istemiyorlar ile cümle
istemiyorlar kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
12
HARF
5
HECE
7
ORT. KELİME
Dolayısıyla bunların değerinin sıfır olduğunu da kabullenmek istemiyorlar.So they don't want to admit all at once that these are worth zero.
Şimdi, bizden kökleri falan bulmamızı istemiyorlar.Now they don't want us to figure out the roots or anything.
Bunlara yatırım yapmak istemiyorlar, zira bunların kötü yatırımlar olduğuna inanıyorlar.They just don't want to invest in these because they are bad deals.
Bu proje ile ilgili kesinlikle bir şey yapmak istemiyorlardı.They wanted absolutely nothing to do with this project.
Aslında, istemedikleri bu dolarlara konmayı istemiyorlar.They prefer to be collecting some type of interest on that money.
Ben nasıl The New Yorker dergisinde reklam istemiyorsam, işçiler de iPhone istemiyorlar.I don't want an ad in The New Yorker, and most of these workers don't really want iPhones.
Herkesin giydiğini giymek istemiyorlar.They don't want to be wearing what everybody else is wearing.
Dövme sanatçıları, telif hakkı istemiyorlar, bir karizması yok.Tattoo artists, they don't want it; it's not cool.
İncitilmek istemiyorlar.We all want it; most settle for connection, love's too scary.
İletişim kurmak istemiyorlar, durumlarını korumaya çalışıyorlar.They do not seek to communicate, they seek to maintain those conditions.
Ve onlar benim iceri girmemi istemiyorlar.And they don't want to let me in.
Aslında yaptıkları şeyi yapmak istemiyorlar.They don't actually want to be doing what they're doing.
Yasal olan ve olmayan paylaşımlar arasında yasal bir farklılık istemiyorlar.They don't want legal distinctions between legal and illegal sharing.
Çünkü risk altına girmek istemiyorlar.Because they're not willing to be at risk.
Dış ticaretin dengede olmasını istemiyorlar.They do not want the reality where the trade balances.
Cunku emin degiller ve yasal yukumluluk altina girmek istemiyorlar.Because they're not sure, and they don't want to take legal responsibility.
Dünyayı sarsacak bir şey istemiyorlardı.They didn't want something earth shattering.
Onun zarar görmesini istemiyorlar.. Çünkü karısı ve sevgilisi onu içeride öldürtmeyi planlıyorlar.There's word that he has been framed by... his wife and her lover, and is now in jail
İnsanlar hemen şimdi istiyorlar ciddi , manalı ve onlar beklemek istemiyorlarThe people want it now, they want it serious they want it meaningful, and they don't want to wait.
Chris Rock şöyle dedi: "Oy vermenizi istemiyorlar.Chris Rock said, "They don't want you to vote.
Neden anılarından vazgeçmek istemiyorlar?Why do they refuse to give up their memories?
Bizden denklemi çözmemizi bile istemiyorlar.They're not even asking us to solve it.
Yine de, insanlar hala bilmek istemiyorlardı.Nevertheless, people still didn't want to know.
Onlar bir şey istemek istemiyorlar.They don't want to ask for things.
Slovenya ile Selanik, Yunanistan arasındaki bu boşluğu istemiyorlar.They don't want that empty hole between Slovenia and Thessaloniki, Greece.
Artık süt üretemeyeceğimizi farketmek istemiyorlar." dedi.They do not realise that we will not be able to produce milk anymore," Znidaric said.
Uzlaşmak istemiyorlar.They don't want to compromise.
Yardımcı olmak isteyen bir tavırla, "Bir kuruş bile para istemiyorlar," diyor."It won't cost a penny," he says helpfully.
Ziyaretçiler duş alamadıkları bir pansiyon veya otele para ödemek istemiyorlar.Visitors do not want to pay for an apartment or hotel where they cannot take a shower.
Aşırılıkların İklimi—Küresel ısınma bilimi, bilmenizi istemiyorlar .Climate of Extremes—Global warming science they don’t want you to know.
Rahul ve Muskaan'ın ailesi evlenmelerini istiyor ama istemiyorlar.Rahul and Muskaan's family wants them to get married, but they don't want to.
Bize yardım etmek istemiyorlar.Ihnen jedoch helfe keiner.
Çünkü Avrupa çapında yeni bir savaş istemiyorlardı.Nous ne voulons pas de nouvelle guerre.
Ya istemiyorlar ya da yapamıyorlar.O no quieren, o no pueden.
Yaşlanmak istemiyorlar.No quieren envejecer.
Bize yardım etmek istemiyorlar.No quiere ayudarles.
"Üst düzey bir konsept ya da diziyi kendisi gibi olmaktan çıkaracak bir şey" istemiyorlardı.No querían hacer "algo de alto concepto, o sacar el programa del espectáculo".
Bize bir kahve ısmarlamak istemiyorlar.Non vogliono offrirci un caffè.
Bize bir kahve ısmarlamak istemiyorlar mı?Non vogliono offrirci un caffè?
Bize yardım etmek istemiyorlar.Ma nessuno sembra volerlo aiutare.
İnsanlar ölmek istemiyorlar.Люди не хотят умирать.
Bulduğu çözüm tavukları gemiden denize atmak ve "Yemek istemiyorlarsa içsinler" demek oldu.Но Пульхр сбросил цыплят в воду, сказав: «Пусть пьют, раз не хотят есть».
Çünkü Avrupa çapında yeni bir savaş istemiyorlardı.А мы ведь не хотим войны, не правда ли?
Fakat Menşevikler, III. Parti Kongresi'nin lafını bile duymak istemiyorlardı.В то же время Евсевий Кесарийский вообще не упоминал о Псамметихе III. Полиэн.
Bize yardım etmek istemiyorlar.Не зови на помощь.
Ayrıca sivil halka karşı savaşmak istemiyorlardı.Против гражданских никогда не воевал.
Bize yardım etmek istemiyorlar.Não teve assistência para ajudar.
"Üst düzey bir konsept ya da diziyi kendisi gibi olmaktan çıkaracak bir şey" istemiyorlardı.Eles não queriam fazer "algo de elevado conceito ou levar a série para fora da série".
Vatandaş olmak istemiyorlarsa, bunu söylesinler ve biz de onları buralardan sürelim.Als zij geen burgers willen zijn, zouden zij dat moeten zeggen en wij zouden hen moeten verbannen.
Fakat Menşevikler, III. Parti Kongresi'nin lafını bile duymak istemiyorlardı.Lefebvre, die de uitkomsten van het Tweede Vaticaanse Concilie niet wilde erkennen.
Bize yardım etmek istemiyorlar.Niemand kwam hem te hulp.
Bize yardım etmek istemiyorlar.Nie chce przyjmować żadnej pomocy.
Tek başına bu savaşa girmek istemiyorlardı, zira savaşa girmeye de yatkın değillerdi.Nie chcieli brać udziału w wojnie i nie zaciągali się ochotniczo do wojska.
Bulduğu çözüm tavukları gemiden denize atmak ve "Yemek istemiyorlarsa içsinler" demek oldu.Тоді Публій Клавдій велів кинути курей у море, сказавши: «нехай понапиваються, якщо не хотіли їсти».
Bize yardım etmek istemiyorlar.Ніхто навіть і не подумав допомогти.
Çünkü Avrupa çapında yeni bir savaş istemiyorlardı.Вони не пережили Другу світову війну.
Bize yardım etmek istemiyorlar.Nikdo mi nepomohl.
Bize yardım etmek istemiyorlar.Nu există nimeni care să mă ajute.
Ya istemiyorlar ya da yapamıyorlar.Fie nu vor, fie nu pot face.
Bize yardım etmek istemiyorlar.Ők abból nem kérnek.
İlgili Sayfalar