizmusra való hajlamról.
Size iyimserlikten bahsedeceğim, ya da tam olarak iyimserlik eğiliminden.Budu vám vyprávět o optimismu, přesněji, o sklonu k optimismu.
Size iyimserlikten bahsedeceğim, ya da tam olarak iyimserlik eğiliminden.Dnes budem hovoriť o optimizme - alebo presnejšie, o optimistickom skreslení.
Size iyimserlikten bahsedeceğim, ya da tam olarak iyimserlik eğiliminden.ich werde über Optimismus sprechen - beziehungsweise über den Hang zum Optimismus.
Size iyimserlikten bahsedeceğim, ya da tam olarak iyimserlik eğiliminden.Ik ga jullie vertellen over optimisme -- de optimisme-tendens, om precies te zijn.
Size iyimserlikten bahsedeceğim, ya da tam olarak iyimserlik eğiliminden.Jag ska tala om optimism - eller mer specifikt, om optimistiska förväntningar.
Size iyimserlikten bahsedeceğim, ya da tam olarak iyimserlik eğiliminden.Jeg vil tale til jer om optimisme -- eller mere præcist, den optimistiske tilbøjelighed.
Size iyimserlikten bahsedeceğim, ya da tam olarak iyimserlik eğiliminden.Je vais vous parler d'optimisme. ou plus précisément, du biais d'optimisme.
Size iyimserlikten bahsedeceğim, ya da tam olarak iyimserlik eğiliminden.저는 여러분에게 낙관론에 대해서 말하려고 합니다. 또는 좀더 정확하게 말하면, 낙관주의적 편견입니다.
Size iyimserlikten bahsedeceğim, ya da tam olarak iyimserlik eğiliminden.Les voy a hablar del optimismo; o más específicamente, de la predisposición al optimismo.
Size iyimserlikten bahsedeceğim, ya da tam olarak iyimserlik eğiliminden.Opowiem wam o optymizmie. Ściślej - o optymistycznym nastawieniu.
Size iyimserlikten bahsedeceğim, ya da tam olarak iyimserlik eğiliminden.Tôi sẽ chia sẻ với các bạn về sự lạc quan-- hay chính xác hơn là khuynh hướng thiên về tính lạc quan.
Size iyimserlikten bahsedeceğim, ya da tam olarak iyimserlik eğiliminden.Vă voi vorbi despre optimism - mai exact despre predispoziţia către optimism.
Size iyimserlikten bahsedeceğim, ya da tam olarak iyimserlik eğiliminden.Vi parlerò dell'ottimismo - o, più precisamente, dell'inclinazione all'ottimismo.
Size iyimserlikten bahsedeceğim, ya da tam olarak iyimserlik eğiliminden.Vou falar-vos de otimismo, concretamente, da propensão para o otimismo.
Size iyimserlikten bahsedeceğim, ya da tam olarak iyimserlik eğiliminden.Θα σας μιλήσω για την αισιοδοξία -- ή πιο συγκεκριμένα, για την προκατάληψη της αισιοδοξίας.
Size iyimserlikten bahsedeceğim, ya da tam olarak iyimserlik eğiliminden.Ще ви говоря за оптимизъм - по точно, за отклонението към оптимизъм.
Size iyimserlikten bahsedeceğim, ya da tam olarak iyimserlik eğiliminden.Я буду говорити з вами про оптимізм -- а, якщо точніше, про оптимістичні відхилення.
Size iyimserlikten bahsedeceğim, ya da tam olarak iyimserlik eğiliminden.Я расскажу об оптимизме или, точнее, о склонности к оптимизму.
Size iyimserlikten bahsedeceğim, ya da tam olarak iyimserlik eğiliminden.אני עומדת לדבר איתכם על אופטימיות או ליתר דיוק, הטיית האופטימיות.
Size iyimserlikten bahsedeceğim, ya da tam olarak iyimserlik eğiliminden.سأحدثكم عن التفاؤل - أو بشكل أدق، الميل للتفاؤل .
Size iyimserlikten bahsedeceğim, ya da tam olarak iyimserlik eğiliminden.より正確に言うと 楽観主義バイアスについてです それは認知的錯覚の一種で
Şunu açıkça belirtmek isterim o, iyimserlik eğiliminin oldukça kötü bir örneği, çünkü hakikaten çok yetenekli.Csak hogy világos legyen, ő rossz példa az alaptalan optimizmusra, mert ő tényleg különleges tehetség.
Şunu açıkça belirtmek isterim o, iyimserlik eğiliminin oldukça kötü bir örneği, çünkü hakikaten çok yetenekli.이 조카 애가 낙관주의적 편견의 아주 안좋은 예라는 것을 분명히 하고 싶은데요. 왜냐하면 제 조카는 독특한 재능을 가지고 있으니까요.
Şunu açıkça belirtmek isterim o, iyimserlik eğiliminin oldukça kötü bir örneği, çünkü hakikaten çok yetenekli.Z góry zapewniam, że to zły przykład optymistycznego nastawienia, bo jest wyjątkowo zdolny.
Şunu açıkça belirtmek isterim o, iyimserlik eğiliminin oldukça kötü bir örneği, çünkü hakikaten çok yetenekli.ואני רק רוצה שזה יהיה ברור: הוא דוגמא גרועה ביותר להטיית האופטימיות מכיוון שהוא באמת מוכשר באופן יוצא מן הכלל.
Şunu açıkça belirtmek isterim o, iyimserlik eğiliminin oldukça kötü bir örneği, çünkü hakikaten çok yetenekli.وأريد أن أوضّح بشكل تام أنهُ مثال سيّء تماماً عن الميل للتفائل، لأنه في الحقيقة موهوب بشكل فريد من نوعه.
Şunu açıkça belirtmek isterim o, iyimserlik eğiliminin oldukça kötü bir örneği, çünkü hakikaten çok yetenekli.彼は楽観主義バイアスとしては例外中の例外です だって特別に才能があるんですよ (笑い)
Üniversiteye gitmek için evden ayrıldığım gün güzel bir gündü, umut ve iyimserlikle doluydu.Amikor először indultam el hazulról az egyetemre, nagy nap volt számomra, tele reménnyel és optimizmussal.
Üniversiteye gitmek için evden ayrıldığım gün güzel bir gündü, umut ve iyimserlikle doluydu.De dag dat ik thuis vertrok op weg naar de universiteit, was een stralende dag vol hoop en optimisme.
Üniversiteye gitmek için evden ayrıldığım gün güzel bir gündü, umut ve iyimserlikle doluydu.Den, kdy jsem poprvé odešla z domova a vydala se na univerzitu, byl slunečný a plný naděje a optimismu.
Üniversiteye gitmek için evden ayrıldığım gün güzel bir gündü, umut ve iyimserlikle doluydu.집떠나 처음으로 대학교에 등교하던 날은 화창하고 넘칠듯한 희망과 낙관이 함께 한 날이었어요.
Üniversiteye gitmek için evden ayrıldığım gün güzel bir gündü, umut ve iyimserlikle doluydu.Kun lähdin kotoa aloittaakseni yliopiston, päivä oli kirkas ja toivoa täynnä.
Üniversiteye gitmek için evden ayrıldığım gün güzel bir gündü, umut ve iyimserlikle doluydu.Mój pierwszy dzień na uniwersytecie był wspaniały, pełen nadziei i optymizmu.
Üniversiteye gitmek için evden ayrıldığım gün güzel bir gündü, umut ve iyimserlikle doluydu.Ngày tôi rời nhà lần đầu tiên để vào đại học là một ngày tươi sáng tràn đầy hi vọng và lạc quan.
Üniversiteye gitmek için evden ayrıldığım gün güzel bir gündü, umut ve iyimserlikle doluydu.היום בו עזבתי את הבית לראשונה כדי ללכת לאוניברסיטה היה יום בהיר שעלה על גדותיו עם תקוות ואופטימיות.
Üniversiteye gitmek için evden ayrıldığım gün güzel bir gündü, umut ve iyimserlikle doluydu.يوم مغادرتي المنزل للمرة الاولى لكي أذهب إلي الجامعه كان يوما مشرقاً مفعماً بالأمل والتفاؤل
Üniversiteye gitmek için evden ayrıldığım gün güzel bir gündü, umut ve iyimserlikle doluydu.家を出た時 空は晴れ 希望と楽観に 満ちていました 学業優秀で 私の将来は有望で
Üniversiteye gitmek için evden ilk ayrıldığım gün umut ve iyimserlik dolu pırıl pırıl bir gündü.to go to university was a bright day brimming with hope and optimism. I'd done well at school.
Üniversiteye gitmek için evden ilk ayrıldığım gün umut ve iyimserlik dolu pırıl pırıl bir gündü.Οι προσδοκίες μου ήταν υψηλές, και χαρούμενα μπήκα στη φοιτητική ζωή με τις διαλέξεις, τα παρτυ και
Ve işte bu nedenle bence iyimserlik mimariyi ileri taşıyan değerlerden biri.Alors, je crois que l'optimisme est véritablement ce qui conduit l'architecture vers l'avant.
Ve işte bu nedenle bence iyimserlik mimariyi ileri taşıyan değerlerden biri.Deswegen glaube ich, dass Optimismus die Architektur vorwärts treibt.
Ve işte bu nedenle bence iyimserlik mimariyi ileri taşıyan değerlerden biri.Ezért hiszem, hogy az optimizmus az, ami előreviszi az építészetet.
Ve işte bu nedenle bence iyimserlik mimariyi ileri taşıyan değerlerden biri.그래서 저는 긍정적 사고방식이야말로 건축을 발전시킨다고 생각합니다.
Ve işte bu nedenle bence iyimserlik mimariyi ileri taşıyan değerlerden biri.Per questo penso che sia l'ottimismo a far da traino all'architettura.
Ve işte bu nedenle bence iyimserlik mimariyi ileri taşıyan değerlerden biri.Por isso penso que é o otimismo que faz avançar a arquitetura.
Ve işte bu nedenle bence iyimserlik mimariyi ileri taşıyan değerlerden biri.Şi cred prin urmare că optimismul este cel care imprimă progresul arhitecturii.
Ve işte bu nedenle bence iyimserlik mimariyi ileri taşıyan değerlerden biri.Uważam, że optymizm jest siłą napędową architektury.
Ve işte bu nedenle bence iyimserlik mimariyi ileri taşıyan değerlerden biri.Và tôi vì thế tin tưởng rằng sự lạc quan giúp thúc đẩy ngành kiến trúc về phía trước.
Ve işte bu nedenle bence iyimserlik mimariyi ileri taşıyan değerlerden biri.Y por tanto creo que el optimismo es lo que conduce a la arquitectura hacia adelante.