itibarını ile cümle

itibarını kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
9
HARF
5
HECE
7
ORT. KELİME
İtibarını kaybetmek aşağılanmak anlamına gelir.To lose face means to be humiliated.
Skandal şirketin itibarını zedeledi.The scandal hurt the company's reputation.
Zarar görmüş itibarını tamir etmeye çalıştım.I tried to repair his damaged prestige.
O, itibarını kaybetti.He has lost face.
Ailemin itibarını iki paralık ettim.I have dishonored my family.
O onun itibarını incitmeyi göze alamaz.He can't afford to have his reputation hurt.
Ben sadece senin itibarını düşünüyorum.I'm just thinking about your reputation.
Sizin itibarınız önde gelir.Your reputation precedes you.
Tom itibarını kaybetti.Tom lost his credibility.
Onların hepsi itibarını kaybetti.They've lost all credibility.
Tom itibarını savunmak zorunda kaldı.Tom had to defend his reputation.
Eğer Tom'la partiye gidersen bu senin itibarını zarar verir.It would hurt your reputation if you went to the party with Tom.
O, itibarını kaybettiğinde bütün arkadaşları onu terk etti.When he fell into disgrace, all his friends abandoned him.
Tom itibarını zedeliyor.Tom is damaging his reputation.
Kim itibarını kaybetti?Who lost face?
Sami, Leyla'nın itibarını yok etmek istedi.Sami wanted to destroy Layla's reputation.
Sami, Leyla'nın itibarını zedeledi.Sami damaged Layla's reputation.
Sonunda New York'a taşındı ve edebi itibarını artırmaya başladı.He eventually moved to New York and began to build his literary reputation.
Sergi, Hesse'nin kariyerinde önemli bir yere sahipti, o sırada itibarını güvence altına alıyordu.The exhibition was pivotal in Hesse's career, securing her reputation at the time.
Yoksa mahremiyetine saygı duymalı, itibarını korumalı ve onu rahat mı bırakmalıyız?Or should we respect his privacy, protect his dignity and leave him alone?
İtibarını kaybetmek istemiyorsan, hareket etmelisinIf you don't want to lose face, let the force do it.
Bu sizin itibarınıza benzer bir şeydir.It's a little like your reputation.
Kişilerin saygınlığını ve itibarını yok eder.It robs people of dignity.
Bu durumda Sırbistan'ın ilkeli görüşleri itibarını yitirir.In that case, Serbia's principled positions would be discredited.
Ancak bazı Türk siyasiler, ülkenin arabulucu olarak itibarının riske girebileceği görüşünde.Some Turkish politicians, however, say the country's credibility as a mediator may be at risk.
Vondra, aksi takdirde herkesin itibarının sorgulanacağını belirtti.If not, everybody's credibility will come into question, said Vondra.
Ahmeti, "Bu gibi vaatler Kosova'nın itibarını ve mali istikrarını tehdit ediyor." dedi."Such promises threaten the credibility of Kosovo and its financial stability," he said.
Belgrad, anlaşmaların güvenlik sisteminin itibarını artırmasını umuyor.Belgrade hopes the agreements will boost the credibility of its security system.
Ancak pek çok taksi şoförü, müşterileri sürekli aldatarak sektörün itibarını lekeledi.However, many drivers have tarnished the industry's reputation by regularly cheating customers.
Kuruluşlarının itibarını korumak için ellerinden geleni yaptıklarına inanıyorum."I believe they do their best to maintain the reputation of their agency."
KIPRED, yavaş konuşlanmanın AB misyonunun itibarını zedelediği konusunda da uyardı.Slow deployment is hampering the EU mission's credibility, KIPRED warned.
Stankoviç "orduya itibarını geri kazandırmaya ve durumunu düzeltmeye" söz verdi.He pledged to "restore the reputation of and improve the situation in the army".
Cumhurbaşkanı, siyasilerin itibarını geri getirecek tedbirleri destekleceğini de belirtti.He also said he would back measures that would ultimately boost the credibility of politicians.
İşletme finansal bir başarı olmasa da, bir eğitimci olarak itibarını sağlamıştır.While the enterprise was not a financial success, it established her reputation as an educator.
Birlikler, Alman askerinin iyi itibarının bilincinde olmaya devam edeceklerdir. [1]The troops will remain conscious of the good reputation of the German soldier.[1]
1970'lerden bu yana Baldwin itibarını yeniden kazanmaya başladı.[3]Since the 1970s Baldwin's reputation has recovered somewhat.[152]
Tedavisi etkisiz ve güvensiz olduğu için itibarını yitirdi. [2]His therapy has been discredited as ineffective and unsafe.[2]
Başkan Dwight D. Eisenhower ona itibarını iade etti.Kurz darauf gab Präsident Dwight D. Eisenhower seine Zustimmung.
Bir müddet sonra itibarını kaybetti.Im Alter verlor er sein Gehör.
Bir müddet sonra itibarını kaybetti.Plus d’une fois, elle a failli le perdre.
Bu hadise Arslan'ın ve ona bağlı Türkmenler'in nüfuz ve itibarını daha da arttırdı.Ceci a contribué à retarder l'essor touristique et économique de Debrecen.
Başkan Dwight D. Eisenhower ona itibarını iade etti.El presidente republicano Dwight D. Eisenhower decidió actuar en su contra.
Din adamları ve Kilise, eski itibarını kaybetti.En cuestión de horas, los nobles y el clero perdieron sus privilegios.
Sergi, Hesse'nin kariyerinde önemli bir yere sahipti, o sırada itibarını güvence altına alıyordu.La mostra fu fondamentale nella carriera della Hesse, assicurando la sua reputazione al'epoca.
Bu kitap çıktığı dönemde Smith'in itibarının yayılmasını sağlamıştır.In seguitò a ciò, la reputazione di Smith crebbe notevolmente.
Tüm bunlar eski yazarların gözünde itibarını zedelemiştir.هذه الأحداث ادت ا لى الاضرار بسمعته عند المؤلفين القدماء.
Başkan Dwight D. Eisenhower ona itibarını iade etti.O popular atual presidente Dwight D. Eisenhower conseguiu com êxito a reeleição.
Vaza Jato'nun ifşaları operasyonun itibarını etkiledi.As revelações da "Vaza Jato" tiveram impacto na reputação da operação.
Başkan Dwight D. Eisenhower ona itibarını iade etti.Dwight D. Eisenhower werd herkozen.
O dönemde akıl hastalıklarına sahip kişilerin itibarını kabullenmek yeni bir kavramdı.W tamtym czasie idea, że dzieci mają unikalne potrzeby zdrowotne była nowa.
Hatta günümüzde İngiltere'de Kral Richard'ın itibarını iade ettirmeye çalışan dernekler bile vardır.Także w samej Portugalii wiele osób nadal wierzyło w powrót króla.
Bu kitap çıktığı dönemde Smith'in itibarının yayılmasını sağlamıştır.Η προσθήκη αυτή, μακροπρόθεσμα, εξασφάλισε τη φήμη του μουσείου.
Başkan Dwight D. Eisenhower ona itibarını iade etti.Præsident Dwight D. Eisenhower ledede ceremonien.
Sonunda New York'a taşındı ve edebi itibarını artırmaya başladı.Ia pindah ke New York dan mulai membangun reputasi sastranya.
Tüm bunlar eski yazarların gözünde itibarını zedelemiştir.Những sự kiện này đã gây hại danh tiếng của ông đối với những nhà văn cổ đại.
Sonunda New York'a taşındı ve edebi itibarını artırmaya başladı.その後はニューヨーク市に移転して、その文学における実績を築き始めた。
Tüm bunlar eski yazarların gözünde itibarını zedelemiştir.Selles koondab ta kokku varasemate kirikukirjanike vaated.
Bu sizin itibarınıza benzer bir şeydir.C'est un peu comme votre réputation.
Bu sizin itibarınıza benzer bir şeydir.Das ist ein bisschen wie Ihr Ruf.
Bu sizin itibarınıza benzer bir şeydir.Det är som ditt rykte.

İlgili Sayfalar