it ile cümle
it kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
2
HARF
1
HECE
5
ORT. KELİME
Tom ağır kapıyı itti.Tom pushed the heavy door.
Tom'un itaatsiz olduğunu biliyorum.I know that Tom was disobedient.
Bunu yapmana bir itirazım yok.I have no objection to you doing that.
Tom hayatı boyunca itilip kakıldı.Tom has been mistreated all his life.
Çok itaatkarsın, değil mi?You're very observant, aren't you?
Yarından itibaren daha erken kalkacağım.From tomorrow on, I'll get up earlier.
Tom ve arkadaşları ellerinden geldiğince ittiler, ama araba hareket etmedi.Tom and his friends pushed as hard as they could, but the car wouldn't budge.
Tom daha itfaiyeyi aramadı.Tom hasn't called the fire department yet.
Tom itfaiyeye henüz haber vermedi.Tom hasn't called the fire department yet.
Tom bir vicdanlı itirazcı.Tom is a conscientious objector.
İtalyan şoförler çıldırmış.Italian drivers are crazy.
Milano, İtalya'nın moda başkentidir.Milan is Italy's fashion capital.
İtalyanlar makarna yemek için yalnızca çatallarını kullanırlar.Italians only use their fork to eat spaghetti.
İtalyanlar kaşıkla makarna yemezler.Italians don't eat spaghetti with a spoon.
İtalya'nın resmi adı İtalya Cumhuriyeti'dir.The official name of Italy is the Italian Republic.
Kurt, İtalya'nın gayrı resmi milli hayvanıdır.The wolf is Italy’s unofficial national animal.
Zambaklar İtalya'nın milli çiçeğidir.Lillies are the national flower of Italy.
Zambaklar İtalya'nın ulusal çiçeğidir.Lillies are the national flower of Italy.
Parmesan peyniri İtalya, Parma'dan gelir.Parmesan cheese comes from Parma, Italy.
Köfteli makarna bir İtalyan-Amerikan yemeğidir.Spaghetti with meatballs is an Italian-American dish.
Köfteli makarna New York'ta yaşayan İtalyan göçmenler tarafından yaratılmıştır.Spaghetti with meatballs was invented by Italian immigrants living in New York City.
Çoğu İtalyan evlenene kadar aileleriyle yaşamaya devam ederler.Many Italians continue to live with their parents until they marry.
İtalyanlar havuzda veya plajda olmadıkça parmak arası terlik giymezler.Italians don't wear flip-flops, unless they're at the pool or beach.
İtalya'nın içinde iki bağımsız devlet vardır: San Marino ve Vatikan.There are two independent states within Italy: San Marino and the Vatican City.
Tom'un İtalyan bir arkadaşı var.Tom has an Italian friend.
Tom bana Çin yemeği mi yoksa İtalyan yemeği mi yediğimi sordu.Tom asked me whether I'd rather eat Chinese food or Italian food.
Türk Lirası senenin başından itibaren %40'tan fazla düşüş yaşadı.The Turkish lira has fallen more than 40 percent since the start of the year.
Sami kapıyı itti.Sami pushed open the door.
Sami, Leyla'yı arka koltuğa itti.Sami pushed Layla down into the back seat.
Tom kapıyı açmak için itti.Tom pushed open the gate.
Tom titrek bir alışveriş arabası iterek bakkala dalıverdi.Tom burst into the grocery store, pushing a wobbly cart.
Önyargılı olduğunu itiraf etti.She admitted that she was biased.
Korktuğunu itiraf ettiHe admitted that he was afraid.
Sami ramazanın son on günü itikafa girer.Sami performs i'tikaf in the last ten days of Ramadan.
Bisikletimi eve iterek götürdüm.I pushed my bicycle home.
Tom kitabı itti.Tom pushed the book away.
Tom bir gönüllü itfaiyeci.Tom is a volunteer fire fighter.
Tom itfaiyeyi aradı.Tom called the fire department.
Tom itfaiyeyi çağırdı.Tom called the fire department.
Tom itfaiyeye haber verdi.Tom called the fire department.
Tom bir itfaiyeci tarafından kurtarıldı.Tom was rescued by a fireman.
Plana itiraz ettim.I opposed the plan.
Minned; sadece batıl itikatlı bir hâle bürünüyor.Mennad is just being superstitious.
Müzisyen kafasını salladı ve küçük piyanosunu bir kenara itti.The musician shook his head and pushed his little piano away.
Konuşup yazmak şöyle dursun, İtalyanca okuyamıyorum bile.I can't even read Italian, let alone speak or write it.
Çok fazla seçenek arasında kalmak insanları karar almaktan kaçınmaya itebilir.Choice overload can paralyze people into avoiding decision-making.
Tom bizi it gibi çalıştırıyor.Tom works us too hard.
Onun yüzüğü çaldığını itiraf etmesi hizmetçiyi akladı.His acknowledgement that he stole the ring cleared the maid of suspicion.
"Kenara çekil" deyip ite kaka oturdu.He said, "budge over," forced his way in and sat down.
Kırmızı şaraba tükürdüğünü itiraf etti.He admitted to spilling the red wine.
Onun fikirlerine burada pek itibar edilmez.His opinions don't carry much weight around here.
Şirketi Kenya'dan çay ithal ediyor.His company imports tea from Kenya.
Şirketi Etiyopya'dan kahve ithal ediyor.His company imports coffee from Ethiopia.
Yanlış bir şey yaptığını itiraf etmez.He won't admit that he's done anything wrong.
Kapıyı iterek kapattı.He pushed the door shut.
Kapıyı iterek açtı.He pushed the door open.
Çocuk muamelesi görmeye itiraz etti.He objected to being treated like a child.
Bunu yapmaya seni iten neydi?What was your motivation to do that?
Tom'un başı İtalya'dayken Camorra'yla derde girdi.Tom got into trouble with the Camorra in Italy.
Tom'un başı İtalya'dayken Napoli mafyasıyla belaya girdi.Tom got into trouble with the Camorra in Italy.