613-628: Herakleios'a karşı Yahudi isyanı, kısa ömürlü Sasani-Yahudi ittifakı ortaya çıktı.613-628 : Brève révolte juive contre Héraclius.
Bu elektronun dönüşünü hesapladı ve Dirac’ı pozitronun varlığını tahmin etmeye itti.Elle prédisait le spin électronique et conduisit Paul Dirac à postuler l'existence du positron.
Ve elbette filler ittirilip çekilemez, çünkü onlardan daha güçlü bir taş yoktur.Un éléphant ne peut jamais être délogé, puisqu'il n'existe pas de pièce plus forte.
1726 - Alman İmparatorluğu ve Rusya, Osmanlı'ya karşı ittifaka vardılar.1726 : l'Empire germanique et la Russie concluent une alliance contre la Turquie.
Rusya ile Avusturya 1733'de bir ittifak yapmışlardı.La Russie et l'Autriche s'entendent sur un nouveau partage en 1793.
Britanya ile Avusturya zaten halihazırda 1731 yılından beri bir ittifak içinde bulunmaktaydı.La Lituanie et la Pologne étaient liées par une union fédérale depuis 1385.
1994 yılında Apple, IBM ve Motorola ile AIM ittifakını oluşturdu.L'Alliance AIM était une alliance formée en septembre 1991 avec pour partenaires Apple, IBM et Motorola.
Bu noktada Leo, Lekapenos'a döndü ve ona evlilik yoluyla ittifak önerdi.De ce fait, Léon se tourne vers Romain Lécapène et lui propose une alliance par un mariage.
Peru ile Bolivya savaş öncesinde gizli bir antlaşma ile Şili'ye karşı ittifaka girmişlerdir.Le Pérou, quant à lui, a préalablement signé un pacte secret avec la Bolivie en cas de conflit avec le Chili.
Bu ittifak Trotski'yi sürgün etmeyi başardı.Il est accusé d'avoir soutenu Trotsky.
2004'te yedi ülke ittifaka katıldı.En 2002, il y avait sept prisonniers sur l'île.
Bu ittifakın liderliğini Suession'ler kralı olan Galba yapmaktaydı.Toutes ces forces devaient être dirigées par Galba, roi des Suessions.
Kasaba halkı bunların cadı denilen habis ruhların eseri olduğunda ittifak etti.Le couple a réuni tout ce que leur a demandé la sorcière.
Bulgarlar Peçeneklerle ittifaklık kurmaya çalıştılar, ama bunda başarı kazanamadılar.Les Bulgares, quant à eux, tentent vainement d'ouvrir le score, sans toutefois y parvenir.
Ptolemaios da bu ittifaka katıldı.Masaniello fit partie lui aussi de cette compagnie.
Cenovalılar ile ittifak yaptı.En ce sens, il fait l'éloge même par les censeurs.
705 yılında, Justinianos Bulgar Tervel ile yeni bir ittifak kurdu.En 705, Justinien forme une nouvelle alliance, cette fois avec Tervel, Khan de Bulgarie.
Birleşik Sol (İspanyolca: Izquierda Unida, IU), İspanya'da bir sol siyasi partiler ittifakıdır.Izquierda Unida, une coalition politique espagnole de gauche.
Bu iki büyük devlette bölgede ittifaklar kurmuştu.Les deux provinces avaient un Parti conservateur faible.
216) V. Filippos Kartaca ile ittifaka gitmiştir.5,6 (Ayo, Colombie) pour S. f. fuscus.
Bu onu yoksulluğa itti.Il en résulte un appauvrissement.
Pek çok ırk, Gölgeler tehditine karşı birleşerek bir ittifak oluştururlar.Trois adolescents décident de s'unir pour affronter la menace alien.
Fakat ittifak için somut bir adım atılmadı.La ligue n'a pas tenu un repêchage d'expansion.
Birisi beni içeri itti.Alguien me empujó al interior.
Ne yazık ki, bu politikalar Japonya'yı 1999 ve 2004 yılları arasında defalarca deflasyona itti.Lamentablemente, esta política condujo Japón en una deflación en numerosas ocasiones entre 1999 y 2004.
Bir ülke ilk defa bağımsızlığını kazandığında, iki süpergüçten bir tanesi ile ittifak kurmaya çabalamıştır.Cuando un país se independizó por primera vez, se esperaba que se alineara con una de las dos superpotencias.
Fakat bu ittifak onun ertesi yıl ölümüyle sonuçsuz kaldı.Sin embargo, su mandato finalizaría abruptamente con su muerte en el siguiente año.
Politik ittifakı güçlendirmek için Fulvia kendi kızı Clodia'yı, genç Octavian'a eş olarak teklif etti.Para solidificar la alianza política, Fulvia ofreció a su hija, Claudia, al joven Octaviano como esposa.
Bu onu yoksulluğa itti.La condena lo sumió en la pobreza.
Kiyovalarla daha önce ittifak kurmuş olan Kiyova Apaçileri ise müttefiklerinin bu anlaşmasına uymuşlardır.Los apache kiowa, como aliados de los kiowas, finalmente también se unieron a la alianza.
Cellât masayı itti.Golpeen la mesa...
Galip olan ittifakın belirlenmesinden sonra diyarın güncel dönemi sona erirdi.Después de haber determinada la alianza ganadora de la competición, la era terminaba.
Kimi kayıtlara göre, Yunanistan'daki Attica Delos ittifakına üyeydi.Según algunos registros, fue miembro de la Liga de Delos de Grecia.
Bir sonraki Impact! gecesi Fortune, Hulk Hogan ve Eric Bischoff'un yeni grubu Immortal ile ittifak kurdu.El 14 de octubre Fortune formó una alianza con Hulk Hogan y Eric Bischoff creando Inmortal.
Britanya ile Avusturya zaten halihazırda 1731 yılından beri bir ittifak içinde bulunmaktaydı.Lituania y Polonia estaban unidos por una Unión Federal desde 1385.
Onun sizi ittiğini düşünüyorum.Creo que él solo te empuja.
Fakat Sovyetler, böyle bir üçlü ittifaka karşı çıkmaktaydı.Sin embargo, la Unión Soviética se opuso a un compromiso de tres partes.
Ve elbette filler ittirilip çekilemez, çünkü onlardan daha güçlü bir taş yoktur.Un elefante nunca puede ser reposicionado, ya que no hay ninguna pieza más fuerte.
Ptolemaios da bu ittifaka katıldı.También Claudio Ptolomeo la sitúa en el interior.
Bu defa ittifak oldular.Esta vez se enviaron sus fuerzas.
İktidardaki kısa süreli ittifakları Sezar'ın 15 Mart MÖ 44 tarihinde suikaste uğramasıyla sona erdi.Poco después del asesinato de César, el 15 de marzo del 44 a.
Bu ittifakın Avrupa'nın politik stabilitesini savunması bekleniyordu.Marshall estaba convencido de que la estabilidad económica aportaría estabilidad política a Europa.
Bizans ipeğinden diplomatik hediyeler Franklar ile ittifakı güçlendirdi.Los presentes diplomáticos de sedas bizantinas permitieron acordar alianzas con los francos.
MHP ile yapılan seçim ittifakı görüşmeleri başarısızlıkla sonuçlandı.La carrera de Howard con la MGM fue frustrante.
Sırplar ile ittifak Konstantinopolis'e yapılacak ağır bir saldırıyı geciktirdi.La alianza con los serbios aplazó el decisivo asalto de Constantinopla.
Ceneviz Cumhuriyeti ve Papa ile ittifak kurdu ve 1460'ta Osmanlı'dan yardım istemeyen Dimitrios'u yendi.Se alió con Génova y el Papa y derrotó a Demetrios, que huyó en busca de ayuda a los otomanos en 1460.
2007 Türkiye genel seçimlerinde Bin Umut Adayları ittifakı içinde yer aldı.Hasta 2011 Fronteras ya totalizaba 98 invitados internacionales presentes en el territorio brasileño.
1790 - Osmanlı-Prusya ittifakı.1790 Establecimiento del pacto polaco-prusiano.
Lok Durd:Ayrılıkçı ittifaktandır.Rombo: División entre opciones.
Heyetin amacı bir ittifak sağlamaktır.Aquellos cuya función es atar un objeto.
Bu, bir ticaret anlaşması ve dostluk ittifakı niteliği de taşıdı.Es un protocolo que buscaba amistad y cooperación entre los países.
Muharebe ittifak kuvvetleri için bir bozgundu.Tal intento fue un fracaso para las tropas porteñas.
Bu da otomobil üreticilerini alternatif arayışlara itti.Esta actitud llevó a la gente a enviar diseños alternativos.
Bu iki büyük devlette bölgede ittifaklar kurmuştu.Ambos lados utilizaron fuerzas asimétricas locales en la región.
Bu şartlar orduyu yeni bir lider aramaya itti.Esto obligó al resto del ejército a seguir su ejemplo.
İmparator I. Romanos, Arapları cömert hediyelere boğarak Bulgaristan ile ittifak yapmalarını önlemeyi başardı.El emperador Romano I Lecapeno logró disolver la alianza búlgaro-árabe con generosos regalos.
Nâmaz’ın hakikâtiyse Hüdâvend’in dostlarına ittisâldir.Y le inspirará en el temor de Yahveh.»
Bulgar Sosyalist Partisi'nin önderliğinde kurulan Bulgaristan için Koalisyon ittifakının bir parçasıdır.Forma parte de la Coalición por Bulgaria, una alianza liderada por el Partido Socialista Búlgaro.
"Orta Doğu'da vekalet savaşları ve çıkar ittifakları".«La Cuenca de Libres-Oriental y las disputas por el agua».
Bu ittifak, sadece askeri değil aynı zamanda politik bir ittifaktı.El concepto de seguridad común no es militar sino político.