iyilik ile cümle

iyilik kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
11
ORT. KELİME
Bu insanlardan hangisi çevreye daha fazla iyilik yaptı?Wie van deze mensen heeft meer gedaan voor het milieu?
Bu insanlardan hangisi çevreye daha fazla iyilik yaptı?Кой от тези хора е направил повече за околната среда?
Bu insanlardan hangisi çevreye daha fazla iyilik yaptı?Кто из этих людей сделал больше для экологии?
Bu insanlardan hangisi çevreye daha fazla iyilik yaptı?מי משני האנשים האלו עשה יותר למען הסביבה?
Bu insanlardan hangisi çevreye daha fazla iyilik yaptı?من من هؤلاء الأشخاص فعل الكثير للبيئة؟
Bu insanlardan hangisi çevreye daha fazla iyilik yaptı?そう 皆さんは心理モデルを持っています
Bu, iyilik için de kötülük için de kullanılabilir.Det kan blive brugt for godt eller ond
Bu, iyilik için de kötülük için de kullanılabilir.Może zostać użyta dla dobra bądź zniszczenia.
Bu, iyilik için de kötülük için de kullanılabilir.Μια ανακάλυψη ισχυρότερη απ' ότι ο άνθρωπος είχε ποτέ φανταστεί. Μπορεί να χρησιμοποιηθεί για καλό ή για κακό.
Bu, iyilik için de kötülük için de kullanılabilir.Може да бъде използвана за добро или лошо.
Bu iyilik ve güvene dayalı olarak çalışan bir sistemdir bu nedenle çok hassas ve saldırıya açıktır.C'est un système qui repose sur la gentillesse et la confiance, cela le rend aussi très délicat et vulnérable.
Bu iyilik ve güvene dayalı olarak çalışan bir sistemdir bu nedenle çok hassas ve saldırıya açıktır.Đây là một hệ thống dựa trên lòng tốt và niềm tin, khiến nó trở nên rất mong manh, dễ vỡ.
Bu iyilik ve güvene dayalı olarak çalışan bir sistemdir bu nedenle çok hassas ve saldırıya açıktır.Dit is een systeem dat berust op vriendelijkheid en vertrouwen, wat het ook heel teer en kwetsbaar maakt.
Bu iyilik ve güvene dayalı olarak çalışan bir sistemdir bu nedenle çok hassas ve saldırıya açıktır.Es ist ein auf Güte und Vertrauen basierendes System, und das macht es auch sehr empfindlich und verletzlich.
Bu iyilik ve güvene dayalı olarak çalışan bir sistemdir bu nedenle çok hassas ve saldırıya açıktır.É um sistema que depende da amabilidade e da confiança, o que o torna também muito delicado e vulnerável.
Bu iyilik ve güvene dayalı olarak çalışan bir sistemdir bu nedenle çok hassas ve saldırıya açıktır.E' un sistema basato su cortesia e fiducia, il che lo rende anche delicato e vulnerabile.
Bu iyilik ve güvene dayalı olarak çalışan bir sistemdir bu nedenle çok hassas ve saldırıya açıktır.Jest to system oparty na uprzejmości i zaufaniu, co sprawia również, że jest on kruchy i delikatny.
Bu iyilik ve güvene dayalı olarak çalışan bir sistemdir bu nedenle çok hassas ve saldırıya açıktır.친절과 신뢰에 의존하는 시스템이죠. 덕분에 그만큼 섬세하고 취약하기도 합니다.
Bu iyilik ve güvene dayalı olarak çalışan bir sistemdir bu nedenle çok hassas ve saldırıya açıktır.Система покладається на людську доброту та довіру, що також робить її чутливою і вразливою.
Bu iyilik ve güvene dayalı olarak çalışan bir sistemdir bu nedenle çok hassas ve saldırıya açıktır.Това е система, разчитаща на нашата добрина и доверие, което също така я прави много деликатна и уязвима.
Bu iyilik ve güvene dayalı olarak çalışan bir sistemdir bu nedenle çok hassas ve saldırıya açıktır.Эта система опирается на доброжелательность и доверие, что также делает её очень нежной и уязвимой.
Bu iyilik ve güvene dayalı olarak çalışan bir sistemdir bu nedenle çok hassas ve saldırıya açıktır.זו מערכת שמתבססת על אמון ונדיבות, שגם הופכת אותה למאוד עדינה ופגיעה.
Bu iyilik ve güvene dayalı olarak çalışan bir sistemdir bu nedenle çok hassas ve saldırıya açıktır.أنه نظام يعتمد على اللطف والثقة، الشئ الذي يجعله أيضاً حساس وعرضة للخطر.
Bu iyilik ve güvene dayalı olarak çalışan bir sistemdir bu nedenle çok hassas ve saldırıya açıktır.とてもデリケートで脆弱な面があります まれではありますが
Bu levhayı yakın zamanda Maine'e giderken, bir kilisenin önünde gördüm, "Tanrı olmadan, iyilik hiçtir."Ezt a táblát egy templom előtt találtam, amikor nemrég Maine-be utaztam:
Bu levhayı yakın zamanda Maine'e giderken, bir kilisenin önünde gördüm, "Tanrı olmadan, iyilik hiçtir."Ho visto questo cartello mentro stavo guidando nel Maine di recente, di fronte ad una chiesa:
Bu levhayı yakın zamanda Maine'e giderken, bir kilisenin önünde gördüm, "Tanrı olmadan, iyilik hiçtir."Ich sah dieses Schild vor einer Kirche als ich kürzlich nach Maine fuhr — "Gut ohne Gott das wird nichts."
Bu levhayı yakın zamanda Maine'e giderken, bir kilisenin önünde gördüm, "Tanrı olmadan, iyilik hiçtir."Ik kwam dit bord tegen toen ik onlangs naar Maine reed, voor een kerk -- "Good without God becomes zero."
Bu levhayı yakın zamanda Maine'e giderken, bir kilisenin önünde gördüm, "Tanrı olmadan, iyilik hiçtir."Když jsem nedávno jel do Maine, viděl jsem tuto ceduli před jedním kostelem -- "Dobro bez Boha přijde vniveč."
Bu levhayı yakın zamanda Maine'e giderken, bir kilisenin önünde gördüm, "Tanrı olmadan, iyilik hiçtir."Me encontré con este anuncio cuando viajaba hacia Maine hace poco, delante de una iglesia:
Bu levhayı yakın zamanda Maine'e giderken, bir kilisenin önünde gördüm, "Tanrı olmadan, iyilik hiçtir."Τυχαία είδα αυτή την ταμπέλα οδηγώντας προς το Μέιν πρόσφατα, έξω από μια εκκλησία:
Bu levhayı yakın zamanda Maine'e giderken, bir kilisenin önünde gördüm, "Tanrı olmadan, iyilik hiçtir."Открих този знак, докато шофирах наскоро към Мейн, пред една църква:
Bu levhayı yakın zamanda Maine'e giderken, bir kilisenin önünde gördüm, "Tanrı olmadan, iyilik hiçtir."Я нашел этот символ, по дороге в Мэн(штат США) недавно, на торце церкви:
Bunları uzaklaştıran suçlarınızdı, Bu iyilikten sizi yoksun bırakan günahlarınızdı.Aber eure Missetaten hindern solches, und eure Sünden wenden das Gute von euch.
Bunları uzaklaştıran suçlarınızdı, Bu iyilikten sizi yoksun bırakan günahlarınızdı.Ale nieprawości wasze odwróciły to, a grzechy wasze zahamowały to dobro od was.
Bunları uzaklaştıran suçlarınızdı, Bu iyilikten sizi yoksun bırakan günahlarınızdı.As vossas iniqüidades desviaram estas coisas, e os vossos pecados apartaram de vos o bem.
Bunları uzaklaştıran suçlarınızdı, Bu iyilikten sizi yoksun bırakan günahlarınızdı.A ti bûneitek fordították el ezeket tõletek, és a ti vétkeitek fosztottak meg titeket e jótól!
Bunları uzaklaştıran suçlarınızdı, Bu iyilikten sizi yoksun bırakan günahlarınızdı.Daarom heb Ik u deze zegeningen vanwege uw zonden afgenomen.
Bunları uzaklaştıran suçlarınızdı, Bu iyilikten sizi yoksun bırakan günahlarınızdı.,Din pricina nelegiuirilor voastre n'au loc aceste orînduiri, păcatele voastre vă lipsesc de aceste bunătăţi.
Bunları uzaklaştıran suçlarınızdı, Bu iyilikten sizi yoksun bırakan günahlarınızdı.Eders Misgerninger bragte dem i Ulave, eders Synder unddrog eder det gode.
Bunları uzaklaştıran suçlarınızdı, Bu iyilikten sizi yoksun bırakan günahlarınızdı.Edra missgärningar hava nu fört dessa i olag, och edra synder hava förhållit för eder detta goda.
Bunları uzaklaştıran suçlarınızdı, Bu iyilikten sizi yoksun bırakan günahlarınızdı.너희 허물이 이러한 일들을 물리쳤고 너희 죄가 너희에게 오는 좋은것을 막았느니라
Bunları uzaklaştıran suçlarınızdı, Bu iyilikten sizi yoksun bırakan günahlarınızdı.Krivice vaše odvračajo to in grehi vaši odganjajo to dobro od vas.
Bunları uzaklaştıran suçlarınızdı, Bu iyilikten sizi yoksun bırakan günahlarınızdı.Le vostre iniquità hanno sconvolto queste cose e i vostri peccati tengono lontano da voi il benessere
Bunları uzaklaştıran suçlarınızdı, Bu iyilikten sizi yoksun bırakan günahlarınızdı.Nepravostiť vaše překážku činí těm věcem, a hříchové vaši připravují vás o to dobré.
Bunları uzaklaştıran suçlarınızdı, Bu iyilikten sizi yoksun bırakan günahlarınızdı.Sự gian ác các ngươi đã làm cho những sự ấy xa các ngươi; tội lỗi các ngươi ngăn trở các ngươi được phước.
Bunları uzaklaştıran suçlarınızdı, Bu iyilikten sizi yoksun bırakan günahlarınızdı.Sự gian_ác các ngươi đã làm cho những sự ấy xa các ngươi ; tội_lỗi các ngươi ngăn_trở các ngươi được phước .
Bunları uzaklaştıran suçlarınızdı, Bu iyilikten sizi yoksun bırakan günahlarınızdı.Teidän pahat tekonne käänsivät nämä pois, ja teidän syntinne estivät teitä saamasta hyvää.
Bunları uzaklaştıran suçlarınızdı, Bu iyilikten sizi yoksun bırakan günahlarınızdı.Tetapi dosa-dosamu itulah yang menghambat semua yang baik itu sehingga kamu tidak menikmatinya
Bunları uzaklaştıran suçlarınızdı, Bu iyilikten sizi yoksun bırakan günahlarınızdı.Vaše neprávosti to odvrátily, a vaše hriechy zadržujú to dobré od vás.
Bunları uzaklaştıran suçlarınızdı, Bu iyilikten sizi yoksun bırakan günahlarınızdı.Vuestras iniquidades han desviado estas cosas, y vuestros pecados os han privado del bien
Bunları uzaklaştıran suçlarınızdı, Bu iyilikten sizi yoksun bırakan günahlarınızdı.Αι ανομιαι σας απεστρεψαν ταυτα και αι αμαρτιαι σας εμποδισαν το αγαθον απο σας.
Bunları uzaklaştıran suçlarınızdı, Bu iyilikten sizi yoksun bırakan günahlarınızdı.Беззакония ваши отвратили это, и грехи ваши удалили от вас это доброе.
Bunları uzaklaştıran suçlarınızdı, Bu iyilikten sizi yoksun bırakan günahlarınızdı.Вашите беззакония отвърнаха тия неща, И вашите грехове ви лишиха от доброто.
Bunları uzaklaştıran suçlarınızdı, Bu iyilikten sizi yoksun bırakan günahlarınızdı.עונותיכם הטו אלה וחטאותיכם מנעו הטוב מכם׃
Bunları uzaklaştıran suçlarınızdı, Bu iyilikten sizi yoksun bırakan günahlarınızdı.آثامكم عكست هذه وخطاياكم منعت الخير عنكم.
Bunları uzaklaştıran suçlarınızdı, Bu iyilikten sizi yoksun bırakan günahlarınızdı.你 們 的 罪 孽 、 使 這 些 事 轉 離 你 們 、 你 們 的 罪 惡 、 使 你 們 不 能 得 福
Bunları uzaklaştıran suçlarınızdı, Bu iyilikten sizi yoksun bırakan günahlarınızdı.你 們 的 罪孽 、 使 這些 事轉離 你 們 、 你 們 的 罪惡 、 使 你 們 不 能 得福
Bunu burada TED' de duydum. İkinci kaynak iyilik yapmanın iyilik doğuracağına inanma konusundaki eğilimdir.Druhým základem je "férovost na obě strany".
Bunun bana pek iyilik yaptığını söyleyemem.Das ist nicht sehr hilfreich.

İlgili Sayfalar