istikrar ile cümle
istikrar kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
ÖRNEK CÜMLE
8
HARF
3
HECE
6
ORT. KELİME
Yavaş ve istikrarlı yarışı kazanır.Slow and steady wins the race.
İstikrarlı bir iş bulmak zorundasın.You've got to get a steady job.
Jack ve Betty bir aydır istikrarlı olarak gitmektedirler.Jack and Betty have been going steady for a month.
Fiyatlar bu günlerde istikrarlıdır.Prices are stable these days.
Fiyatlar son üç yıldır istikrarlı olmuştur.Prices have been stable for the past three years.
Size istikrarlı bir taban maaş artı satış komisyonu ödenecektir.You will be paid a stable base salary plus commissions on sale.
İstikrarlı bir ekonomi her hükümetin amacıdır.A stable economy is the aim of every government.
Mevcut siyasi durum çok istikrarlı değil.The current political situation is not very stable.
İş istikrarlı bir şekilde ilerliyor.The work is progressing steadily.
Yavaş ama istikrarlı yarışı kazanır.Slow but steady wins the race.
Japon yeni istikrarlı bir para birimidir.The Japanese yen is a stable currency.
Japon ekonomisi hâlâ istikrarlı.The economy of Japan is still stable.
O,İngilizceyi istikrarlı bir Alman aksanıyla konuşur.He speaks English with a strong German accent.
İstikrarlı ekonomik gelişme vardı.There was steady economic improvement.
Eğer sistem istikrarlı değilse, son değer teoremi uygulanmaz.The final value theorem does not apply if the system is not stable.
Tom Mary ile istikrarlı gidecek.Tom is going steady with Mary.
David'in hiç istikrarlı bir işi olmadı fakat her zaman geçimini sağlayabildi.David has never had a steady job, but he's always managed to make ends meet.
Çin ekonomisinin istikrarı büyük ölçüde abartılmıştır.The stability of Chinese economy is substantially overestimated.
Tom istikrarlı değil.Tom isn't stable.
Onun istikrarlı bir kız arkadaşı var.He's got a steady girlfriend.
Şirketimiz istikrarlı ücretler için karar verdi.Our company decided for consistent fees.
Suriye'deki istikrarsız güvenlik durumu Türkiye'yi de etkilemektedir.The unstable security situation in Syria also affects Turkey.
Tom oldukça istikrarlı bir kişi.Tom is a pretty stable person.
Tom'un istikrarlı bir kız arkadaşı var.Tom has a steady girlfriend.
Tom'un istikrarlı bir kız arkadaşı yok.Tom doesn't have a steady girlfriend.
Tom komada ama o istikrarlı.Tom is in a coma, but he's stable.
Tom son derece istikrarsız.Tom is extremely unstable.
Yavaş ama istikrarlı ilerleme her zaman kazanır.Slow but steady progress always wins.
İstikrarlı bir erkek arkadaşın var mı?Do you have a steady boyfriend?
Tom, Mary'ye şimdiye kadar sahip olmadığı istikrarı verdi.Tom gave Mary the stability that she had never had.
Tasarruf tahvilleri istikrarlı bir yatırımdır.Savings bonds are a stable investment.
Bizim ilişkimiz istikrarlı.Our relationship is stable.
Bu test maiyeti istikrarsız.This test suite is unstable.
Durum istikrara kavuşturdu.The situation has stabilized.
Tom istikrarlı bir durumdadır.Tom is in a stable condition.
Pazar çok istikrarsız.The market is very volatile.
O şimdilik istikrarlı.She's stabilized for the time being.
İstikrarlı bir hızda sür.Drive at a steady speed.
İnsanların duygusal yaşamları gittikçe daha istikrarsız hale geliyor.People's emotional lives are becoming more and more unstable.
İstikrarlı bir şekilde ilerliyoruz.We're steadily moving forward.
Durumları istikrarsızdır.Their situation is precarious.
İstikrar arıyoruz.We're looking for stability.
İstikrar zor bulunur.Stability has been elusive.
Durum istikrarlıdır.The situation is stable.
Anne sıkı ve istikrarlı bir şekilde çalıştı.Anne worked hard and steadily.
Rusya ile diplomatik kriz hükümetin istikrarını bozdu.The diplomatic crisis with Russia destabilised the government.
Fadıl'ın hiç istikrarlı bir işi olmadı.Fadil never had a steady job.
Tom'un asla istikrarlı bir işi olmadı.Tom has never had a steady job.
İstikrarlı bir kız arkadaşım var.I have a steady girlfriend.
Sami biraz istikrar arıyordu.Sami was looking for some stability.
Sami, çocukları için istikrarlı bir ortam sağlamak için çok sıkı çalıştı.Sami worked very hard to provide a stable environment for his children.
Sami istikrar istiyordu.Sami wanted stability.
Cezayir'de istikrarsızlık istemiyoruz.We don't want instability in Algeria.
Suud, Orta Doğu'nun istikrarını bozuyor.Saudi Arabia is destabilizing the Middle East.
Ülke huzurlu ve istikrarlıydı.The country was peaceful and stable.
Önceliği her zaman Ares III mürettebatının refahı ve istikrardır.His priority at all times is the welfare and stability of the Ares III crew.
Mart ayında stratejik durum istikrarlı idi.During March the strategic situation remained stable.
NATO üyesi olan Türkiye, bölgede daima istikrar sağlayıcı bir faktör oldu."Turkey, a NATO member, has always been a stabilizing factor in the region."
Maynard'ın tatlıları istikrarlı bir şekilde büyüdü ve 1896'da bir şirket olarak piyasaya çıktı.Maynard's sweets grew steadily and was launched as a company in 1896.
İlk istikrarlı sürüm (OpenMandriva Lx 2013 "Oksijen") 2013 yılının sonlarında yayımlandı.The first stable version (OpenMandriva Lx 2013 "Oxygen") was released in late 2013.