Ana içeriğe geç
Sözlük

itmeye ile cümle

itmeye kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
6
HARF
3
HECE
11
ORT. KELİME
Onu itmeyelim.Let's not push it.
Tom itmeye devam etti.Tom kept pushing.
Tom Mary'yi suya itmeye çalıştı.Tom tried to push Mary into the water.
O beni suya itmeye çalıştı.He tried to push me into the water.
Anne, Tom beni itmeye devam ediyor.Mom, Tom keeps pushing me.
Biz sadece itmeye devam ettik.We just kept pushing.
Sezar'ın etkisi ile onuncu lejyon Pompeius'un güçlerini geri doğru itmeye başladı.With Caesar's inspiration the tenth legion began to push back Pompeius' forces.
Geri itmeye çalıştım fakat iri bir adamdı ve durdurmakta başarısız oldum", şeklinde belirtmiştir.I tried to push him out but he was a big man and I failed to stop him".
Ayağıyla çantayı bir kenara itmeye çalıştı.You know, he put his foot down.
Ancak kuvvet çarpı zamandaki değişim eşittir itmeye.But force times change in time is equal to impulse.
Arkasında bir çocuk vardı, oğlu, yüzü kıpkırmızı olmuştu babasını itmeye çalışmaktan.Behind him there was a child, his son, red in the face in an effort to push the father.
Erkeklerin askerleri itmeye çalıştıklarını gördük, ama hiçbiri bunu yapamadı.We saw the men trying to push the soldiers, but none of them could do that.
Kalkanlarını bir araya getirerek itmeye, savaşmaya, öldürmeye ve ölmeye başladılar.Throwing together their shields, they began shoving, fighting, killing, and dying.
Eğer bitkiyi itmeye çalıştığında en arkada bitki varsa o bitki yok olur.Si lo lograban, la siguiente cosecha sería fructífera.
Sezar'ın etkisi ile onuncu lejyon Pompeius'un güçlerini geri doğru itmeye başladı.Вдохновленный Цезарем Десятый легион усилил натиск и заставил силы Помпея отступить.
Ayağıyla çantayı bir kenara itmeye çalıştı.في البداية حاولوا تمزيق حقيبتي من يدي.
Sezar'ın etkisi ile onuncu lejyon Pompeius'un güçlerini geri doğru itmeye başladı.Zachęceni przez Cezara żołnierze dziesiątego legionu zaczęli spychać do tyłu siły Pompejusza.
Eğer bitkiyi itmeye çalıştığında en arkada bitki varsa o bitki yok olur.Jeśli dostarczymy im czegoś bardziej atrakcyjnego niż nasza uprawa, wtedy szkodnik ją opuści.
Öyle ki, protonlar birbirlerini itmeye zaman kalmadan nötron olurlar.Przychodziliśmy do Rotondy dlatego, że coś nas do siebie nawzajem ciągnęło.
Sezar'ın etkisi ile onuncu lejyon Pompeius'un güçlerini geri doğru itmeye başladı.Натхненний Цезарем Десятий легіон посилив натиск і змусив сили Помпея відступити.
Dolayısıyla insan kendi evrimini Sufizmde bazen ‘gerçek akıl’ denen şeye doğru itmeye davet edilmektedir.Omul este deci invitat să continue evoluția sa înspre ceea ce în Sufism vine numit 'intelect real'.
Sezar'ın etkisi ile onuncu lejyon Pompeius'un güçlerini geri doğru itmeye başladı.Datorită exemplului dat de Cezar, legiunea a zecea a început să împingă forțele lui Pompeius.
Eğer bitkiyi itmeye çalıştığında en arkada bitki varsa o bitki yok olur.Ha mégis innen gyűjtjük, feltétlenül mossuk meg a növényt.
Ayağıyla çantayı bir kenara itmeye çalıştı.Tema on seel oma jalgu puhkand.
Ancak kuvvet çarpı zamandaki değişim eşittir itmeye.Aber Kraft mal Zeitänderung ist gleich Kraftstoß.
Ancak kuvvet çarpı zamandaki değişim eşittir itmeye.Ale síla krát změna za čas se rovná impulsu.
Ancak kuvvet çarpı zamandaki değişim eşittir itmeye.Ale siła razy zmiana czasy jest równa popędowi.
Ancak kuvvet çarpı zamandaki değişim eşittir itmeye.כוח כפול השינוי בזמן שווה למתקף.
Arkasında bir çocuk vardı, oğlu, yüzü kıpkırmızı olmuştu babasını itmeye çalışmaktan.Achter hem liep een kind, zijn zoon, rood aangelopen van de inspanning om zijn vader te duwen.
Arkasında bir çocuk vardı, oğlu, yüzü kıpkırmızı olmuştu babasını itmeye çalışmaktan.Atrás dele havia uma criança, o seu filho, com o rosto vermelho do esforço de empurrar o pai.
Arkasında bir çocuk vardı, oğlu, yüzü kıpkırmızı olmuştu babasını itmeye çalışmaktan.Đằng sau anh ta là một đứa trẻ, con trai anh ta, mặt ửng đỏ cố sức đẩy cha đi
Arkasında bir çocuk vardı, oğlu, yüzü kıpkırmızı olmuştu babasını itmeye çalışmaktan.Derrière lui, il y avait un enfant, son fils, le visage rougi par l'effort qu'il faisait pour pousser le père.
Arkasında bir çocuk vardı, oğlu, yüzü kıpkırmızı olmuştu babasını itmeye çalışmaktan.Detrás de él había un niño, su hijo, con la cara enrojecida por el esfuerzo de empujar a su padre.
Arkasında bir çocuk vardı, oğlu, yüzü kıpkırmızı olmuştu babasını itmeye çalışmaktan.Dietro di lui un bambino, il figlio, rosso in viso, che si sforzava di spingere il padre.
Arkasında bir çocuk vardı, oğlu, yüzü kıpkırmızı olmuştu babasını itmeye çalışmaktan.Hinter ihm war ein Kind, sein Sohn, rot im Gesicht vor Anstrengung, seinen Vater zu schieben.
Arkasında bir çocuk vardı, oğlu, yüzü kıpkırmızı olmuştu babasını itmeye çalışmaktan.În spatele lui era fiul său, roșu la față, încercând să își împingă tatăl.
Arkasında bir çocuk vardı, oğlu, yüzü kıpkırmızı olmuştu babasını itmeye çalışmaktan.그 사람 뒤에는 아들인 아이가 한 명 있었는데 아빠의 휠체어를 힘겹게 미느라 얼굴이 붉게 상기되어 있었습니다.
Arkasında bir çocuk vardı, oğlu, yüzü kıpkırmızı olmuştu babasını itmeye çalışmaktan.Mögötte volt egy gyermek, a fia, vörös arccal próbálta tolni az apját.
Arkasında bir çocuk vardı, oğlu, yüzü kıpkırmızı olmuştu babasını itmeye çalışmaktan.Za ním bolo dieťa, jeho syn, červený v tvári, ako sa snažil tlačiť otca.
Arkasında bir çocuk vardı, oğlu, yüzü kıpkırmızı olmuştu babasını itmeye çalışmaktan.Za ním bylo dítě, jeho syn, rudý v obličeji jak tlačil svého otce.
Arkasında bir çocuk vardı, oğlu, yüzü kıpkırmızı olmuştu babasını itmeye çalışmaktan.Za nim stało dziecko, jego syn, czerwony na twarzy próbował przepchnąć wózek z ojcem.
Arkasında bir çocuk vardı, oğlu, yüzü kıpkırmızı olmuştu babasını itmeye çalışmaktan.Πίσω του ήταν ένα παιδί, ο γιος του, ολοκόκκινος απ' την προσπάθεια να σπρώξει τον πατέρα του.
Arkasında bir çocuk vardı, oğlu, yüzü kıpkırmızı olmuştu babasını itmeye çalışmaktan.Зад него стоеше дете, синът му, със зачервено лице понеже се мъчеше да избута количката на баща си.
Arkasında bir çocuk vardı, oğlu, yüzü kıpkırmızı olmuştu babasını itmeye çalışmaktan.За ним стоял ребенок, его сын, с красным от натуги лицом, и пытался откатить коляску.
Arkasında bir çocuk vardı, oğlu, yüzü kıpkırmızı olmuştu babasını itmeye çalışmaktan.מאחוריו היה ילד, בנו, בפנים אדומות מנסה לדחוף את אביו.
Arkasında bir çocuk vardı, oğlu, yüzü kıpkırmızı olmuştu babasını itmeye çalışmaktan.كان وراءه طفل هو ولده ذو وجه أحمر بعد بذل الجهد في دفع الأب.
Arkasında bir çocuk vardı, oğlu, yüzü kıpkırmızı olmuştu babasını itmeye çalışmaktan.彼の息子が 顔を真っ赤にして 車椅子を押していました 私は彼を安全な場所に連れて行き
Copernicus un tek sağlıklı bir gözlemi onun fikirlerini bir anda suyun dışına itmeye yetti de arttı.A fost necesară doar o singură observație robustă din partea lui Copernic pentru a-i distruge ideea.
Copernicus un tek sağlıklı bir gözlemi onun fikirlerini bir anda suyun dışına itmeye yetti de arttı.Ale stačilo jedno poriadne Koperníkovo pozorovanie na potopenie tej idei.
Copernicus un tek sağlıklı bir gözlemi onun fikirlerini bir anda suyun dışına itmeye yetti de arttı.Bastó con una sola observación sólida de Copérnico para dar por tierra con esa idea.
Copernicus un tek sağlıklı bir gözlemi onun fikirlerini bir anda suyun dışına itmeye yetti de arttı.Bastou uma única observação robusta de Copérnico para arrumar com essa ideia.
Copernicus un tek sağlıklı bir gözlemi onun fikirlerini bir anda suyun dışına itmeye yetti de arttı.Chỉ cần một quan sát của Copernicus là đủ thổi bay ý tưởng của Ptolemy.
Copernicus un tek sağlıklı bir gözlemi onun fikirlerini bir anda suyun dışına itmeye yetti de arttı.Det tog endast en robust observation från Copernicus för att blåsa bort hans teori.
Copernicus un tek sağlıklı bir gözlemi onun fikirlerini bir anda suyun dışına itmeye yetti de arttı.Er was maar één stevige observatie van Copernicus nodig om dat idee op te blazen.
Copernicus un tek sağlıklı bir gözlemi onun fikirlerini bir anda suyun dışına itmeye yetti de arttı.Es bedurfte nur einer stabilen Beobachtung von Kopernikus, um die ganze Idee zu kippen.
Copernicus un tek sağlıklı bir gözlemi onun fikirlerini bir anda suyun dışına itmeye yetti de arttı.Fu sufficiente una solida osservazione di Copernico per gettare alle ortiche l'intera idea.
Copernicus un tek sağlıklı bir gözlemi onun fikirlerini bir anda suyun dışına itmeye yetti de arttı.Il n'a fallut qu'une seule observation à Copernic pour faire voler cette idée en éclats.
Copernicus un tek sağlıklı bir gözlemi onun fikirlerini bir anda suyun dışına itmeye yetti de arttı.하지만 코페르니쿠스의 강력한 관찰이 있었고 그의 아이디어는 수면으로 나갔습니다.
Copernicus un tek sağlıklı bir gözlemi onun fikirlerini bir anda suyun dışına itmeye yetti de arttı.Kopernikusz egyetlen egy szilárd megfigyelése elég volt az elmélet megcáfolásához.
Copernicus un tek sağlıklı bir gözlemi onun fikirlerini bir anda suyun dışına itmeye yetti de arttı.Namun hanya perlu satu pengamatan kuat dari Copernicus untuk membuktikan ide itu salah.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod