Seni burada tek başına bırakmak istemiyorum.I don't want to leave you here on your own.
Kimseye söylemeni istemiyorum.I don't want you to tell anybody.
Bunu ödemeni istemiyorum.I don't want you to pay for it.
Tom ile öğle yemeği yemek istemiyorum.I don't want to eat lunch with Tom.
Buraya gelmeni istemiyorum.I don't want you to come here.
Oğlumun bana benzemesini istemiyorum.I don't want my son to be like me.
Oğlumun senin gibi olmasını istemiyorum.I don't want my son to be like you.
Bunu istemiyorum. Lütfen başka birine ver.I don't want this. Please give it to someone else.
Bunun hakkında bir şey bilmek istemiyorum.I don't want to know anything about it.
Eski hatıraları canlandırmak istemiyorum.I don't want to stir up old memories.
Eski defterleri açmak istemiyorum.I don't want to stir up old memories.
Artık okul çıkışı o berduşlarla takılmanı istemiyorum.I don't want you hanging out with those greaseballs after school any more.
Tom'a bunu yapmak istemiyorum.I don't want to do that to Tom.
Seni çok sıkmak istemiyorum.I don't want to be too strict with you.
Sana karşı çok sert davranmak istemiyorum.I don't want to be too strict with you.
Çatıya çıkmak istemiyorum.I don't want to climb on the roof.
Tom'un ne yaptığını bilmek istemiyorum.I don't want to know what Tom has done.
Yorumları okumak istemiyorum.I don't want to read the comments.
Ben spekülasyon yapmak istemiyorum.I don't want to speculate.
Speküle etmek istemiyorum.I don't want to speculate.
Bunu her Allah'ın günü yapmak istemiyorum.I don't want to do it every single day.
İnsanların bana acımasını istemiyorum.I don't want people to pity me.
Tom ile iş yapmak istemiyorum.I don't want to do business with Tom.
Yağmur yağıyor, bu yüzden dışarı çıkmak istemiyorum.It's raining, which is why I don't want to go out.
Onun patronum olmasını istemiyorum.I don't want him to be my boss.
Tom'un patronum olmasını istemiyorum.I don't want Tom to be my boss.
Ülkemin Avrupa Birliği üyesi olmasını istemiyorum.I don't want my country to become a member of the European Union.
Öldüğümde arkamdan ağlanıp mum yakılmasını istemiyorum.When I die, I want no crying and no candles.
Son treni kaçırmak istemiyorum.I don't want to miss the last train.
Arkadaşlarımı kaybetmek istemiyorum.I don't want to lose my friends.
Bugün sana hiçbir şey söylemek istemiyorum.I don't want to tell you anything today.
Şikâyetlerinizi duymak istemiyorum.I don't want to hear your complaints.
Bu kadar da fazla harcamak istemiyorum.I don't want to spend that much.
Bu kadar fazla harcamak istemiyorum.I don't want to spend that much.
Hayatımın geri kalanını bunu yaparak geçirmek istemiyorum.I don't want to spend the rest of my life doing this.
O ismi bir daha asla duymak istemiyorum.I don't want to hear that name ever again.
Karanlığın içinde yalnız oturmak istemiyorum.I don't want to sit alone in the dark.
İstersen tüm Türk lokumlarını yiyebilirsin. Ben istemiyorum.If you want, you can eat all of the Turkish delights. I don't want any.
Tom'un bizimle gelmesini istemiyorum.I don't want Tom to come with us.
Doğum günümü sana belli etmek istemiyorum.I don't want to reveal my birthday to you.
Daha yaşım gençken kel olmak istemiyorum.I don't want to go bald while I'm still young.
Çok istemiyorum.I don't want a lot.
Bunu üflemek istemiyorum.I don't want to blow this.
Bu fırsatı kaçırmak istemiyorum.I don't want to blow this opportunity.
Bu şansı kaçırmak istemiyorum.I don't want to blow this chance.
'Belki de şunu denemeliyiz' veya 'Gerçekten bunu duymak istemiyorum' .'Maybe we should try this', or 'I really don't want to hear that'.
"Ben artık şarkıcıyım başka hiçbir şekilde de anılmak istemiyorum"."Ben artık şarkıcıyım başka hiçbir şekilde de anılmak istemiyorum".
İyi Avrupalıları kötü Asyalılara dönüştürmek istemiyorum.I don't want to turn good Europeans into poor Asiatics.
O da 'Hayır, o dünyayı kafanda istemiyorum.He said: 'No, I don't want that world in your head.
Ben o matematiği özellikle öğrenmek istemiyorum.I don't want to learn that math specifically.
Tek arkadaşım Mary ve ben başka birini istemiyorum.The only friend I've got is Mary, and I don't want anybody else.
Donald Trump: "Çünkü bir teşkilatın herhangi bir gücünü ihlâl edecek bir şey yapmak istemiyorum.Donald Trump: Because I don't want to do anything that's going to violate any strength of an agency.
Li "Ben herhangi bir birey korumak istemiyorum.Li replied, "I don't want to protect any individual.
Şiddet istemiyorum.No violence.
Bu konuyla ilgili konuşmak istemiyorum.I do not wish to speak of it.
Çünkü hayranlarımı hayal kırıklığına uğratmak istemiyorum." dedi.""Не хотела давать надежду своим поклонникам".
Sadece 1 kez giyip sonra unutulanlardan olmak istemiyorum.And I'll be wearing them long after they're a not a trend.
"Herkesin yaptığı işi yapmak istemiyorum."I wouldn't recommend anyone to do what I've done.
Onunla bir tartışmaya girmek istemiyorum o hala da bir arkadaş.’He has nothing to say anymore and I also do not need to debate with him."
Ekin: Çok samimi arkadaşımdı. çok üzüldüm. duyduğumdan beri inanmak istemiyorum.Now I have a very sad duty, gentlemen, I don't know whether you have heard.