Bizi yarın İtalya'da istiyorlar. İlgilenir misin?Wir werden in Italien erwartet, interessiert?
Bizi yarın İtalya'da istiyorlar.Ne-au chemat mâine în Italia.
Bizi yarın İtalya'da istiyorlar.Nos esperan mañana en Italia. ¿Le interesa?
Bizi yarın İtalya'da istiyorlar.Ze willen ons morgen in Italië.
Bizi yarın İtalya'da istiyorlar.Μας θέλουν στην Ιταλία αύριο.
Bizi yarın İtalya'da istiyorlar.Нас ждут завтра вечером в Италии.
Bizi yarın İtalya'da istiyorlar.Утре ни чакат в Италия.
Bizlerin, tasarımcıların, dış kılıfı yaratmasını istiyorlardı,Așteptau de la noi, designerii, să creăm învelișul,
Bizlerin, tasarımcıların, dış kılıfı yaratmasını istiyorlardı,Azt szerették volna tőlünk, a tervezőktől, hogy megalkossuk a külső burkolatot,
Bizlerin, tasarımcıların, dış kılıfı yaratmasını istiyorlardı,En realidad buscaban en nosotros, los diseñadores, que creáramos las coberturas
Bizlerin, tasarımcıların, dış kılıfı yaratmasını istiyorlardı,Họ đang thực sự tìm chúng tôi, những nhà thiết kế, để tạo ra lớp da,
Bizlerin, tasarımcıların, dış kılıfı yaratmasını istiyorlardı,Ils attendaient de nous, les designers, qu'on crée des habillages,
Bizlerin, tasarımcıların, dış kılıfı yaratmasını istiyorlardı,디자이너에게 와서는
Bizlerin, tasarımcıların, dış kılıfı yaratmasını istiyorlardı, kutunun dışına biraz güzel birşey koymak adına.Chtěli po nás, designérech, abychom vytvořili obal, udělali tomu nějaký hezký vnějšek.
Bizlerin, tasarımcıların, dış kılıfı yaratmasını istiyorlardı, kutunun dışına biraz güzel birşey koymak adına.きれいな見た目を求めていたのです
Bizlerin, tasarımcıların, dış kılıfı yaratmasını istiyorlardı,Loro si aspettavano che noi, i designer, creassimo i rivestimenti,
Bizlerin, tasarımcıların, dış kılıfı yaratmasını istiyorlardı,Potrzebowali nas, projektantów, do stworzenia powłoki,
Bizlerin, tasarımcıların, dış kılıfı yaratmasını istiyorlardı,Sie brauchten uns, die Designer, nur, um die Außenhaut zu entwerfen,
Bizlerin, tasarımcıların, dış kılıfı yaratmasını istiyorlardı,Ze hoopten dat wij, de vormgevers, de omhulsels konden maken,
Bizlerin, tasarımcıların, dış kılıfı yaratmasını istiyorlardı,Αυτό που ήθελαν από εμάς, τους σχεδιαστές, ήταν να δημιουργήσουμε το περίβλημα,
Bizlerin, tasarımcıların, dış kılıfı yaratmasını istiyorlardı,В действителност търсеха нас, дизайнерите, за да създадем обвивките,
Bizlerin, tasarımcıların, dış kılıfı yaratmasını istiyorlardı,Вони хотіли, щоб ми, дизайнери, створювали оболонку,
Bizlerin, tasarımcıların, dış kılıfı yaratmasını istiyorlardı,Им нужны были мы, дизайнеры, чтобы создать оболочку,
Bizlerin, tasarımcıların, dış kılıfı yaratmasını istiyorlardı,הם רצו רק שאנו, המעצבים, ניצור את המעטפת,
Bizlerin, tasarımcıların, dış kılıfı yaratmasını istiyorlardı,في الواقع الناس في حاجة لنا كمصممين . لنحدث التغيير،
Bırak insanlar ne istiyorlarsa nasıl iyi hissediyorlarsa öyle yapsınlar."Ať si lidé, dělají co chtějí. Mají z toho dobrý pocit."
Bırak insanlar ne istiyorlarsa nasıl iyi hissediyorlarsa öyle yapsınlar."Deja a la gente hacer lo que quieran. Los hace sentir bien."
Bırak insanlar ne istiyorlarsa nasıl iyi hissediyorlarsa öyle yapsınlar."Hadd csinálja mindenki, amit akar, ettől jól érzi magát."
Bırak insanlar ne istiyorlarsa nasıl iyi hissediyorlarsa öyle yapsınlar."그리고 말합니다. "네가 뭔 상관이냐? 자기 맘대로 하게 내버려 둬." "그렇게 하면 기분이 좋다잖아."
Bırak insanlar ne istiyorlarsa nasıl iyi hissediyorlarsa öyle yapsınlar."Laat de mensen toch doen. Ze voelen er zich goed bij."
Bırak insanlar ne istiyorlarsa nasıl iyi hissediyorlarsa öyle yapsınlar."Laisse les gens faire ce qu'ils veulent. Ils se sentent bien."
Bırak insanlar ne istiyorlarsa nasıl iyi hissediyorlarsa öyle yapsınlar."Lasă oamenii să facă ce vor, îi face să se simtă bine."
Bırak insanlar ne istiyorlarsa nasıl iyi hissediyorlarsa öyle yapsınlar."Lascia che la gente faccia quello che vuole. Li fa stare bene."
Bırak insanlar ne istiyorlarsa nasıl iyi hissediyorlarsa öyle yapsınlar."Lass die Leute doch machen, was sie wollen. So fühlen sie sich gut."
Bırak insanlar ne istiyorlarsa nasıl iyi hissediyorlarsa öyle yapsınlar."Nechaj ľudí nech robia čo chcú. Majú z toho dobrý pocit."
Bırak insanlar ne istiyorlarsa nasıl iyi hissediyorlarsa öyle yapsınlar.""Porque é que se preocupa? Deixe as pessoas fazerem o que querem. "Elas sentem-se bem".
Bırak insanlar ne istiyorlarsa nasıl iyi hissediyorlarsa öyle yapsınlar."Pozwól innym decydować za siebie, to sprawia, że czują się lepiej."
Bırak insanlar ne istiyorlarsa nasıl iyi hissediyorlarsa öyle yapsınlar."Остави хората да правят каквото си искат. Това ги кара да се чувстват добре."
Bırak insanlar ne istiyorlarsa nasıl iyi hissediyorlarsa öyle yapsınlar."Пусть люди делают, что хотят, раз им это нравится".
Bırak insanlar ne istiyorlarsa nasıl iyi hissediyorlarsa öyle yapsınlar."והם אומרים, "מה אכפת לך? תן לאנשים לעשות מה שעושה להם טוב."
Bırak insanlar ne istiyorlarsa nasıl iyi hissediyorlarsa öyle yapsınlar."قائلين , " لماذا تهتم ؟ دعْ الناس تفعل ما يريدون . إنه يجعلهم يحسون إحساس جيد . "
Bırak insanlar ne istiyorlarsa nasıl iyi hissediyorlarsa öyle yapsınlar."そうしたいというのだから」 いいですか 間違っています
Böylece çocukların müziğe aşık oluyor ve vakitlerini müzikle geçirmek istiyorlar.어린이용으로 아이들이 음악을 좋아하게 되고 즐기고,연주법을 배우고 싶어할 것이며
Böylece çocukların müziğe aşık oluyor ve vakitlerini müzikle geçirmek istiyorlar.知らず知らずに 音楽を作ることに引き込まれてしまい 時間を忘れてのめりこみ しかも「この楽器はどうして音が出るのだろう」 とか
" Bu adamı öldürtmeye çalışıyorlar. Onun ölüsünü istiyorlar." dediğimi hatırlıyorum."그들은 죽은 그를 려 고. 그들은 원하는 그 죽은. "
Bu adamlar gerçekten elektron vermek istiyorlar.Así que estos muchachos en verdad quieren regalar electrones.
Bu adamlar gerçekten elektron vermek istiyorlar.Czyli te pierwiastki bardzo chcą oddawać swoje elektrony.
Bu adamlar gerçekten elektron vermek istiyorlar.Então estes rapazes realmente querem livrar-se de elétrons.
Bu adamlar gerçekten elektron vermek istiyorlar.이것들은 정말로 전자를을 내놓기를 원합니다.
Bu adamlar gerçekten elektron vermek istiyorlar.Takže tyto prvky se opravdu chtějí zbavit svých elektronů.
Bu adamlar gerçekten elektron vermek istiyorlar.Отже, ці елементи дуже хочуть віддавати електрони.
Bu adamlar gerçekten elektron vermek istiyorlar.لذا فهؤلاء، يرغبون باعطاء الالكترونات
Bu aptallar unun altın olduğunu bile bilmiyorlar! Ölmek mi istiyorlar!Acesti idioti nici nu stiu ca faina este aur.Ce vreti sa muriti!?
Bu aptallar unun altın olduğunu bile bilmiyorlar! Ölmek mi istiyorlar!Die idiooten weten niet eens dat bloem goud is.
Bu aptallar unun altın olduğunu bile bilmiyorlar! Ölmek mi istiyorlar!Diese Idioten wissen nicht einmal, dass Mehl Gold ist!
Bu aptallar unun altın olduğunu bile bilmiyorlar! Ölmek mi istiyorlar!이것들이 밀가루가 금가루인줄도 모르고 죽을라고
Bu aptallar unun altın olduğunu bile bilmiyorlar! Ölmek mi istiyorlar!Những thằng ngốc này không biết là bột là vàng sao, muốn chết à.
Bu aptallar unun altın olduğunu bile bilmiyorlar! Ölmek mi istiyorlar!המפגרים האלה אפילו לא יודעים שקמח שווה זהב. מה הם רוצים למות?
Bu aptallar unun altın olduğunu bile bilmiyorlar! Ölmek mi istiyorlar!هؤلاء الأغبياء لا يعلمون أن الطحين هو الذهب الابيض ,هل يريدون الموت!
Bu aptallar unun altın olduğunu bile bilmiyorlar! Ölmek mi istiyorlar!もったいない