istikrar ile cümle

istikrar kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Bu çemberin istikrarlı bir özelliğidir.OK, this is a neat property of circles.
Zor bir sinyatür, ve çok istikrarlı.It's a robust signature, and it's very stable.
Dünyada aynı zamanda istikrar da yok.It is also unstable.
Bu sonuçtan sonra yüksek istikrara sahip filaman,The filament being under conditions of great stability after this result...
Maymunların petrolleri bitiyor istikrarsız medeniyetlerine yakıt sağlayanThe monkeys are running out of the oil which is what fuels their precarious civilization
Bu yaklaşık olarak yarım mil eder. Fakat bu yer değiştirme her zaman istikrarlı değildir.Today, hunter-gatherer groups move, on average, about 1 km a year, it's about half mile.
Bu yüzden daha istikrarlı bir devlet olacak.So it'll be a more stable state.
Herhangi bir donanım programı taşımak için yeterince kapsamlı ve istikrarlı olabilir."Any hardware will do provided it's rich enough and stable enough to carry the program."
En önemlisi durumuna istikrar kazandırmak gerekiyor.Most importantly his condition needs to stabilize.
Cevap yine açık: Afganistan'a istikrarı sağlamaları için fırsat vermeliyiz.That answer is also clear: we must give Afghanistan the opportunity to stabilize.
Piyasalar gerçekten de pek istikrarlı değil.They swing left and right and up and down.
Ve bu çok istikrarlı.And this was very consistent.
Çünkü yolculuk şablonları/kalıpları düşündüğünüzden daha az istikrarlıdır.And why is that?
Seçimler Libya'ya güvenlik, barış ve istikrar kazandırmadı.For elections did not bring peace and stability and security in Libya.
ABD gizli servisleri neden Suriye'nin istikrarsızlaştırılmasına yardım ediyor?Why are U.S. operatives helping to destabilize Syria?
Çoğu kimse bunun yeni bir barış ve istikrar yüzyılının başlangıcı olmasını ümit etti.Many hoped that this would mark the beggining of a new era of peace and stability.
Diğerleri huzur ve güven konusunda endişelidir, dünyadaki istikrar konusunda.Others worry about peace and security, stability in the world.
Açlığın istikrarsızlaştırıcı etkisi tüm insanlık tarihi boyunca bilinir.The destabilizing effects of hunger are known throughout human history.
Kraliyet Vakfı'nın istikrarına mı?The stability of the Imperial Foundation?
Prenses kararlı... ...ve saraydaki çalışanlar da istikrarlı.The princess is stable, and the staff at the palace are stable.
Eğer ilgilendiğimiz konu bölgesel istikrar ise,If what we're interested in is regional stability,
"Sosyal istikrarı korumak için lazım"We need it to keep social stability.
"Bu durum eşi benzeri görülmemiş, eşitlikten uzak, adaletsiz ve istikrarsız bir durumdur.""This situation is unprecedented, unequal, unfair and unstable."
Amaç biyoçeşitliliği korumak, istikrar ve direnç sağlamak.The goal is to protect biodiversity, to provide stability and resilience.
En önemli gerçek şu ki; Kraliyet ailesi şu an istikrarsız.The most important thing is the Imperial Family is shaken.
İkinci istikrarlı sonra ne olduğudur. "Second place is what the stable is after."
Hayatında istikrar yoktu.She had no stability in her life.
Merhametsiz ve istikrarlı bir artış bu.It's been a remorseless, steady increase.
Bu istikrarın çiftçilere sağladığı yatırım için güven vermesidir.The stability this provides is giving the farmers the confidence to invest.
Bugün burada silahın barış ve istikrar sağlamak için nasıl kullanılabileceğini anlatacağım.I stand here today to tell you about the use of the gun as an instrument of peace and stability.
Düşkün devletler silahı barış ve istikrar aracı olarak görmezler.Failed states do not know of the gun as an instrument of peace and stability.
Güneş de kendi müstekarrı (istikrarı veya istikrar bulacağı yer) için akıp gider.While the sun keeps revolving in its orbit.
Buna rağmen, Yemen istikrarsızlık ve şiddet dolu bir yıl yaşadı.Nevertheless, Yemen witnessed a year of instability and violence.
Darbeden bir yıl sonra, Tayland hâlen politik istikrarsızlık içerisinde.A year after the army launched a coup, Thailand is still suffering from political instability.
Eşim ailemle yaşıyordu, ancak istikrarlı veya güvenli hissetmedik.My wife was living with my family, but we didn’t feel stable or secure.
Endonezya istikrarlı bir şekilde Filistin devletinin tanınması çağrısında bulundu.Indonesia has consistently called for the recognition of the state of Palestine.
İstikrarlı bir çok partili sistemin sağlığına da dikkat çekildi.The health of a stable multiparty system was also noted.
Ban, "Altta yatan çözülmemiş sorunlar, bölgedeki barış ve istikrarı tehdit etmekte."The underlying, unresolved issues constitute a threat to the region's peace and stability.
"Bu bölgesel istikrarı destekleyecektir ve tüm Batı Balkanlar'a örnek teşkil etmektedir."It will promote regional stability and serves as a model for the Western Balkans as a whole."
Sofya: Kosova çıkmazı Balkanlar'da istikrara yönelik en büyük tehditSofia says Kosovo deadlock biggest threat to Balkan stability
Hükümet, turizm sektörünü istikrara kavuşturmanın da yollarını arıyor.The government is also considering how to help stabilise the tourism sector.
Liderler, bu gibi temasların tüm bölgede siyasi istikrar ve uzlaşmayı artırdığı görüşündeler.Such contacts, they agree, boost political stability and reconciliation throughout the region.
Durum ne bizler ne de hastalarımız için istikrarlı değil." diye de ekledi.This situation is not stable -- neither for us, nor for our patients," he added.
Analist, "Bu, bölgenin istikrarlı olduğunu gösteren olumlu bir işaret." dedi."All this is a positive signal that the region is stable," he added.
Bu rakamlara ulaşmak, makroekonomik istikrara ulaştığımız anlamına gelecektir.However challenges still remain.
Trajkoviç: Hepimizin ihtiyacı olan şey, istikrarlı bir Kosova.Trajkovic What we all need is to have a stable Kosovo.
Yeni notlara göre ülkenin durumu "istikrarlı" duzeyde.The outlook on the new ratings is "stable".
Siyasi düşmanlıklar Sırbistan'da ekonomik istikrarı mahvediyorPolitical woes play havoc with economic stability in Serbia
Sırbistan'ın finans piyasaları tekrar biraz istikrar kazandı.As a result, Serbia's financial markets have regained some of their stability.
Edward Perkins: Bölgede İstikrarsızlığı Kimse İstemezEdward Perkins: No One Wants an Unstable Region
Bölgede istikrar artacak mı, yoksa önümüzde yeni krizler mi var?Do you expect further stabilisation of the region or are there new crises in front of us?
SE Times: Sizce bu görüşmeler Kosova'daki istikrarın çevreye yansımasını sağlayacak mı?SE Times: In your opinion, will these talks contribute to the export of stability from Kosovo?
İstikrarsızlık tehlikesi söz konusu mu?Is there a danger of instability?
Lider, BH'nin Avrupa yoluna devam edebilmesi için istikrarı sağlama sözü verdi.He pledged to ensure stability so that BiH could continue on its road to Europe.
Görüşmede Güney Kafkas bölgesinde barış, istikrar ve refah konusu ele alındı.They discussed peace, stability and the welfare of the South Caucasian region.
Sonuç olarak “önceki yıllarda sağlanan ekonomik istikrar korunmuş oluyor”.As a result, "economic stability achieved in the earlier years has been kept".
Diplomasi Günlüğü: Babacan Rice'a Kafkas İstikrar Paktı hakkında bilgi verdiDiplomatic Diary: Babacan briefs Rice on Caucasus Stability Pact
Türkiye, Kosova’daki güvenlik ve istikrar ortamına büyük katkı sağlamaya devam ediyor.The contribution of Turkey to the security and stability of Kosovo continues to be significant.
SDP'nin yeni yönetim altında istikrarlı ve birleşmiş olarak kaldığını göstermesi gerekecek.He will have to ensure that the SDP remains stable and united under the new leadership.
Arnavutluk ve Karadağ İlişkileri Geliştirme, Bölgesel İstikrarı Artırma ÇabasındaAlbania, Montenegro Seek to Build on Ties, Boost Regional Stability

İlgili Sayfalar