Ancak ithalat ürünlerindeki fiyat artışı, halkın alım gücünü olumsuz etkileyebilir.W takim przypadku nakładanie cła na dobra importowane może przyczynić się do pogorszenia bogactwa narodowego.
Ülkedeki rezervlere rağmen bir miktar kömür yurt dışından ithal edilmektedir.Część węgla jest eksportowana na Białoruś.
Terminallerin fiyatı ithal mikroçip maliyetine bağlı olarak açıklanmıştır.Należy minimalizować koszty na jakie ich narażamy poprzez lekki layout serwisu.
Diğer AB ülkeleriyle yapılan ihracat ve ithalat toplam ticaretin %66'sını oluşturur.Łączna wartość importu i eksportu przekracza 136% PKB.
En basit ürünler dahi ithal edilmek zorundaydı.Głównym produktem eksportowym był len.
Kamerun ithalatın bir kısmını da Çin'den yapmaktadır.Aktualnie Europa sprowadza część surówki jedwabnej z Chin.
Adam Smith'in aksine serbest ticaret yerine ithalatın engellenmesi gerektiğini savundu.Również Adam Smith zwracał uwagę, że wolny system rynkowy powinien wspierać się na wartościach moralnych.
Yiyecek ithalindeki giderleri düşürmek için, ticaret gemilerinin vergiden muaf olduğu ilan edildi.För att sänka kostnaden för import av mat förklarades handelsfartyg fråntagna beskattning.
Dünyanın en büyük dördüncü ihracatçısı ve en büyük dördüncü ithalatçısıdır.Det är också världens fjärde största exportör och fjärde största importör.
Türkiye ithal malların parasını ödeyemez haldeydi.Saudiarabien kommer inte längre att kunna exportera olja.
Kasabada Alkol satışı ve ithalatı yasaktır.Det är förbjudet att sälja alkohol i countyt.
Avrupa'da kürkü artık ithal edilmezken, hala büyük bir sayıda kürk Japonya'ya sevk edilir.Europeiska stater importerar idag inga pälsar från leopardkatten men ett större antal levereras till Japan.
Gıda maddesi ihtiyacının %80`i ithal edilmektedir.Över 80% av maten måste importeras.
Bunu engellemek için, 1924 yılında senato eroinin satışını, ithalatını ve üretimini tamamen yasakladı.Import, försäljning och tillverkning av heroin förbjöds i USA 1924.
Kruşçev döneminde başlayan tahıl ithalatı devam etti.Solförmörkelsen som äger rum under korsfästelsen är äkta.
Ayrıca Avustralya'ya ithal edilmişlerdir.Australien var till och med anmält.
İhracatın ithalatı karşılama oranı da bir önceki yıla göre %8 artarak %75’e ulaştı.Det högsta, till vilket jag någon gång hunnit, är 75 procent".
Çoğu besin maddesi ithal edilmektedir.Det mesta av maten måste importeras.
Buna karşın ithalat daha pahalı hale gelir.Mobiltelefoni kan dock komma att bli dyrare.
Ailelerden biri önce nakliyeci, sonra ambalajcı, ithalatçı ve sonunda da bir holding olur.Först systemet med falanger, därefter maniplar och slutligen kohorter.
Plantasyonlarında çalıştırmak üzere milyonlarca köle ithal ettiler.Вони завезли мільйони рабів для роботи на своїх плантаціях.
1939'un sonunda, Almanya'nın Litvanya ihracatındaki payı % 75, ithalat payı ise % 86 idi.Наприкінці 1939 року частка Німеччини в литовському експорті становила 75 %, а в імпорті — 86 %.
Romalılar da Mısır'dan Mısır tarzı yapılar kurmak için inşaat malzemesi ithal ettiler.Крім того, Римляни імпортували будівельні матеріали з Єгипту для зведення будівель у єгипетському стилі.
Bazı sanayi malları ve yakıt dışarıdan ithal edilir.Більшість промислових товарів і нафтопродукти імпортуються.
Avrupa'da kürkü artık ithal edilmezken, hala büyük bir sayıda kürk Japonya'ya sevk edilir.Його імпорт в Європу припинений, проте в Японію все ще експортуються великі партії.
Dolaplar için kullanılan ceviz ağacının büyük bir kısmı Amerika Birleşik Devletleri'nden ithal edildi.Сьогодні більша частина шоколадних монет імпортується у США з Ізраїлю.
Japonya dünyanın en büyük balık ve balıkçılık ithalatçısıdır.Норвегія — один з найбільших експортерів риби і рибопродуктів на планеті.
Şah Abbas'ın bu ithalat için alternatif bir yer bulması gerekmektedir.Через це Борис став шукати альтернативне місце.
Öyle ki ABD'de 2005-2006 arasında Meksika'dan yapılan ithalat 130.000 tonu bulmuştur.Між 1999—2012 роками австрійські компанії інвестували понад 135 млн доларів США в Мексику.
Buna karşın ithalat daha pahalı hale gelir.Однак Ахілл стає все більш безжалісним.
1907 - 1992 Faroe Adaları, ama 1928 yılından sonra Danimarka'dan kısıtlı olarak ithalat yapıldı.1907—1992 роки: Фарерські острови; обмежений приватний імпорт з Данії, який був дозволений з 1928 року.
Biz Hindistan'dan çay ithal ederiz.Ми імпортуємо чай з Індії.
Gıda maddesi ihtiyacının %80`i ithal edilmektedir.80% potravin a spotřebního zboží se musí dovážet.
Lavazza dünyanın her yerinden kahve ithal etmektedir.Sáblíková sahá po Světovém poháru.
Kaşer yemek Avustralya'dan ithal edilmektedir.Pitná voda se musí částečně dovážet z Austrálie.
Ülkedeki rezervlere rağmen bir miktar kömür yurt dışından ithal edilmektedir.Tento objem je ale dostatečný pro zabezpečení domácí poptávky, i když je část černého uhlí dovážena z Polska.
Çoğu besin maddesi ithal edilmektedir.Většina spotřebního zboží se tak musí dovážet.
Bunu engellemek için, 1924 yılında senato eroinin satışını, ithalatını ve üretimini tamamen yasakladı.V roce 1924 tam byla jeho výroba a distribuce zakázána úplně.
Gıda maddelerinin yaklaşık %90`ı ithal edilmektedir.Tělíska tvoří zhruba 90 % jeho stravy.
Küçük siyah taşların yoğun şekilde işlendiği ithal satenden bir elbise giymişti.Nikdo si však nevšimne černě oblečeného motocyklisty, který postává opodál.
Estonya ihtiyaç duyduğu petrol ürünlerini batı Avrupa’dan ve Rusya’dan ithal etmektedir.Estonia importă produse petroliere din Europa de Vest și Rusia.
Romalılar da Mısır'dan Mısır tarzı yapılar kurmak için inşaat malzemesi ithal ettiler.Romanii, de asemenea, importau materiale de construcții din Egipt pentru a ridica structuri în stil egiptean.
1939'un sonunda, Almanya'nın Litvanya ihracatındaki payı % 75, ithalat payı ise % 86 idi.La sfârșitul lui 1939, Germania primea 75% din exporturile Lituaniei și îi livra 86% din importuri.
Dönem, yaklaşık MÖ 1700 yıllarında Avrupa'dan tunç ithalatının başlamasıyla başladı.Perioada a început în jurul 1.700 î.Hr., cu începerea importurilor de bronz din Europa.
Fosil yakıt ithal etmek mecburiyetinden kurtulacağız.Este nevoie de o instalație de coș de fum pentru evacuarea gazelor de ardere.
Bu köşkün tüm inşaat malzemeleri Avrupa’dan ithal edilmiştir.Tot ce s-a construit în sat se datorează ajutorului european.
Gıda maddelerinin yaklaşık %90`ı ithal edilmektedir.Peste 90% din producție este destinată exportului.
Çoğu besin maddesi ithal edilmektedir.Majoritatea băuturilor spirtoase sunt importate.
Gıda maddesi ihtiyacının %80`i ithal edilmektedir.Ca rezultat, un procent important din produsele alimentare necesare țării trebuie importate.
Mallar yalnızca devlet mührü ile temin edildiğinde ithal veya ihraç edilebilir.Javakat csak akkor lehetett exportálni vagy importálni, ha azt állami pecséttel megerősítették.
Gıda maddelerinin yaklaşık %90`ı ithal edilmektedir.Élelmiszerének mintegy 70%-át importálja.
Romalılar da Mısır'dan Mısır tarzı yapılar kurmak için inşaat malzemesi ithal ettiler.A rómaiak is az egyiptomiaktól vették át a szövés technikáját.
Enerji ihtiyacının %60'ının karşılandığı petrol ve doğalgaz büyük oranda ithal edilmektedir.Energia- és természetierőforrás-igényének mintegy 96%-át behozatalból fedezi.
Ayrıca Avustralya'ya ithal edilmişlerdir.Az autóból még Ausztráliába is exportáltak.
En basit ürünler dahi ithal edilmek zorundaydı.A fontosabb javakat szinte kivétel nélkül importálni kellett.
Ülke enerji kaynaklarının çoğunu ithal etmektedir; çünkü ülke büyük bir kömür rezervine sahip değildir.Európában a villamosítást elsősorban az indokolta, hogy néhány ország nem rendelkezett saját szénkészlettel.
Dolaplar için kullanılan ceviz ağacının büyük bir kısmı Amerika Birleşik Devletleri'nden ithal edildi.Arról híres, hogy itt őrizték az USA aranykészleteinek jelentős részét.
Fosil yakıt ithal etmek mecburiyetinden kurtulacağız.Ez a fosszilis energiahordozóktól való elszakadásra kényszeríti a világot.
İngiliz donanması Alman limanlarını bloklayark yiyecek ithal etmelerini önledi.A dán flotta blokád alá vette a német kikötőket.
Bir ülkede, ihracat ithalattan fazla ise dış ticaret fazlasından söz edilir.A nemzetközi beszerzéshez több pontra van szükség, mint az országon belülihez.