Otele git ve iyice dinlen.عليك الذهاب الى الفندق وان ترتاحي
Öyleyse parmaklarınızı iyice kıvırdığınızda ve parmak uçlarınızı kullandığınızda . . .Onthoud, hoe verder van de fret je komt, hoe harder je moet duwen.
Öyleyse parmaklarınızı iyice kıvırdığınızda ve parmak uçlarınızı kullandığınızda . . .Rappelez-vous que plus vous êtes éloignés de la frette et plus vous devrez appuyer fort.
Öyleyse parmaklarınızı iyice kıvırdığınızda ve parmak uçlarınızı kullandığınızda . . .Recordad, cuanto más lejos estéis del traste, más fuerte tendréis que pisar.
O yüzden şimdi gidin bunları iyice ezberleyin.A ja naozaj odporúčam si ich zapamätať.
O yüzden şimdi gidin bunları iyice ezberleyin.A já opravdu doporučuji si je zapamatovat.
O yüzden şimdi gidin bunları iyice ezberleyin.Arra biztatlak, hogy szánj időt arra, hogy megjegyezd őket.
O yüzden şimdi gidin bunları iyice ezberleyin.E davvero ti incoraggio a prenderti il tempo di impararle a memoria.
O yüzden şimdi gidin bunları iyice ezberleyin.Et je vous encourage de prendre le temps maintenant pour aller les apprendre par coeur.
O yüzden şimdi gidin bunları iyice ezberleyin.I naprawdę zachęcam was abyście znaleźli czas teraz, aby jeszcze raz to przeanalizować i zapamiętać to.
O yüzden şimdi gidin bunları iyice ezberleyin. Kağıtlara yazarak öğrenin mesela.En ik moedig je werkelijk aan om de tijd te nemen en ze uit je hoofd te leren.
O yüzden şimdi gidin bunları iyice ezberleyin.시간을 내어서 이 곱셈표를 기억하실 것을 장려합니다.
O yüzden şimdi gidin bunları iyice ezberleyin.Nós completamos as nossas tabelas de multiplicação. E eu os estimulo a passar algum tempo as memorizando.
O yüzden şimdi gidin bunları iyice ezberleyin.Und ich lege dir wirklich nahe, dass du dir die Zeit nimmst, das alles auswendig zu lernen.
O yüzden şimdi gidin bunları iyice ezberleyin.Vi har nu lært alle de tabeller, vi har brug for at kunne.
O yüzden şimdi gidin bunları iyice ezberleyin.Y te recomendaría que te tomes un tiempo ahora y las memorices.
O yüzden şimdi gidin bunları iyice ezberleyin.Και σας προτείνω να αφιερώσετε χρόνο για να τους μάθετε απ' έξω.
O yüzden şimdi gidin bunları iyice ezberleyin.И искрено ви насърчавам сега да отделите време и да ги запомните.
O yüzden şimdi gidin bunları iyice ezberleyin.واشجعكم على القيام بحفظهم الآن
O yüzden şimdi gidin bunları iyice ezberleyin.カードを作ってみて下さい.
O zaman ben de sana iyice yapışırım!Akkor nagyon odatapadok, nagyon.
O zaman ben de sana iyice yapışırım!Je vais m'accrocher alors, vraiment.
O zaman ben de sana iyice yapışırım!اذن من الاحسن ان اتشبث بك
Proje idarecileri ile konuştuğumda bana şunu dediler: " Ben, işler iyice tehlikeli olmaya başladı.Amikor beszéltem a projektet vezető csapatommal, azt mondták: "Nézd Ben, az állapotok túl veszélyesek.
Proje idarecileri ile konuştuğumda bana şunu dediler: " Ben, işler iyice tehlikeli olmaya başladı.Când am vorbit cu echipa mea, mi-au spus, "Ben, condiţiile meteo sunt prea periculoase.
Proje idarecileri ile konuştuğumda bana şunu dediler: " Ben, işler iyice tehlikeli olmaya başladı.저의 프로젝트 매니저 팀과 통화를 했을때 - 그가 말하기를 "벤, 상황이 너무 위험해지고 있소
Proje idarecileri ile konuştuğumda bana şunu dediler: " Ben, işler iyice tehlikeli olmaya başladı.Quand j'ai parlé à mon équipe ils m'ont dit "Ecoute Ben, les conditions sont trop dangereuses.
Proje idarecileri ile konuştuğumda bana şunu dediler: " Ben, işler iyice tehlikeli olmaya başladı.Toen ik sprak met mijn projectmanagementteam. Ze zeiden: "Kijk, Ben, de omstandigheden worden te gevaarlijk.
Proje idarecileri ile konuştuğumda bana şunu dediler: " Ben, işler iyice tehlikeli olmaya başladı.Говорих с екипа ми и те ми казаха "Виж, Бен, условията вече са твърди опасни.
Proje idarecileri ile konuştuğumda bana şunu dediler: " Ben, işler iyice tehlikeli olmaya başladı.Когда я поговорил с менеджерами моего проекта, они сказали Бен, условия становятся чересчур опасными.
Proje idarecileri ile konuştuğumda bana şunu dediler: " Ben, işler iyice tehlikeli olmaya başladı.Коли я спілкувався зі своєю командою, вони сказали: "Послухай, Бене, умови стають надто небезпечними.
Proje idarecileri ile konuştuğumda bana şunu dediler: " Ben, işler iyice tehlikeli olmaya başladı.כאשר דברתי אם מנהלי הפרויקט שלי, הם אמרו "תראה בן, התנאים נעשים מסוכנים מידי.
Proje idarecileri ile konuştuğumda bana şunu dediler: " Ben, işler iyice tehlikeli olmaya başladı.عندما تحدثت إلى-- فريق إدارة المشروع الخاص بي، قالو،" أنظر، يا بن ، إن الأحوال الجوية تزداد خطورة.
Proje idarecileri ile konuştuğumda bana şunu dediler: " Ben, işler iyice tehlikeli olmaya başladı.「ベン、状況が危険になり過ぎている。君のすぐ南に 巨大な開水面がある。君を迎えに行きたい
- Saçlarını iyice kuruladın mı?Heb je je haar gedroogd?
- Saçlarını iyice kuruladın mı?On nazywa się Nemanja. A ty?
- Saçlarını iyice kuruladın mı?Ti sei asciugato i capelli?
- Saçlarını iyice kuruladın mı?- Vysušil jsi si vlasy?
- Saçlarını iyice kuruladın mı?- Vysušil si si vlasy?
- Saçlarını iyice kuruladın mı?Изсуши ли си косата?
Sadece basit bir inanç değil, iyice düşünülmüş, çalışılmış, savaş koşullarında test edilmiş bir inanç.A není to jen tak nějaké, je to dobře formulované, prověřené, bitvou ošlehané přesvědčení.
Sadece basit bir inanç değil, iyice düşünülmüş, çalışılmış, savaş koşullarında test edilmiş bir inanç.En niet zomaar een overtuiging, maar een goed onderbouwde, onderzochte, en beproefde overtuiging.
Sadece basit bir inanç değil, iyice düşünülmüş, çalışılmış, savaş koşullarında test edilmiş bir inanç.És ez nem akármilyen meggyőződés, hanem egy jól megfogalmazott, egy megvizsgált, harcban próbált meggyőződés.
Sadece basit bir inanç değil, iyice düşünülmüş, çalışılmış, savaş koşullarında test edilmiş bir inanç.I to nie byle jakie, to dobrze ugruntowane, sprawdzone przekonanie, które przeszło chrzest bojowy.
Sadece basit bir inanç değil, iyice düşünülmüş, çalışılmış, savaş koşullarında test edilmiş bir inanç.조리있게 설명되고, 검토되고 싸움에서 검증된 믿음입니다.
Sadece basit bir inanç değil, iyice düşünülmüş, çalışılmış, savaş koşullarında test edilmiş bir inanç.Şi nu una oarecare, ci una bine articulată, examinată, o părere care a făcut faţă unei bătălii.
Sadece basit bir inanç değil, iyice düşünülmüş, çalışılmış, savaş koşullarında test edilmiş bir inanç.Und nicht nur einen Glauben, sondern einen gut artikulierten, untersuchten, kampferprobten Glauben.
Sadece basit bir inanç değil, iyice düşünülmüş, çalışılmış, savaş koşullarında test edilmiş bir inanç.Και όχι οποιοδήποτε, ένα καλά συντεταγμένο, επιθεωρημένο, ένα πιστεύω που άντεξε σε λογομαχία.
Sadece basit bir inanç değil, iyice düşünülmüş, çalışılmış, savaş koşullarında test edilmiş bir inanç.І не просто переконання, а добре сформульоване, досліджене і перевірене на практиці.
Sadece basit bir inanç değil, iyice düşünülmüş, çalışılmış, savaş koşullarında test edilmiş bir inanç.Это не просто мнение. Это чётко сформулированное, изученное и проверенное на практике мнение.
Sadece basit bir inanç değil, iyice düşünülmüş, çalışılmış, savaş koşullarında test edilmiş bir inanç.אלא אמונה שבוטאה היטב, אמונה בדוקה, אמונה שנצרפה בקרב.
Sadece basit bir inanç değil, iyice düşünülmüş, çalışılmış, savaş koşullarında test edilmiş bir inanç.بل هو مصاغ بشكل جيد، مفحوص، و نجح في البقاء بعد خوض معركة.
Sadece basit bir inanç değil, iyice düşünülmüş, çalışılmış, savaş koşullarında test edilmiş bir inanç.論争を経た考えです 理解が深まります さて議論に勝ったのは誰でしょう?
Sandviç Teoremi'ni iyice anladığımıza göre, bu teoremi kullanarak şunu kanıtlayacağız...Ahora que comprendemos un poco del teorema del emparedado, vamos a usarlo para demostrar que el límite --
Sandviç Teoremi'ni iyice anladığımıza göre, bu teoremi kullanarak şunu kanıtlayacağız...Doufám, že teď už rozumíme větě o sevřené funkci. Použijeme ji k dokázání limity. ...Napíšu to žlutě...
Sandviç Teoremi'ni iyice anladığımıza göre, bu teoremi kullanarak şunu kanıtlayacağız...E vocé deve estar ancioso, porque eu disse isso muitas vezes
Sandviç Teoremi'ni iyice anladığımıza göre, bu teoremi kullanarak şunu kanıtlayacağız...이제 전 강의에서 스퀴즈 정리를 배웠으니 말했던 극한을 증명해보도록 할게요
Sandviç Teoremi'ni iyice anladığımıza göre, bu teoremi kullanarak şunu kanıtlayacağız...Nun, da ihr hoffentlich ein Grundwissen der
Sandviç Teoremi'ni iyice anladığımıza göre, bu teoremi kullanarak şunu kanıtlayacağız...כעת כשרכשנו הבנה נאותה של משפט הסנדוויץ', נשתמש בכך כדי להוכיח שהגבול -- אני
Sandviç Teoremi'ni iyice anladığımıza göre, bu teoremi kullanarak şunu kanıtlayacağız...الآن وبما ان لدينا ادراكاً بسيطاً لنظرية الضغط، سوف نستخدم ذلك لاثبات ان نهاية