istişare ile cümle
istişare kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
ÖRNEK CÜMLE
8
HARF
4
HECE
9
ORT. KELİME
Vasiyetim hakkında avukatımla istişarem var.I had a consultation with a lawyer about my will.
Uzun süre tek muhtarlık olarak “Şevre”de (İstişare edilen yer) toplanılıp idare edilirdi.Shen Yi (申儀) had been in Weixing for a long time and had been behaving arrogantly.
Ayrıca Avrupa Konseyi İstişare Meclisi’nde Türkiye’yi temsil etmiştir.He has also represented the Cyprus Government in the European Convention.
Parti, 1920 yazında Komintern'in ikinci kongresine istişare heyeti yollamıştır.The party participated in the 2nd Comintern Congress in 1920.
Günümüzde, yüksek istişare kurulu üyesi olarak faaliyet göstermektedir.As an MP, he currently sits as an honorary board member.
Mr. Marvel, kendisi ile istişare görünüyordu.Mr. Marvel seemed to consult with himself.
Erişebilirlik konusu etrafında büyük bir istişare oluştu, bu konuda geçekten çok heyecanlıyız.And a huge eruption of discussion around accessibility came, and we're really excited about that.
Hükümet seçme ilkeleri konusunda bağımsız hukuk uzmanlarıyla da istişarelerde bulunuyor.The government is also consulting about the selection principles with independent legal experts.
İstişarelere EURALIUS, AGİT ve ABD'nin OPDAT programından temsilciler de katılıyor.Representatives of EURALIUS, OSCE and the US programme OPDAT are also taking part.
BSP bir süreir NMS-II ve MRF ile hükümet koalisyonu hakkında istişarelerde bulunuyor.The BSP has been holding consultations on a government coalition with the NMSII and MRF.
IMF, Bosna-Hersek (BH) hakkındaki Madde IV istişarelerinin sonuçlarını yayınladı.The IMF published the conclusions of the Article IV consultations for Bosnia and Herzegovina (BiH).
Bakanlar diplomatik istişarelerle ilgili bir mutabakat anlaşması da imzaladılar.They also signed a memorandum of understanding on diplomatic consultations.
Bakan bu hafta Washington ve New York'ta yapılacak istişareler için ABD'de bulunuyor.He is in the United States this week for consultations in Washington and New York.
Adriyatik Tüzüğü'ne üye ülkelerin savunma ve güvenlik politikaları üzerine istişareler.Consultations on defence and security policies of the Adriatic Charter member states.
Bu konudaki karar, iki blok arasında yapılacak istişareler sonrasında verilecek.A decision to that effect will be made following consultations between the two blocs.
Karadağlı lider Vuyanoviç yeni başbakanla ilgili istişarelere başladıMontenegro's Vujanovic starts consultations on new PM
BH partileri yeni başbakanla ilgili istişarelere başlayacaklarBiH parties to start consultations on new prime minister
Yasak, AB ve CEFTA temsilcileriyle yapılan istişareler sonrasında onaylandı.The ban was approved after consultation with the EU and CEFTA representatives.
Buna Belgrad'la istişarelerin artırılması da dahildir," dedi.This includes more consultation with Belgrade," Minikes said.
Taci, "Kiminle koalisyon yapacağıma bu istişarelerden sonra karar vereceğim." dedi."After these consultations, I will decide with whom I will do the coalition," Thaci said.
BH liderleri, hükümeti kurma konulu istişareler konusunda anlaştıBiH leaders agree to hold consultations on forming government
İki taraf arasında doğrudan istişareler gerçekleşmiyor.There are no direct consultations between the two sides.
"O halde neden siz (erkekler) anneme gidip onunla istişare ediyorsunuz? demiş El-Hadi. [1]'Then why do men go to my mother to speak to her?'[1]
1954: UNESCO, Dünya Esperanto Birliği ile istişare ilişkileri kurar.1954: UNESCO establishes consultative relations with the Universal Esperanto Association.
Sure, Müslümanların kendi aralarında istişare ederek karar vermeleri gerektiğini belirtir.It states that Muslims should decide on their matters by consulting with each other.
3. surenin 159. ayeti Muhammed'e bir konuda müminlerle istişare etmesini tavsiye eder.The 159th verse of 3rd Sura advises Muhammad to consult with believers regarding a matter.
Kuran, Müslümanları işlerini birbirleriyle istişare ederek karar vermeye teşvik eder.The Quran encourages Muslims to decide their affairs in consultation with each other.
Çünkü İslam'da şura (istişare) hükmetmek için değil, fikir aramak içindir.This is because the shura (consultation) in Islam is for seeking the opinion and not for ruling.
Sürekli bir istişare ve soruşturma sürecine bağlıdır.It depends on a constant process of consultation and investigation.
Kur'an ve Sünnet ilkelerine göre istişare.Consultation following the guidelines of the Quran and the Sunnah.
Uzun süre tek muhtarlık olarak “Şevre”de (İstişare edilen yer) toplanılıp idare edilirdi.Elle fut élevée en même temps que le porcher Eumée, dont elle fut la compagne.
6-10 Haziran 2018 tarihlerinde beş ilde istişare toplantıları düzenledi.Hasta el año 2018 ha disputado 5 encuentros.
Bu durum aynı zamanda tehdit altındaki ülkelerle yakın iş birliğini ve istişareyi gerektirmektedir.И она требует консультации и тесного сотрудничества со странами региона, которые могут оказаться под угрозой.
Kanada Katolik Piskoposlar Konferansı ise istişareye 1997’de destek amacıyla katılmıştı.Голоса за Канадский союз сравниваются с голосами за реформистов в 1997 году.
Bu durum aynı zamanda tehdit altındaki ülkelerle yakın iş birliğini ve istişareyi gerektirmektedir.يتطلب التشاور والتعاون الوثيق مع الدول في المنطقة التي قد تكون مهددة.
Uzun istişareden sonra, tatilimizi İspanya'da geçirmeye karar verdik.Na veel overleg besloten we onze vakantie in Spanje door te brengen.
2015 yılında Yüksek İstişare Konseyi Başkan Yardımcılığına seçildi.W 2015 wybrany został wiceprzewodniczącym Unii Wyższych Przełożonych.
1985 yılında, Genel Sekreter olarak, Hong Kong Temel Kanunu İstişare Komitesi içine seçildi.У 1985 році увійшов до Редакційного комітету з вироблення Основного закону Гонконгу.
Bu durum aynı zamanda tehdit altındaki ülkelerle yakın iş birliğini ve istişareyi gerektirmektedir.І вона вимагає консультації та тісної співпраці з країнами регіону, які можуть опинитися під загрозою.
Parti, 1920 yazında Komintern'in ikinci kongresine istişare heyeti yollamıştır.1920 júniusától a Reichstag tagja, a Komintern II. kongresszusán az USPD küldöttje volt.
1985 yılında, Genel Sekreter olarak, Hong Kong Temel Kanunu İstişare Komitesi içine seçildi.1985年被任命为香港特别行政区基本法起草委员。
Kağanlar Türk Toyu'nda yapılan istişareler sonucu tüm boyların görüşü alınarak başa getirilir.목록에있는 마천루는 전체 타워가 사용 목록에 있는 경우에만 고려된다.
2015 yılında Yüksek İstişare Konseyi Başkan Yardımcılığına seçildi.2015 m. išrinktas Vytauto Didžiojo universiteto Senato valdybos pirmininko pavaduotoju.
Parti, 1920 yazında Komintern'in ikinci kongresine istişare heyeti yollamıştır.1920. aastal võttis ta osa Kominterni teisest kongressist.
Bu antlaşmalarınuygulanması, düzenli istişare konusudur.Die Union achtet den Status von weltanschaulichen Gemeinschaften in gleicher Weise.
Bu antlaşmalarınuygulanması, düzenli istişare konusudur.E megállapodások végrehajtásáról rendszeres egyeztetéseket kell folytatni.
Bu antlaşmalarınuygulanması, düzenli istişare konusudur.Genomförandet av dem skall omfattas av regelbundet samråd.
Bu antlaşmalarınuygulanması, düzenli istişare konusudur.Ich vykonávanie jepredmetom pravidelných konzultácií.
Bu antlaşmalarınuygulanması, düzenli istişare konusudur.Jejich provádění jepředmětem pravidelných konzultací.
Bu antlaşmalarınuygulanması, düzenli istişare konusudur.La loroattuazione è oggetto di una concertazione periodica.
Bu antlaşmalarınuygulanması, düzenli istişare konusudur.Leur mise en œuvre fait l’objet d’une concertationpériodique.
Bu antlaşmalarınuygulanması, düzenli istişare konusudur.O izvajanju teh sporazumov potekajo redna posvetovanja.
Bu antlaşmalarınuygulanması, düzenli istişare konusudur.Over de uitvoering ervan wordt op gezettetijden overleg gepleegd.
Bu antlaşmalarınuygulanması, düzenli istişare konusudur.Sopimustentäytäntöönpanosta neuvotellaan määräajoin.
Bu antlaşmalarınuygulanması, düzenli istişare konusudur.Su aplicación estará sometida a una concertación periódica.
Bu antlaşmalarınuygulanması, düzenli istişare konusudur.Η εφαρµογή τους α p i ο τελεί αντικείµενο p i ε ριο δικών διαβουλεύσεων.
Bu antlaşmalarınuygulanması, düzenli istişare konusudur.Тяхното привеждане в изпълнение е предмет на периодични консултации.
Erişebilirlik konusu etrafında büyük bir istişare oluştu, bu konuda geçekten çok heyecanlıyız.Eine große Diskussion um Barrierefreiheit begann und wir waren hocherfreut darüber.
Erişebilirlik konusu etrafında büyük bir istişare oluştu, bu konuda geçekten çok heyecanlıyız.Het veroorzaakte een explosie aan discussie over toegankelijkheid, waarover we opgetogen zijn.
Erişebilirlik konusu etrafında büyük bir istişare oluştu, bu konuda geçekten çok heyecanlıyız.Hubo un gran debate sobre accesibilidad y eso nos entusiasmó mucho.