Ana içeriğe geç
Sözlük

istikra ile cümle

istikra kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
7
ORT. KELİME
En kısa zamanda istikrarlı anayasal düzenin sağlanmasını diliyorum."“대한상의 "추경예산 편성 시의적절한 조치"”.
Ek olarak, istikrar ve kararlarına olan güvenimi yazılı olarak ifade etmek istiyorum.또한 안정성이나 강함에 대해서도 실험이나 계산에 의해서 계획을 진행시킨다.
Kısmi oy kayıplarına rağmen istikrarını 2014 yılına kadar sürdürmüştür.2012년 초 연임이 결정되어 그의 임기는 2014년 말까지로 연장되었다.
İlke 4 İş yükünü istikrara kavuşturun/dengeleyin (heijunka).이 41위를 세운 것은 자은(慈恩)의 말."
Ücretler çok fazla yükselmiyordu ve fiyatlar istikrarlıydı.번 재정은 여전히 좋지 않았지만 통치는 안정적이었다.
Bu nedenle istikrar sağlayamamıştır.그 이유는 안정을 찾기 위해서였다.
Nüfus artışı bu dönemde istikrarlı oldu.קצב גידול האוכלוסין היה יציב בתקופה זו.
Bu negatif geribesleme hücredeki ATP konsantrasyonunun istikrarlı kalmasını sağlar.בקרת משוב שלילי זו מסייעת בתחזוקת ריכוז יציב של ATP בתא.
Bankanın temel amacı fiyat istikrarını sağlamaktır.המטרה העיקרית של הבנק היא לתמוך ביציבות המחירים במדינה.
Bir ekonomik istikrarsızlık durumunda denk bütçe uygulaması, bu istikrarsızlığın daha da artmasına neden olur.להערכת כולם, הרחבת התקציב רק תחמיר את המשבר עוד יותר.
İran'da istikrarsızlık oluştu.אי הסדר באיראן נמשך.
Birliğin amacı, Akdeniz bölgesi genelinde istikrar ve entegrasyonu teşvik etmektir.מטרת הארגון היא לקדם שיתוף פעולה ויציבות מדינית באזור הים התיכון.
Mengli Giray. hanlığında iç istikrarı sağladıktan sonra.בעקבות שבירת קרסול, נכפתה עליה תקופת החלמה בביתה.
Bu nedenle istikrar sağlayamamıştır.על כן מצב השימור שלו הוא ללא חשש.
Genellikle "konsantrasyon," "meditasyon," veya "meditatif istikrar" olarak çevrilir.Обикновено е определено като "концентрация", "медитация" или "медитативна стабилност".
Ayrıca Ukrayna, istikrarlı tarımsal kaynaklar sağlayacaktı.Украйна ще бъде надежден източник на земеделски продукти.
Ayrıca avcılık konusunda istikrarlıdırlar.Той е винаги на лов за червеи.
TCMB'nin temel amacı fiyat istikrarını sağlamaktır.Основната цел на ЕСЦБ е да поддържа ценовата стабилност.
Bu nedenle istikrar sağlayamamıştır.Не може да стои спокойно.
Bankanın faaliyetinin amacı, aynı zamanda banka ve ödeme sistemlerinin istikrarını ve gelişmesini sağlamaktır.Cilj je i osigurati stabilnost i razvoj bankarskih i platnih sustava.
TCMB'nin temel amacı fiyat istikrarını sağlamaktır.Osnovni cilj HNB-a jest održavanje stabilnosti cijena.
Nüfus artışı bu dönemde istikrarlı oldu.Staro domaće stanovništvo se drastično smanjilo u ovom razdoblju.
Birliğin amacı, Akdeniz bölgesi genelinde istikrar ve entegrasyonu teşvik etmektir.Cilj ove unije je promicanje stabilnosti i napretka cijelim Sredozemljem.
İlerlemiş yaşına rağmen istikrarlı futbolu ile son derece başarılı performans gösterdi.Tijekom razdoblja svog postojanja, reprezentacija je ostvarivala vrlo dobre nogometne rezultate.
İmparator neredeyse her yabancı taht için o tahta rakip istikrarlı bir düşman yaratmışlardır.Za banove je postavljao gotovo uvijek plemiće stranog podrijetla.
Ardından yeni bir barış ve istikrar dönemi geldi.Nasledovalo obdobie pokojného spolunažívania a obnovy stability krajiny.
Kısmi oy kayıplarına rağmen istikrarını 2014 yılına kadar sürdürmüştür.Napriek zdravotný ťažkostiam ho moderoval až do júna 2014.
Ana hedefi ise fiyat istikrarıdır.Dosiahol sa hlavný cieľ cenovej stability.
Merkez bankalarının bunu hedeflemesindeki asıl amaç değer istikrarının güvence altında olmasıydı.Iný názor je, že finančná stabilita krajiny bola u nich to posledné o čo sa snažili.
Bankanın temel amacı fiyat istikrarını sağlamaktır.Hlavným cieľom Národnej banky Slovenska je udržiavanie cenovej stability.
Ardından yeni bir barış ve istikrar dönemi geldi.Sledilo je obdobje relativne stabilnosti.
Sonuç olarak askeri – politik bir istikrar yaşanıyordu.Po vojni je deloval z vojaško-politično kariero.
Grup Amerika'da gelmiş geçmiş en istikrarlı ve başarılı gruplardandır.Je ena najstabilnejših in uspešnejših pokomunističnih držav.
Hem radyoaktif ve istikrarlı izotoplar vardır.Obstajajo aktivni in pasivni ionski kanalčki.
Ana hedefi ise fiyat istikrarıdır.Prvi dejavnik je pocenitev konstantnega kapitala.
Bu dahili istikrarsızlık dönemi uzun yıllar boyunca sürmüştür.To pa je agonijo podaljšalo za celo desetletje.
Thorn Barış istikrarlı olamadı.Katarina ne najde več miru.
Hükûmet buhranlarına ve istikrarsız iktidarlara çok rastlanır.Preširoke zanke odkrivajo požrešnost in neobvladljive strasti.
Cephe bu kesimde, 1944 yılının Ağustos ayına kadar istikrarlı kaldı.Tam so se uspešno skrivali do leta 1944, natančneje do 4. avgusta 1944.
Severus tarafında imparatorlukta sağlanan istikrar yakında kaybolacaktı.Severo imperijai suteiktas stabilumas greitai išgaravo.
Siyasi istikrarı sürdürdü.Tęsė jo politiką.
Bankanın temel amacı fiyat istikrarını sağlamaktır.Vienu iš svarbiausių banko veiklos tikslų tapo kainų stabilumo užtikrinimas.
Bu arada Mısır büyük bir istikrarsızlığa düşmüştü.Po to Egipto įtaka smarkiai nusilpo.
Türkiye’de Elektrik Piyasası Kanunu istikrarlı bir elektrik piyasasının oluşturulmasını amaçlar.Turėdama savo tinklą Baltijos šalyse, kompanija pasiryžo sukurti mažmeninės prekybos tinklą Rusijoje.
Para istikrarının temini için İngiltere’den 8 milyon sterlin borç alındı.Vokietijai buvo suteikta tarptautinė 800 milijonų vertės paskola ekonominei situacijai pagerinti.
Bu negatif geribesleme hücredeki ATP konsantrasyonunun istikrarlı kalmasını sağlar.See negatiivse tagasiside kontroll aitab säilitada ATP stabiilset taset rakus.
SNES 32-bit boyunca istikrarlı bir şekilde satmaya devam etti.SNES suutis müüa ennast läbi terve 32-bitiliste konsoolide ajastu.
Örneğin; fiyat istikrarı merkez bankasının en üst hedefi olarak tanımlanır.Sel põhjusel on panga intressimäär keskpanga omast kõrgem.
Ligde istikrarlı bir performans gösteremedi.Teater ei viljelenud mingit kindlat stiili.
Merkez Bankasının birinci/temel hedefi, fiyat istikrarını sağlamaktır.Euroopa Keskpankade Süsteemi põhikirjaline esmane eesmärk on hindade stabiilsuse tagamine.
1998'de şartnameler istikrarlı bir hale geldi.1998. aastal tundus aeg olevat küps.
Önderliği sırasında yeni yönetim istikrara kavuşmuştur.Uue haldusevormi tõttu oli valitsemine stabiilsem.
1.Avrupa Merkez Bankaları Sistemi’nin birincil hedefi, fiyat istikrarınıkoru-maktır.1.Euroopan keskuspankkijärjestelmän ensisijaisena tavoitteena on pitää yllähintatason vakautta.
1.Avrupa Merkez Bankaları Sistemi’nin birincil hedefi, fiyat istikrarınıkoru-maktır.1.Obiectivul principal al Sistemului European al Băncilor Centrale este de amenţine stabilitatea preţurilor.
1.Avrupa Merkez Bankaları Sistemi’nin birincil hedefi, fiyat istikrarınıkoru-maktır.Държавитечленки избягват прекомерните бюджетни дефицити.
2006’da istikrara kavuşmuştur (38). 2001’de ele geçirilenPo neustálom náraste od roku 2001 sa počet zachytení rastlín kanabisu v roku 2006 stabilizoval (38).
2006’da istikrara kavuşmuştur (38).2001 r., wielkość ta w 2006 r. się ustabilizowała (38).
2006’da istikrara kavuşmuştur (38).A Turquia informou ter apreendido nesse ano uma quantidade recorde desse produto.
2006’da istikrara kavuşmuştur (38).Cena a potence rostlin konopí (64% představovalo Španělsko).
ABD Afganistan'ı işgal ettikten sekiz yıl sonra halen inanılmaz düzeyde istikrarsızlık var.8 ans après l'invasion de l'Afghanistan par l'USA une très forte instabilité règne toujours.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod