istem ile cümle

istem kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Bunu yapman için sana baskı yaptığımı hissetmeni istemiyorum.I don't want you to feel that I'm pressuring you to do this.
Tom hiç kimsenin Mary ile çıktığını bilmesini istemiyordu.Tom didn't want anyone to know that he had been dating Mary.
Tom'un neden gelmediğini bilmiyorum ve ona sormak istemiyorum.I don't know why Tom didn't come and I don't want to ask him.
Yapmak istemediğim şeylerin yaptırılmasını sevmiyorumI don't like being made to do things I don't want to do.
Treni kaçırmamızla ilgili herhangi bir ihtimal olmasını istemiyorum.I don't want there to be any chance of our missing the train.
Ben gece geç saatte kahve içmek istemeyeceğini düşündüm.I figured you wouldn't want to drink coffee so late at night.
Bazen sabahleyin yalnızca yataktan çıkmak istemem.I sometimes just don't want to get out of bed in the morning.
Tom sana yapmak istemediğin bir şey yaptırmayacak.Tom isn't going to make you do anything you don't want to do.
Ev ödevinde sana yardım etmemi istemediğinden emin misin?Are you sure you don't want me to help you with your homework?
Ailenle birlikte evde yaşamak istemediğinden emin misin?Are you sure you don't want to live at home with your parents?
Tom'u kovmaktan daha iyi bir şey istemiyorum ama bunu yapamıyorum.I'd like nothing better than to fire Tom, but I can't do that.
Tekrar asla yapmak istemediğim tek şey bir puantöre yumruk atmaktır.One thing I don't ever want to do again is punch a time clock.
Tom bunu sana söylememi istemedi ama o işini kaybetti.Tom didn't want me to tell you this, but he just lost his job.
Hiç olmazsa pencereden dışarıya bakmak istemediğine inanamıyorum.I can't believe you don't want to at least look out the window.
Tom Mary ile yapacak bir şey istemediğini açıklığa kavuşturdu.Tom made it clear that he didn't want anything to do with Mary.
Ben senin benim senin kararından mutlu olmadığımı düşünmeni istemem.I don't want you to think that I'm not happy with your decision.
Ziyaret etmek için güzel bir yerdi ama orada yaşamak istemedim.It was a nice place to visit, but I wouldn't want to live there.
Tekrar yapmak istemediğim tek şey cezaevinde vakit geçirmektir.One thing I don't ever want to do again is spend time in prison.
Tom bunu sana söylememi istemedi fakat o hâlâ Mary ile çıkıyor.Tom didn't want me to tell you this, but he's still dating Mary.
Tom konserden önce yemek istemediğini açıklığa kavuşturdu.Tom made it clear that he didn't want to eat before the concert.
İnternette herkesin benim fotoğraflarıma erişebilmesini istemiyorum.I don't want everybody on the Web to be able to access my photos.
Yapmayı planladığım şeyi yapmak istemiyorum ama başka seçeneğim yok.I don't want to do what I'm planning to do, but I have no choice.
Tom Mary'ye onun gerçekten cevap vermek istemediği bir soru sordu.Tom asked Mary the one question she really didn't want to answer.
Tom gerçekten bunun hakkında konuşmak istemiyor, ama onun hiçbir seçeneği yok.Tom doesn't really want to talk about this, but he has no choice.
Dün Tom'un Mary hakkında söylediği şeylere inanmak istemedim.I didn't want to believe the things Tom said about Mary yesterday.
Açık ki, yapmak istemediğin bir şeyi yapmaya zorlayamam seni.Obviously, I can't force you to do something you don't want to do.
Bir fincan kahve almak için benimle gelmek istemediğinden emin misin?Are you sure you don't want to come with me to get a cup of coffee?
Tom'un doğum günü partisine gitmek istemiyorsan, gitmek zorunda değilsin.If you don't want to go to Tom's birthday party, you don't have to.
Belki sonunda artık burada yaşamak istemediğine karar vereceksin.Maybe eventually you'll decide you don't want to live here anymore.
Kesinlikle yapmak istemediğin bir şey Tom'dan ödünç para almaktır.One thing you definitely don't want to do is borrow money from Tom.
Çok para istemiyorum. Sadece rahat yaşayacak kadar para istiyorum.I don't want a lot of money. I just want enough to live comfortably.
Tom'un durumunu öncekinden daha kötü hale getirmesini istemiyorum.I don't want Tom to make the situation any worse than it already is.
Tom'un doğum günü partisine katılmak istemiyorsan katılmak zorunda değilsin.If you don't want to attend Tom's birthday party, you don't have to.
Tom onun onunla evlenmesini istemeyi planlamadığını Mary'nin bilmesini istiyor.Tom wants Mary to know he's not planning on asking her to marry him.
Ben Tom'un onun önerisini ciddiye almadığımızı düşünmesini istemiyorum.I wouldn't want Tom to think we're not taking his proposal seriously.
Kendin yapmak istemiyorsan onu Tom'un yapmasını isteyebilirsin.If you don't want to do it yourself, you can ask Tom to do it.
Biz sonuçları hakkında düşünmeden bir şey yapmak istemiyoruz.We don't want to do anything without thinking about the consequences.
Birinin Tom'un gitmesini istemediği konusunda farklı izlenim edindim.I get the distinct impression that somebody doesn't want Tom to leave.
Sanırım Tom siz arkadaşlarıyla iki gece peş peşe takılmak istemiyordu.I think Tom didn't want to hang out with you guys two nights in a row.
Tom bunu kabul etmek istemiyor ama o yarınki dans hakkında heyecanlı.Tom doesn't want to admit it, but he's excited about tomorrow's dance.
Süpermarkette sana bir şey almamı istemediğinden emin misin?Are you sure you don't want me to buy you something at the supermarket?
Şimdi gerçekten evlenmek isteyip istemediğine karar verme zamanı.Now's the time to decide whether you really want to get married or not.
Tom'la daha fazla kontak kurmak istemiyorsan, benim için hava hoş.If you don't want to have any more contact with Tom, that's fine with me.
Tom polis tarafından yakalanmak istemediği için dağlarda saklandı.Tom hid in the mountains because he didn't want to get caught by the police.
Bütün arkadaşlarınızın partinize gelmesini ve sizi kutlamasını istemiyor musunuz?Don't you want all your friends to come to your party and celebrate with you?
Tom, Mary'yi başını belaya sokacak bir şey yapmaya teşvik etmek istemedi.Tom didn't want to encourage Mary to do anything that might get her in trouble.
Seni incitmek zorunda kalmak istemiyorum ama yoluma çıkarsan başka seçeneğim kalmayacak.I don't want to have to hurt you, but if you get in my way, I'll have no choice.
Mary'nin bir otomobil kazasında öldüğünü Tom'a söyleyecek kişi ben olmak istemiyorum.I don't want to be the one who tells Tom that Mary died in an automobile accident.
Muhtemelen benimle çıkmak istemediğini biliyorum ama ben seninle çıkmak istiyorum.I know you probably don't want to go out with me, but I'd love to go out with you.
Zamanını harcamak istemiyorum.I don't want to waste your time.
Özellikle onu yapmak istemiyorum.I don't particularly want to do that.
İkinizin benim hakkımda konuşmanızı istemiyorum.I don't want you two talking about me.
Olanlar hakkında konuşmak istemediğini biliyorum.I know you don't want to talk about what happened.
İstemiyorsan gitmek zorunda değilsin.You don't have to go if you don't want to.
Gitmek istemesen bile oraya gitmek zorundasın.You have to go there, even if you don't want to.
Tom'a, yarı zamanlı çalışmak isteyip istemediğini sor.Ask Tom if he's willing to work part-time.
Tom'a, yarı zamanlı çalışmak isteyip istemediğini sorun.Ask Tom if he's willing to work part-time.
Kahraman olmak istemiyorum.I don't want to be a hero.
Hilkat garibesi olmak istemiyorum.I don't want to be a freak.
Benim de canım oynamak istemiyor.I don't feel like playing either.

İlgili Sayfalar