İnsanlar erdemli olmak için izinleri olsun istiyorlar.Οι άνθρωποι θέλουν να έχουν τη δυνατότητα να είναι ενάρετοι.
İnsanlar erdemli olmak için izinleri olsun istiyorlar.Люди хотят, чтобы им было позволено быть добродетельными.
İnsanlar erdemli olmak için izinleri olsun istiyorlar.Хората искат да им бъде позволено да бъдат добродетелни.
İnsanlar erdemli olmak için izinleri olsun istiyorlar.וקן ואנוכי מאמינים
İnsanlar erdemli olmak için izinleri olsun istiyorlar.الناس تحتاج ان تترك لكي تصبح ارتجالية
İnsanlar erdemli olmak için izinleri olsun istiyorlar.ありたいと思っています 適切なことをする資格を持ちたいとも思います
İnsanlar, mısırın taneleri ile ilgilenmiyorlar, patlamış mısır istiyorlar.Lidi nezajímají kukuřičná zrna, chtějí popcorn.
İnsanlar, mısırın taneleri ile ilgilenmiyorlar, patlamış mısır istiyorlar.Люди не переймаються ядром кукурудзи, вони хочуть попкорн.
İnsanlar, parayı yatırıp 10 sene sonra bundan kar elde etmek istiyorlar.Mereka ingin bisa keluar dan memiliki keuntungan mereka dalam, katakanlah, 10 tahun.
İnsanlar, yöneticilerin, mali kararlarını. bilmek istiyorlar.As pessoas queriam saber que receitas o seu governo estava a ter. Então sabemos que funciona.
İnsanlar, yöneticilerin, mali kararlarını. bilmek istiyorlar.Das Volk wollte wissen, was für Umsätze ihre Regierungen erzielten.
İnsanlar, yöneticilerin, mali kararlarını. bilmek istiyorlar.사람들은 자신들의 정부의 수입에 대해 알고 싶어했습니다.
İnsanlar, yöneticilerin, mali kararlarını. bilmek istiyorlar.La gente quería saber lo que estaba obteniendo su gobierno en términos de ingresos.
İnsanlar, yöneticilerin, mali kararlarını. bilmek istiyorlar.La gente voleva sapere le entrate incamerate dal governo grazie alle estrazioni.
İnsanlar, yöneticilerin, mali kararlarını. bilmek istiyorlar.Les gens voulaient savoir ce que leur gouvernement recevait en termes de revenus.
İnsanlar, yöneticilerin, mali kararlarını. bilmek istiyorlar.Ludzie chcieli wiedzieć, co dostaje ich rząd jeśli chodzi o dochód.
İnsanlar, yöneticilerin, mali kararlarını. bilmek istiyorlar.Mensen wilden weten wat hun regering ontving aan inkomsten.
İnsanlar, yöneticilerin, mali kararlarını. bilmek istiyorlar.Oamenii vroiau să ştie ce primeau guvernele în ceea ce priveşte veniturile.
İnsanlar, yöneticilerin, mali kararlarını. bilmek istiyorlar.Občané se chtěli dozvědět, jaké příjmy vláda získává co se týká rozpočtových příjmů.
İnsanlar, yöneticilerin, mali kararlarını. bilmek istiyorlar.Ο λαός ήθελε να ξέρει τι λάμβανε η κυβέρνησή τους από άποψη εσόδων.
İnsanlar, yöneticilerin, mali kararlarını. bilmek istiyorlar.Люди хотели знать, сколько их государство получало прибыли.
İnsanlar, yöneticilerin, mali kararlarını. bilmek istiyorlar.Хората искаха да знаят какво получава правителството им от приходи.
İnsanlar, yöneticilerin, mali kararlarını. bilmek istiyorlar.אנשים רצו לדעת מה הממשלה שלהם מפיקה במונחי רווחים מהכנסות.
İnsanlar, yöneticilerin, mali kararlarını. bilmek istiyorlar.أراد الناس معرفة ما كانت الحكومة تحصل عليه بالنسبة للإيرادات.
İnsanlar, yöneticilerin, mali kararlarını. bilmek istiyorlar.知りたがっていたのです 効き目はあります 国際標準の内容は何でしょう?
İsa daha halka konuşurken, annesiyle kardeşleri geldi. Dışarıda durmuş, Onunla konuşmak istiyorlardı.A gdy on jeszcze mówił do ludu, oto matka i bracia jego stali przed domem chcąc z nim mówić.
İsa daha halka konuşurken, annesiyle kardeşleri geldi. Dışarıda durmuş, Onunla konuşmak istiyorlardı.A když on ještě mluvil k zástupům, aj, matka a bratří jeho stáli vně, žádajíce s ním promluviti.
İsa daha halka konuşurken, annesiyle kardeşleri geldi. Dışarıda durmuş, Onunla konuşmak istiyorlardı.Enquanto ele ainda falava �s multidões, estavam do lado de fora sua mãe e seus irmãos, procurando falar-lhe.
İsa daha halka konuşurken, annesiyle kardeşleri geldi. Dışarıda durmuş, Onunla konuşmak istiyorlardı.Hänen vielä puhuessaan kansalle, katso, hänen äitinsä ja veljensä seisoivat ulkona, tahtoen häntä puhutella.
İsa daha halka konuşurken, annesiyle kardeşleri geldi. Dışarıda durmuş, Onunla konuşmak istiyorlardı.Khi Ðức Chúa Jêsus còn phán cùng dân chúng, thì mẹ và anh em Ngài đến đứng ngoài, muốn nói cùng Ngài.
İsa daha halka konuşurken, annesiyle kardeşleri geldi. Dışarıda durmuş, Onunla konuşmak istiyorlardı.Khi_Ðức_Chúa_Jêsus còn phán cùng dân_chúng , thì mẹ và anh_em Ngài đến đứng ngoài , muốn nói cùng Ngài .
İsa daha halka konuşurken, annesiyle kardeşleri geldi. Dışarıda durmuş, Onunla konuşmak istiyorlardı.예수께서 무리에게 말씀하실 때에 그 모친과 동생들이 예수께 말하려고 밖에 섰더니
İsa daha halka konuşurken, annesiyle kardeşleri geldi. Dışarıda durmuş, Onunla konuşmak istiyorlardı.Mens han ennu talte til folket, se, da stod hans mor og brødre utenfor og søkte å få ham i tale.
İsa daha halka konuşurken, annesiyle kardeşleri geldi. Dışarıda durmuş, Onunla konuşmak istiyorlardı.Mientras todavía hablaba a la gente, he aquí su madre y sus hermanos estaban afuera, buscando hablar con él
İsa daha halka konuşurken, annesiyle kardeşleri geldi. Dışarıda durmuş, Onunla konuşmak istiyorlardı.Pe cînd vorbea încă Isus noroadelor, iată că mama şi fraţii Lui stăteau afară şi căutau să vorbească cu El.
İsa daha halka konuşurken, annesiyle kardeşleri geldi. Dışarıda durmuş, Onunla konuşmak istiyorlardı.Когато Той още говореше на народа, ето, майка Му и братята Му стояха вън и искаха да Му говорят.
İsa daha halka konuşurken, annesiyle kardeşleri geldi. Dışarıda durmuş, Onunla konuşmak istiyorlardı.Когда же Он еще говорил к народу, Матерь и братья Егостояли вне дома , желая говорить с Ним.
İsa daha halka konuşurken, annesiyle kardeşleri geldi. Dışarıda durmuş, Onunla konuşmak istiyorlardı.Ще ж промовляв Він до людей, ааг ось мати й брати Його стояли надворі, бажаючи говорити з Ним.
İsa daha halka konuşurken, annesiyle kardeşleri geldi. Dışarıda durmuş, Onunla konuşmak istiyorlardı.עודנו מדבר אל המון העם והנה אמו ואחיו עמדו בחוץ מבקשים לדבר אתו׃
İsa daha halka konuşurken, annesiyle kardeşleri geldi. Dışarıda durmuş, Onunla konuşmak istiyorlardı.وفيما هو يكلم الجموع اذا امه واخوته قد وقفوا خارجا طالبين ان يكلموه.
İsa daha halka konuşurken, annesiyle kardeşleri geldi. Dışarıda durmuş, Onunla konuşmak istiyorlardı.耶 穌 還 對 眾 人 說 話 的 時 候 、 不 料 、 他 母 親 和 他 弟 兄 站 在 外 邊 、 要 與 他 說 話
İsa daha halka konuşurken, annesiyle kardeşleri geldi. Dışarıda durmuş, Onunla konuşmak istiyorlardı.耶穌還對眾 人 說話 的 時候 、 不料 、 他 母親 和 他 弟兄 站在 外邊 、 要與 他 說話
İsa için her zaman para istiyorlar. Tanrının paraya ihtiyacı var.Hanno sempre bisogno di soldi per Gesù,Dio ha bisogno di soldi.
İsa için her zaman para istiyorlar. Tanrının paraya ihtiyacı var.Ils ont toujours besoin d'argent pour Jesus, Dieu a besoin d'argent.
İsa için her zaman para istiyorlar. Tanrının paraya ihtiyacı var.Mereka selalu membutuhkan uang untuk Yesus, Tuhan membutuhkan uang.
İsa için her zaman para istiyorlar. Tanrının paraya ihtiyacı var.Sie meinen, sie brauchen das Geld für Jesus und Gott.
İsa için her zaman para istiyorlar. Tanrının paraya ihtiyacı var.Те винаги имат нужда от пари в името на Христос.
İsa için her zaman para istiyorlar. Tanrının paraya ihtiyacı var.神は金など要らん、これは人間の概念だ、
İsaya, ‹‹Annenle kardeşlerin dışarıda duruyor, seni görmek istiyorlar›› diye haber verildi.A povedal mu: Tvoja matka a tvoji bratia stoja vonku a chcú ťa vidieť.
İsaya, ‹‹Annenle kardeşlerin dışarıda duruyor, seni görmek istiyorlar›› diye haber verildi.Cineva I -a spus: ,,Mamă-Ta şi fraţii Tăi stau afară, şi vor să Te vadă.``
İsaya, ‹‹Annenle kardeşlerin dışarıda duruyor, seni görmek istiyorlar›› diye haber verildi.Då sade man till honom: »Din moder och dina broder stå härutanför och vilja träffa dig.»
İsaya, ‹‹Annenle kardeşlerin dışarıda duruyor, seni görmek istiyorlar›› diye haber verildi.Det blev da meldt ham: Din mor og dine brødre står utenfor og vil gjerne få se dig.
İsaya, ‹‹Annenle kardeşlerin dışarıda duruyor, seni görmek istiyorlar›› diye haber verildi.Entonces se le avisó: --Tu madre y tus hermanos están fuera, deseando verte
İsaya, ‹‹Annenle kardeşlerin dışarıda duruyor, seni görmek istiyorlar›› diye haber verildi.És tudtára adák néki, mondván: A te anyád és atyádfiai künn állnak, téged akarván látni.
İsaya, ‹‹Annenle kardeşlerin dışarıda duruyor, seni görmek istiyorlar›› diye haber verildi.Foi-lhe dito: Tua mãe e teus irmãos estão lá fora, e querem ver-te.
İsaya, ‹‹Annenle kardeşlerin dışarıda duruyor, seni görmek istiyorlar›› diye haber verildi.Gli fu annunziato: «Tua madre e i tuoi fratelli sono qui fuori e desiderano vederti»
İsaya, ‹‹Annenle kardeşlerin dışarıda duruyor, seni görmek istiyorlar›› diye haber verildi.I dano mu znać, mówiąc: Matka twoja i bracia twoi stoją przed domem, chcąc cię widzieć.
İsaya, ‹‹Annenle kardeşlerin dışarıda duruyor, seni görmek istiyorlar›› diye haber verildi.In sporoče mu, rekoč: Mati tvoja in bratje tvoji stoje zunaj, in radi bi te videli.
İsaya, ‹‹Annenle kardeşlerin dışarıda duruyor, seni görmek istiyorlar›› diye haber verildi.I pověděli mu, řkouce: Matka tvá a bratří tvoji stojí vně, chtíce tebe viděti.
İsaya, ‹‹Annenle kardeşlerin dışarıda duruyor, seni görmek istiyorlar›› diye haber verildi.혹이 고하되 당신의 모친과 동생들이 당신을 보려고 밖에 섰나이다