Ana içeriğe geç
Sözlük

isterler ile cümle

isterler kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Sonucun, mümkün olduğu kadar kendi çıkarlarına yakın bir sonuç olmasını isterler.また 彼らには出世欲があるので 結果を自分の手柄にしたがります
Sonucu önemsereler. Sonucun, mümkün olduğu kadar kendi çıkarlarına yakın bir sonuç olmasını isterler.Chcą osiągnąć wynik na tyle bliski temu, o co im chodzi, jak to możliwe.
Sonucu önemsereler. Sonucun, mümkün olduğu kadar kendi çıkarlarına yakın bir sonuç olmasını isterler.Chtějí daný výsledek podle toho, co si sami nejvíce přejí.
Sonucu önemsereler. Sonucun, mümkün olduğu kadar kendi çıkarlarına yakın bir sonuç olmasını isterler.- Le résultat, ils voudraient un résultat aussi proche que possible de ce qui les intéressent.
Sonucu önemsereler. Sonucun, mümkün olduğu kadar kendi çıkarlarına yakın bir sonuç olmasını isterler.Les gustaría un resultado lo mas cercano posible a lo que ellos están interesados.
Sonucu önemsereler. Sonucun, mümkün olduğu kadar kendi çıkarlarına yakın bir sonuç olmasını isterler.Primo che l'esito della decisione sia il più vicino possibile a ciò che vogliono
Sonucu önemsereler. Sonucun, mümkün olduğu kadar kendi çıkarlarına yakın bir sonuç olmasını isterler.Şi-ar dori un rezultat cât mai apropiat de ceea ce îi interesează, pe cât posibil.
Sonucu önemsereler. Sonucun, mümkün olduğu kadar kendi çıkarlarına yakın bir sonuç olmasını isterler.Sie möchten das Ergebnis so weit wie möglich an das heranbringen, was sie interessiert.
Sonucu önemsereler. Sonucun, mümkün olduğu kadar kendi çıkarlarına yakın bir sonuç olmasını isterler.Ze willen een resultaat zo dicht mogelijk bij dat wat ze zelf willen.
Sonucu önemsereler. Sonucun, mümkün olduğu kadar kendi çıkarlarına yakın bir sonuç olmasını isterler.Они хотели бы, чтобы результат был как можно ближе к их интересам.
Soru sorman şart değil, konuşmak isterler mi öğrenmek için. Hayır kuruluşlarına bağış yapıyor musun?Nu neaparat sa pui intreabari dar sa vezi daca vor sa vorbeasca? oferi bani vreunei fundatii?
Soru sorman şart değil, konuşmak isterler mi öğrenmek için.꼭 뭘 물어 볼 필요는 없겠지만 그들이 말하고 싶어하는 것은 아닌지 생각해 보셨나요?
Soru sorman şart değil, konuşmak isterler mi öğrenmek için.Nicht unbedingt, um zu fragen, aber um zu sehen, ob sie reden wollen?
Soru sorman şart değil, konuşmak isterler mi öğrenmek için.Nie koniecznie zadawać pytania, lecz wysłuchać, jeśli będą mieli potrzebę podzielenia się swoimi opowieściami?
Soru sorman şart değil, konuşmak isterler mi öğrenmek için.Niet zozeer om vragen te stellen, maar om te zien of ze willen praten.
Soru sorman şart değil, konuşmak isterler mi öğrenmek için."No necesariamente a preguntar, ¿pero solo a charlar?"
Soru sorman şart değil, konuşmak isterler mi öğrenmek için.Pas nécessairement poser des questions, mais voir si ils veulent discuter?
Soru sorman şart değil, konuşmak isterler mi öğrenmek için.Не непременно да задавате въпроси, но да видите дали те искат да говорят?
Soru sorman şart değil, konuşmak isterler mi öğrenmek için.Не обязательно задавать вопросы, но выслушать, если им захочется рассказать?
Soru sorman şart değil, konuşmak isterler mi öğrenmek için."לא בהכרח שואל שאלות, אלא רק רואה אם בא לו לדבר?
Soru sorman şart değil, konuşmak isterler mi öğrenmek için.ليس بالضرورة السؤال ، لكن لأري إذا كانوا يريدوا التحدث ؟
Soru sorman şart değil, konuşmak isterler mi öğrenmek için.チャリティに寄付したりする?"
Söylediklerimize inanmazlarsa, DNA testi isterler.Ha nem hisznek nekünk, azt fogják kérni, hogy legyen apasági vizsgálat.
Söylediklerimize inanmazlarsa, DNA testi isterler.Αν δεν πιστεύουν ότι τους πούμε, θα ζητήσουν γενετικό τεστ(DNA τεστ).
Söylediklerimize inanmazlarsa, DNA testi isterler.اذا لم يصدقوا ما نقول سيطلبون اختبار الدي ان اي
Söylemeyi isterler ki; " Bak, benim yaptığım hatayı sen yapma."Ils veulent pouvoir dire : " Ecoutez, ne refaites pas les mêmes erreurs ".
Söylemeyi isterler ki;Chcą mieć możliwość powiedzenia:
Söylemeyi isterler ki;Chtěli mít možnost říct:
Söylemeyi isterler ki;Desean poder decir:
Söylemeyi isterler ki;Eles querem ser capazes de dizer,
Söylemeyi isterler ki;Hogy azt mondhassák:
Söylemeyi isterler ki;Họ muốn được nói rằng,
Söylemeyi isterler ki;그들은 "그들이 저지른 실수를 반복하지 말라"고
Söylemeyi isterler ki;Radi by povedali,
Söylemeyi isterler ki;Sie wollen in der Lage sein sagen zu können,
Söylemeyi isterler ki;Vogliono poter dire,
Söylemeyi isterler ki;Vor să poată spună:
Söylemeyi isterler ki;Ze willen in staat zijn te zeggen:
Söylemeyi isterler ki;Θέλουν να μπορούν να είναι σε θέση να πουν,
Söylemeyi isterler ki;Вони хочуть мати змогу сказати:
Söylemeyi isterler ki;Им хотелось бы сказать:
Söylemeyi isterler ki;Искат да мога да кажат:
Söylemeyi isterler ki;הם רוצים להיות מסוגלים לומר,
Söylemeyi isterler ki;يريدون ان يكونوا قادرين على قول,
Söylemeyi isterler ki;「いいか おなじ失敗をするんじゃない」
Tanrının Süleymana verdiği bilgeliği dinlemek için dünyanın bütün kralları onu görmek isterlerdi.Alla konungar på jorden kommo för att besöka Salomo och höra den vishet som Gud hade nedlagt i hans hjärta.
Tanrının Süleymana verdiği bilgeliği dinlemek için dünyanın bütün kralları onu görmek isterlerdi.Alle Jordens Konger søgte hen til Salomo for at høre den Visdom, Gud havde lagt i hans Hjerte;
Tanrının Süleymana verdiği bilgeliği dinlemek için dünyanın bütün kralları onu görmek isterlerdi.Fra alle jordens kanter kom det konger for å se Salomo og høre hans visdom, som Gud hadde lagt i hans hjerte,
Tanrının Süleymana verdiği bilgeliği dinlemek için dünyanın bütün kralları onu görmek isterlerdi.천하 얼왕이 하나님께서 솔로몬의 마음에 주신 지혜를 들으며 그 얼굴을 보기 원하여
Tanrının Süleymana verdiği bilgeliği dinlemek için dünyanın bütün kralları onu görmek isterlerdi.Koningen uit alle landen kwamen hem opzoeken om te luisteren naar de wijsheid die God in zijn hart had gelegd.
Tanrının Süleymana verdiği bilgeliği dinlemek için dünyanın bütün kralları onu görmek isterlerdi.Semua raja berusaha menemui Salomo untuk mendengar ajaran bijaksana yang diberikan Allah kepadanya
Tanrının Süleymana verdiği bilgeliği dinlemek için dünyanın bütün kralları onu görmek isterlerdi.Tutti i re della terra desideravano avvicinare Salomone per ascoltare la sapienza che Dio gli aveva infusa
Tanrının Süleymana verdiği bilgeliği dinlemek için dünyanın bütün kralları onu görmek isterlerdi.И все цари земли искали видеть Соломона, чтобы послушать мудрости его, которую вложил Бог в сердце его.
Tanrının Süleymana verdiği bilgeliği dinlemek için dünyanın bütün kralları onu görmek isterlerdi.וכל מלכי הארץ מבקשים את פני שלמה לשמע את חכמתו אשר נתן האלהים בלבו׃
Tanrının Süleymana verdiği bilgeliği dinlemek için dünyanın bütün kralları onu görmek isterlerdi.وكان جميع ملوك الارض يلتمسون وجه سليمان ليسمعوا حكمته التي جعلها الله في قلبه.
Tanrının Süleymana verdiği bilgeliği dinlemek için dünyanın bütün kralları onu görmek isterlerdi.普 天 下 的 王 都 求 見 所 羅 門 、 要 聽 神 賜 給 他 智 慧 的 話
Tanrının Süleymana verdiği bilgeliği dinlemek için dünyanın bütün kralları onu görmek isterlerdi.普天下 的 王 都 求見 所羅門 、 要 聽神賜給 他 智慧 的 話
Ve biliyorsunuz, çocuğu olanlarımız çocuklarının müzikle ilgilenmesini isterler. Ben de istisna değilim.Und wisst ihr, wir wollen oft, dass unsere Kinder Musik lernen. ich bin da keine Ausnahme.
Ve biliyorsunuz, çocuğu olanlarımız çocuklarının müzikle ilgilenmesini isterler.Ci, którzy mają dzieci, chcą je posyłać na lekcje muzyki.
Ve biliyorsunuz, çocuğu olanlarımız çocuklarının müzikle ilgilenmesini isterler.아이를 가진 부모들은 종종 자녀들에게 음악을 가르치려 합니다.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod