istem ile cümle
istem kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
7
ORT. KELİME
Tom Mary'nin mesajını cevaplamak istemiyor.Tom doesn't want to answer Mary's message.
Tom Mary'nin merhametini istemez.Tom doesn't want Mary's pity.
Tom Mary'nin ona dokunmasını istemiyor.Tom doesn't want Mary to touch him.
Tom Mary'nin Boston'a gitmesini istemiyor.Tom doesn't want Mary to go to Boston.
Tom, Mary'nin parasını istemiyor.Tom doesn't want any of Mary's money.
Tom Mary'nin bizimle gitmeyi isteyip istemediğini bilmiyor.Tom doesn't know if Mary wants to go with us or not.
Tom istemezse Mary'ye söylemek zorunda değil.Tom doesn't have to tell Mary if he doesn't want to.
Tom istemediği sürece Mary ile dans etmek zorunda değildir.Tom doesn't have to dance with Mary unless he wants to.
Tom'un Mary'den video kamerasını ona ödünç vermesi için isteme cesareti yok.Tom doesn't have the courage to ask Mary to lend him her video camera.
Tom'un bu gece Mary ile konuşmayı canı istemiyor.Tom doesn't feel like talking to Mary tonight.
Tom Mary'yi asla tekrar görmek istemiyor.Tom doesn't ever want to see Mary again.
Tom Mary ile çalışmak istemiyordu.Tom didn't want to work with Mary.
Tom Mary'ye üzücü haberi söylemek istemiyordu.Tom didn't want to tell Mary the sad news.
Tom Mary'nin önerdiğini yapmak istemiyordu.Tom didn't want to do what Mary suggested.
Tom Mary'yi gece geç saatte rahatsız etmek istemedi, ama acil bir durumdu.Tom didn't want to disturb Mary so late at night, but it was an emergency.
Tom Mary'yi hayal kırıklığına uğratmak istemedi.Tom didn't want to disappoint Mary.
Tom Mary'nin kalbini kırmak istemiyordu.Tom didn't want to break Mary's heart.
Tom Mary ile tartışmak istemiyordu.Tom didn't want to argue with Mary.
Tom Mary'nin onun çocuğuyla oynamasını istemiyordu.Tom didn't want Mary to play with his kid.
Tom Mary'nin gitmesini istemiyordu.Tom didn't want Mary to leave.
Tom Mary'nin diğer çocuklar ile dışarı çıkmasını istemiyordu.Tom didn't want Mary to go out with other guys.
Tom Mary'nin arabasını sürmesini istemiyordu.Tom didn't want Mary to drive his car.
Tom Mary'nin ölmesini istemiyordu.Tom didn't want Mary to die.
Tom, Mary'den ölmesini istemedi.Tom didn't want Mary to die.
Tom Mary ile gerçekten çıkmak istemiyordu.Tom didn't really want to go out with Mary.
Tom Mary'nin duygularını incitmek istemedi.Tom didn't mean to hurt Mary's feelings.
Tom Mary'yi incitmek istemedi.Tom didn't mean to hurt Mary.
Tom Mary'nin yeni bir elbise isteme nedenini bilmiyordu.Tom didn't know the reason why Mary wanted a new dress.
Tom Mary'nin yardımını istemeye karar verdi.Tom decided to ask for Mary's help.
Tom Mary'ye alışverişe gitmeyi isteyip istemediğini sordu.Tom asked Mary whether she'd like to go shopping.
Tom Mary'ye öğleden sonra alışverişe gitmek isteyip istemediğini sordu.Tom asked Mary whether she'd like to go shopping in the afternoon.
Tom Mary'nin kalmasını rica etti, ama o istemedi.Tom asked Mary to stay, but she didn't want to.
Tom Mary'nin kendine bir masaj yapmasını istedi fakat o yapmak istemedi.Tom asked Mary to give him a massage, but she didn't want to.
Tom Mary'den onun yapmak istemediği bir şey yapmasını istedi.Tom asked Mary to do something she didn't want to do.
Tom Mary'ye onun atına binmek isteyip istemediğini sordu.Tom asked Mary if she wanted to ride his horse.
Tom Mary'ye içecek bir şey isteyip istemediğini sordu.Tom asked Mary if she wanted something to drink.
Tom Mary'nin cevap vermek istemediği birkaç soru sordu.Tom asked a few questions that Mary didn't want to answer.
Mary'nin benimle evlenmesini istemek için kararımı verdim.I've made up my mind to ask Mary to marry me.
Açıkçası, Mary'nin benimle öğle yemeği yemesini istemeye güvenim yoktu.Frankly, I didn't have the confidence to ask Mary to have lunch with me.
Ben istemeden yalan söyledim.I lied unwillingly.
Benim doğum günümü kutlamanı istemiyorum.I don't want to celebrate my birthday.
Tom işlemediği bir suçtan dolayı Mary'yi hapishanede görmek istemiyordu.Tom didn't want to see Mary in prison for a crime she didn't commit.
Tom'un canı beklemek istemiyordu.Tom didn't feel like waiting.
Tom Boston'da gerektiğinden daha fazla zaman geçirmek istemedi.Tom didn't want to spend any more time than necessary in Boston.
Ben o sorun ile ilgili daha fazla zaman harcamak istemediğimi fark ettim.I realized that I didn't want to spend any more time dealing with that problem.
Evi temizlerken gereğinden daha fazla zaman harcamak istemiyorum.I don't want to spend any more time than necessary cleaning the house.
Ben bu proje üzerinde çalışarak daha fazla zaman harcamak istemiyordum.I didn't want to spend any more time working on that project.
Tom'u Fransızca çalışmaya ikna etmeye çalışmak için daha fazla zaman harcamak istemedim.I didn't want to spend any more time trying to convince Tom to study French.
Yüzme turları atarak daha fazla zaman geçirmek istemedim.I didn't want to spend any more time swimming laps.
Tom'la tartışarak daha fazla zaman harcamak istemedim.I didn't want to spend any more time arguing with Tom.
Tom ile daha fazla zaman harcamak istemiyordum.I didn't want to spend any more time with Tom.
Anahtarlarımı aramaya daha fazla zaman harcamak istemedim.I didn't want to spend any more time looking for my keys.
Hapishanede daha fazla zaman harcamak istemiyordum.I didn't want to spend any more time in jail.
Boston'da daha fazla zaman geçirmek istemedim.I didn't want to spend any more time in Boston.
Yatakta daha fazla zaman geçirmek istemedim.I didn't want to spend any more time in bed.
Mutfak zeminini temizlemek için daha fazla zaman harcamak istemedim.I didn't want to spend any more time cleaning the kitchen floor.
Tek başıma daha fazla zaman geçirmek istemiyorum.I didn't want to spend any more time alone.
Seni vurmak istemiyorum, fakat zorunda kalırsam, vururum.I don't want to shoot you, but I will if I have to.
Benimle konuşmak istemediği açık.It's clear that he doesn't want to talk to me.
Yarın Tom'la telefonda konuşmayı ve ondan yardım istemeyi planlıyorum.I plan to get a hold of Tom by phone tomorrow and ask him to help.