istem ile cümle

istem kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
7
ORT. KELİME
Tom'un bunun hakkında konuşmak istemediği açık.It's obvious Tom doesn't want to talk about this.
Tom'a Mary'nin onun gelmesini istemediğini söyle.Tell Tom that Mary doesn't want him to come over.
Tom bizimle görünmek istemiyor gibi davranıyor.Tom acts like he doesn't want to be seen with us.
Tom Mary'nin onsuz bir yere gitmesini istemiyor.Tom doesn't want Mary to go anywhere without him.
Tom insanların çok soru sormasını istemiyor.Tom doesn't want people asking so many questions.
Bütün mahkumların kaçmasını istemeyiz, değil mi?We don't want all the prisoners to escape, do we?
Tom'un görmemi istemediği raporda ne vardı?What was in the report Tom didn't want me to see?
Onu yapmak istememenin gerçek nedeni nedir?What's the real reason you don't want to do that?
Neden Tom bizimle bu geziye gelmek istemiyordu?Why didn't Tom want to come on this trip with us?
Gerçekten bunun hakkında konuşmak istemiyorsun, değil mi?You don't really want to talk about this, do you?
Gerçekten ne kadar zengin olduğunu belli etmek istemiyorsun.You don't want to let on how rich you really are.
Tom'un, senin deli olduğunu düşünmesini istemiyorsun, değil mi?You don't want Tom to think you're crazy, do you?
Yarına kadar beklemek istemediğinden emin misin?Are you sure you don't want to wait till tomorrow?
Tom'a gitmek istemediğimi nasıl söyleyeceğimi bilmiyordum.I didn't know how to tell Tom I didn't want to go.
Ebeveynlerim için bir hayal kırıklığı olmak istemiyorum.I don't want to be a disappointment to my parents.
Eski erkek arkadaşların hakkında bir şey duymak istemiyorum.I don't want to hear about all your ex-boyfriends.
Dün ne yaptığın hakkında duymak istemiyorum.I don't want to hear about what you did yesterday.
Ben kişisel sorunların hakkında duymak istemiyorum.I don't want to hear about your personal problems.
Tom'u incitmek istemiyorum ama incitmek zorunda kalırsam inciteceğim.I don't want to hurt Tom, but I will if I have to.
Ben kişisel yaşamınıza müdahale etmek istemiyorum.I don't want to interfere with your personal life.
O konuşurken Tom'un sözünü kesmek istemiyorum.I don't want to interrupt Tom while he's speaking.
Tekrar tekrar aynı hataları yapmak istemiyorum.I don't want to make the same mistakes over again.
Hayatım boyunca bir süpermarkette çalışmak istemiyorum.I don't want to work at a supermarket all my life.
Söylemek üzere olduğum şeyin kaydedilmesini istemiyorum.I don't want what I'm about to say to be recorded.
Gerçekten kazanmamı istemediğini hissediyorum.I get the feeling you don't really want me to win.
Geç kalmak istemediğim bir randevum var.I have an appointment I don't want to be late for.
Ben seninle evli olmak istemediğimden oldukça eminim.I'm quite certain I don't want to be married to you.
Gerçekten Mary ile buluşmaya çıkmayı istemiyorum.I really don't want to go out on a date with Mary.
Gerçekten otobüsün arkasında oturmak istemiyorum.I really don't want to sit in the back of the bus.
Yapmamı istemediğin bir şeyi yapmayacağım.I'm not going to do anything you don't want me to.
Tom'un o konuda konuşmak istemediği açık.It's clear that Tom doesn't want to talk about it.
Bu tür hava benim içeride kalmayı istememe sebep olur.This kind of weather makes me want to stay inside.
Tom artık açıkça onun hakkında konuşmak istemiyor.Tom clearly doesn't want to talk about it anymore.
Tom sarhoş olduğunu ebeveynlerinin bilmesini istemiyor.Tom doesn't want his parents to know he got drunk.
Tom onu yapmak istemiyor ve ben onu suçlamıyorum.Tom doesn't want to do that and I don't blame him.
Tom Mary'nin söylemek zorunda olduğu hiçbir şeyi duymak istemiyor.Tom doesn't want to hear anything Mary has to say.
Tom bunu yapması gerektiğini biliyor ama yapmak istemiyor.Tom knows he should do it, but he doesn't want to.
Tom Mary'yi görmek istemediğini açıklığa kavuşturdu.Tom made it clear that he didn't want to see Mary.
Tom nerede olduğunu gerçekten Mary'ye söylemek istemiyor.Tom really doesn't want to tell Mary where he was.
Öğretmene itaat etmek istemedik, değil mi?We wouldn't want to disobey the teacher, would we?
Gerçekten ne kadar zeki olduğunu belli etmek istemiyorsun.You don't want to let on how smart you really are.
Bunu nasıl değiştireceğini biliyorsun, sadece istemiyorsun.You know how to change it, you just don't want to.
Birkaç gün önce sen benimle konuşmak istemiyordun bile?A few days ago, you didn't even want to talk to me.
Tom'un partisine gitmek istemediğini mi söylüyorsun?Are you saying you don't want to go to Tom's party?
Sana bir bilet almamı istemediğinden emin misin?Are you sure you don't want me to buy you a ticket?
Senin yardımını istemeyen birine nasıl yardım edersin?How do you help someone who doesn't want your help?
Bir şey söylemek istemedim ama seçeneğim yoktu.I didn't want to say anything, but I had no choice.
Ne olabileceği hakkında ben bile düşünmek istemiyorum.I don't even want to think about what could happen.
Ben gerçekten seni benim problemlerim ile rahatsız etmek istemem.I don't really want to bother you with my problems.
Gerçekten yeni bir araba için o kadar ödemek istemiyorum.I don't really want to pay that much for a new car.
Dostluğumuzu tehlikeye atacak bir şey istemiyorum.I don't want anything to jeopardize our friendship.
Bütün eski kız arkadaşlarından haberdar olmak istemiyorum.I don't want to hear about all your ex-girlfriends.
Ne olabildiği hakkında düşünmek istemiyorum.I don't want to think about what could've happened.
Tom'un işimi nasıl yöneteceğimi bana söylemesini istemiyorum.I don't want Tom telling me how to run my business.
Gerçekten kalmamı istemediğine dair içimde bir his var.I get the feeling you don't really want me to stay.
Sadece zayıf olduğumu düşünen insanlara sahip olmak istemiyorum.I just don't want to have people thinking I'm weak.
Sadece seninle evli olmak istemediğimi biliyorum.I just know that I don't want to be married to you.
Bu gezide gerçekten gelmek istemediğini biliyorum.I know you didn't really want to come on this trip.
Bu şey hakkında konuşmak istemediğini düşündüm.I thought you didn't want to talk about this stuff.
Bu konu hakkında konuşmak istemeyeceğini sanmıştım.I thought you didn't want to talk about this stuff.

İlgili Sayfalar