Ana içeriğe geç
Sözlük

istemezsiniz ile cümle

istemezsiniz kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
12
HARF
5
HECE
6
ORT. KELİME
Hapishaneye gitmek istemezsiniz, değil mi?You don't want to go to prison, do you?
Bu kadar uzun zaman beklemek istemezsiniz.You don't want to wait such a long time.
Ona ne olduğunu bilmek istemezsiniz.You don't want to know what happened to her.
İlgilenmediğimiz izlenimini vermek istemezsiniz.You don't want to convey the impression that we're not interested.
Onunla uğraşmak istemezsiniz.You did not want to fuck with him.
Gerçek ameliyatta "Aman" sözünü duymak istemezsiniz.You don't want to hear "oops" in real surgery.
Ve onu allık gibi kullanıyorum ama allık ile çok fazla renk istemezsiniz.And I'm using it a bit like blush but you don't want color with your blush.
Elbette, para kaybetmek istemezsiniz.Sure, you don't want to lose money.
Eminim bunu istemezsiniz.Which I'm sure you wouldn't want.
Onun için bunun fazla bükülmesini istemezsiniz.So you don't want this thing to bend a lot.
Şehirleri bizim yönetmemizi ve tasarlamamızı istemezsiniz.You wouldn't want to let us run the cities, go out and design them.
Akademisyenleri başıboş bırakmak istemezsiniz.You wouldn't let academics out in the wild.
Çünkü, bir yerde tıkanıp kalmak istemezsiniz.'Cause you don't wanna get stuck anywhere.
Ve bebeğiniz ayaklandığında bir şeylerin üzerine düşmesini istemezsiniz.And when your baby's going to start pulling themselves up, you don't want anything to topple over.
Ondalıklı bir cevap vermek istemezsiniz.You don't want to give a decimal answer.
Böyle bir durumu görmek istemezsiniz.You don't want to see it.
Onun altında çalışmayı çok da istemezsiniz.You're not sure you'd want to work for her.
Böyle bir güvenlik istatistiği olan bir şirketi çalıştırmak istemezsiniz.That's -- You don't want to run a business with that kind of a safety record.
Bundan çıkardığımız sonuç, elinde tanklar olan 9 yaşındaki bir kız çocuğuyla zıtlaşmak istemezsiniz.And we learned in this, you don't really ever want to cross a nine year-old girl with tanks.
Burada da lityum kullanan bir hasta olmak istemezsiniz.You don't want to be a lithium patient this time.
Öyle acı verici ki, bilmek istemezsiniz.It's too painful. You don't want to think about it.
Gerçekten atlamak istemezsiniz ama dışarda olmak istersiniz.You didn't really want to jump, but you want out.
Eğer parfümeride kariyer yapmak istiyorsanız, onu bırakmayı hiç istemezsiniz.You really don't want to leave it if you want to have a career in perfumery.
Coleridge's Kubla Kahn gibi bir yerin ortasında durmak istemezsiniz.You don't want to stop in the middle like Coleridge's Kubla Kahn.
İnsanların koltuk altlarına sürdükleri bir şeyi teknoloji ile tanımlamak istemezsiniz.Technology's not the way you want to describe something somebody's putting in their armpit.
Yanlış ortak fonu seçmek istemezsiniz, ya da hatta yanlış salata sosunu.You don't want to pick the wrong mutual fund, or the wrong salad dressing. So that's one effect.
Kesinlikle rüşveti vermeyi istemezsiniz.Most definitely you don't want to pay the bribe.
Neden olduğu açık, bunu yapmak istemezsiniz.It just -- you don't want to do that.
Onun için, bir kez dang humması olmak istemezsiniz ama tekrar yakalanmayı kattiyen istemezsiniz.So you don't want dengue once, and you certainly don't want it again.
Ritim gitarınız hakkında düşünmek istemezsiniz.You don't wanna be thinking about your rhythmic guitar.
Güney Kore'nin küresel deniz taşımacılığını yönetmesini istemezsiniz.You don't want the South Koreans running the global shipping industry.
Bunu istemezsiniz.You don't want this.
"Senden önce sırada bekleyen elli kişi var!" demesini istemezsiniz.There's fifty people before you!"
Bütün n artı sekizleri çarpmak istemezsiniz.You don't want to multiply this whole n plus 8.
Bu haftasonu böyle bir şey olmasını istemezsiniz.You don't want that to happen this weekend.
O çirkin kabloların aşağıya sarkmasını istemezsiniz.You don't want those ugly cords coming down.
O burda sebuma neden olabilir ve bunun olmasını istemezsiniz.So, actually just go with the basics.
Fakat gerçek mum probleminde böyle bakmak istemezsiniz.But for the real candle problem, you don't want to be looking like this.
Gama ışını öyle bir şey ki etrafında durmak istemezsiniz çünkü sizi öldürebilir. -Gamma rays are something you don't want to be around. They're very likely to maybe kill you.
Ortasından ıssırmak istemezsiniz.You don't want to be the ham in the middle.
Bu kadar uzun zaman beklemek istemezsiniz.Vous ne voulez pas attendre aussi longtemps.
Onunla uğraşmak istemezsiniz.Vous ne devez pas vous en mêler.
Onunla uğraşmak istemezsiniz.No luchar contra él.
Onunla uğraşmak istemezsiniz.Emme halua kiirehtiä hänen kanssaan.
Onunla uğraşmak istemezsiniz.Mereka tidak sanggup membantah-Nya.
Acil durumda gerekli her şey hazırdı -- Tanrı biliyor, bu dünyaca tanınmış uzmana zarar vermek istemezsiniz.Vi hade allt klart inför ett akutläge; gudarna skall vet, att ni vill inte skada denna världsledande experten.
Acil durumda gerekli her şey hazırdı -- Tanrı biliyor, bu dünyaca tanınmış uzmana zarar vermek istemezsiniz.Είχαμε τα πάντα έτοιμα για έκτακτη περίσταση -- κανείς δεν θέλει να βλάψει αυτόν τον παγκοσμίου φήμης ειδικό.
Akademisyenleri başıboş bırakmak istemezsiniz.Anda tidak akan membiarkan akademia pergi ke alam liar.
Akademisyenleri başıboş bırakmak istemezsiniz.Du vill inte släppa ut några akademiker i verkligheten.
Akademisyenleri başıboş bırakmak istemezsiniz. (Kahkahalar)학자들을 야생으로 내몰진 않겠죠.(웃음)
Akademisyenleri başıboş bırakmak istemezsiniz. (Kahkahalar)No querrán que los académicos salgan de su oficina.
Akademisyenleri başıboş bırakmak istemezsiniz. (Kahkahalar)Sie würden nicht Akademiker in die Wildnis schicken (Gelächter)
Akademisyenleri başıboş bırakmak istemezsiniz. (Kahkahalar)しかし こんな疑問に関する検討を我々に託することは可能です
Akademisyenleri başıboş bırakmak istemezsiniz.Losgelaten academici in het wild zijn geen goed idee.
Akademisyenleri başıboş bırakmak istemezsiniz.Man ville ikke lukke akademikere ud i naturen.
Akademisyenleri başıboş bırakmak istemezsiniz.N-ați permite universitarilor să iasă pe teren.
Akademisyenleri başıboş bırakmak istemezsiniz.Nechcete přece, aby akademici vyšli do přírody.
Akademisyenleri başıboş bırakmak istemezsiniz.Nie puścilibyście naukowców luzem na wolność.
Akademisyenleri başıboş bırakmak istemezsiniz.Non conviene sguinzagliare i professori universitari.
Akademisyenleri başıboş bırakmak istemezsiniz.Vous ne voudriez pas lâcher des universitaires dans la nature.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod