Dükkan sahipleri yaptıklarını çok beğendiler, çok iyi sattı tekrar istediler.Obchodníkům se její výšivky líbily; šly na odbyt a neustále žádali o víc.
Dükkan sahipleri yaptıklarını çok beğendiler, çok iyi sattı tekrar istediler.Thương gia thích hàng thêu thùa của cô, chúng bán rất chạy và họ muốn thêm nhiều thêm nữa
Dükkan sahipleri yaptıklarını çok beğendiler, çok iyi sattı tekrar istediler.Vezenine so se dobro prodajale in trgovci so jih želeli vedno več.
Dükkan sahipleri yaptıklarını çok beğendiler, çok iyi sattı tekrar istediler.Τα κεντήματά της άρεσαν στους εμπόρους, ήταν κερδοφόρα, και συνεχώς ζητούσαν και άλλα.
Dükkan sahipleri yaptıklarını çok beğendiler, çok iyi sattı tekrar istediler.Торговцам нравились её вышивки — продавались очень хорошо — и они продолжали просить больше.
Dükkan sahipleri yaptıklarını çok beğendiler, çok iyi sattı tekrar istediler.Търговците харесали нейните бродерии, продавали се добре, и искали още.
Dükkan sahipleri yaptıklarını çok beğendiler, çok iyi sattı tekrar istediler.הסוחרים אהבו את הרקמות שלה ; הן נמכרו יפה מאוד, והם המשיכו לבקש עוד.
Dükkan sahipleri yaptıklarını çok beğendiler, çok iyi sattı tekrar istediler.التجار أعجبهم تطريزها; كان مرغوبا بشكل كبير، لذا أخذوا يطلبون المزيد.
Dükkan sahipleri yaptıklarını çok beğendiler, çok iyi sattı tekrar istediler.業者からの注文が増えました 自分だけでは生産が追いつかなくなり
Düzenleyici rejimleri desteklemesi için hükümetlerden destek istediler ve birçok durumda aldılar.Ele au cerut guvernelor reglementări care să le sprijine şi, în multe cazuri, le-au obţinut.
Düzenleyici rejimleri desteklemesi için hükümetlerden destek istediler ve birçok durumda aldılar.Hanno chiesto ai governi regimi normativi in loro favore, e in molti casi li hanno ottenuti.
Düzenleyici rejimleri desteklemesi için hükümetlerden destek istediler ve birçok durumda aldılar.Họ yêu cầu chính phủ đưa ra pháp quy để hỗ trợ, và đã nhiều lần thành công.
Düzenleyici rejimleri desteklemesi için hükümetlerden destek istediler ve birçok durumda aldılar.그들에게 이로운 쪽으로 규제를 만들어 낼 것을 정부에 요청했고, 상당한 부분 성공을 거두었습니다.
Düzenleyici rejimleri desteklemesi için hükümetlerden destek istediler ve birçok durumda aldılar.Les pidieron a los gobiernos que apoyen marcos regulatorios y en muchos casos lo lograron.
Düzenleyici rejimleri desteklemesi için hükümetlerden destek istediler ve birçok durumda aldılar.Pediram aos governos para apoiarem regimes reguladores e, em muitos casos, conseguiram-no.
Düzenleyici rejimleri desteklemesi için hükümetlerden destek istediler ve birçok durumda aldılar.Poprosili rząd o poparcie ustaw wykonawczych, i w wielu przypadkach - dostali je.
Düzenleyici rejimleri desteklemesi için hükümetlerden destek istediler ve birçok durumda aldılar.Sie forderten von den Regierungen unterstützende Regelwerke, und in vielen Fällen haben sie sie auch bekommen.
Düzenleyici rejimleri desteklemesi için hükümetlerden destek istediler ve birçok durumda aldılar.Ze vroegen de overheid om een soepel regelgevend kader, en vaak kregen ze dat ook.
Düzenleyici rejimleri desteklemesi için hükümetlerden destek istediler ve birçok durumda aldılar.Ζήτησαν την υποστήριξη των ρυθμιστικών καθεστώτων των κυβερνήσεων, και σε πολλές περιπτώσεις την απέκτησαν.
Düzenleyici rejimleri desteklemesi için hükümetlerden destek istediler ve birçok durumda aldılar.Вони попросили уряд затвердити систему нормативного регулювання і отримали її.
Düzenleyici rejimleri desteklemesi için hükümetlerden destek istediler ve birçok durumda aldılar.Они просили у правительства поддержки нормативных режимов, и в большинстве случаев они получали эту поддержку.
Düzenleyici rejimleri desteklemesi için hükümetlerden destek istediler ve birçok durumda aldılar.Те помолиха правителствата да създадат подкрепящи регулаторни режими и в ного случаи ги получиха.
Düzenleyici rejimleri desteklemesi için hükümetlerden destek istediler ve birçok durumda aldılar.הם ביקשו מהממשלים משטרי ויסות תומכים, ובמקרים רבים הם קיבלו את זה.
Düzenleyici rejimleri desteklemesi için hükümetlerden destek istediler ve birçok durumda aldılar.طلبت من الحكومات دعمها بأنظمة تنظيمية، وقد حصلت عليه في أغلب الحالات.
Düzenleyici rejimleri desteklemesi için hükümetlerden destek istediler ve birçok durumda aldılar.いろいろな制度を獲得しました しかし経済全体を通して
Ertesi gün o kadar iyi durumdaydı ki üzerinde test yapmak istediler.A doua zi, era atăt de bine, încât au vrut să îi facă căteva teste.
Ertesi gün o kadar iyi durumdaydı ki üzerinde test yapmak istediler.Am nächsten Tag ging es ihr wieder so gut, dass man Tests machen wollte.
Ertesi gün o kadar iyi durumdaydı ki üzerinde test yapmak istediler.Dzień po tym funkcjonowała już tak dobrze, że próbowano zrobić jej testy.
Ertesi gün o kadar iyi durumdaydı ki üzerinde test yapmak istediler.Hôm sau, bà bình phục tốt đến nỗi, họ đã muốn kiểm tra sức khỏe bà.
Ertesi gün o kadar iyi durumdaydı ki üzerinde test yapmak istediler.Il giorno dopo stava così bene che la vollero sottoporre a dei test.
Ertesi gün o kadar iyi durumdaydı ki üzerinde test yapmak istediler.그 다음날 빠르게 호전되어 병원 측에서
Ertesi gün o kadar iyi durumdaydı ki üzerinde test yapmak istediler.Le jour suivant, elle se portait si bien, ils ont voulu faire des tests supplémentaires.
Ertesi gün o kadar iyi durumdaydı ki üzerinde test yapmak istediler.Ze hebben haar weer tot leven gebracht. De volgende dag, het ging zo goed, ze wilden haar testen,
Ertesi gün o kadar iyi durumdaydı ki üzerinde test yapmak istediler.На следващия ден била толкова добре, че искали да й направят тестове.
Ertesi gün o kadar iyi durumdaydı ki üzerinde test yapmak istediler.На следующий день она чувствовала себя настолько хорошо, что ее хотели подвергнуть ряду анализов.
Ertesi gün o kadar iyi durumdaydı ki üzerinde test yapmak istediler.למחרת, מצבה היה כה טוב, שהם רצו לבדוק אותה.
Ertesi gün o kadar iyi durumdaydı ki üzerinde test yapmak istediler.في اليوم التالي، كانت بصحة جيدة، وأرادوا أن يجروا لها بعض الفحوصات
Ertesi gün o kadar iyi durumdaydı ki üzerinde test yapmak istediler.不機嫌になり帰ってしまいました
Ferisiler gelip İsayla tartışmaya başladılar. Onu denemek amacıyla gökten bir belirti göstermesini istediler.A vyšli farizeovia a začali sa s ním dohadovať vyhľadávajúc od neho znamenie z neba, pokúšajúc ho.
Ferisiler gelip İsayla tartışmaya başladılar. Onu denemek amacıyla gökten bir belirti göstermesini istediler.Có mấy người Pha-ri-si đến đó , cãi lẽ với Ngài , muốn thử Ngài , thì xin một dấu lạ từ trên trời .
Ferisiler gelip İsayla tartışmaya başladılar. Onu denemek amacıyla gökten bir belirti göstermesini istediler.Có mấy người Pha-ri-si đến đó, cãi lẽ với Ngài, muốn thử Ngài, thì xin một dấu lạ từ trên trời.
Ferisiler gelip İsayla tartışmaya başladılar. Onu denemek amacıyla gökten bir belirti göstermesini istediler.És kijövének a farizeusok, és kezdék õt faggatni, mennyei jelt kívánván tõle, hogy kísértsék õt.
Ferisiler gelip İsayla tartışmaya başladılar. Onu denemek amacıyla gökten bir belirti göstermesini istediler.In farizeji izidejo in se začno ž njim prepirati, in so ga izkušali ter zahtevali od njega znamenje z neba.
Ferisiler gelip İsayla tartışmaya başladılar. Onu denemek amacıyla gökten bir belirti göstermesini istediler.I vyšli farizeové a počali se s ním hádati, hledajíce od něho znamení s nebe, pokoušejíce ho.
Ferisiler gelip İsayla tartışmaya başladılar. Onu denemek amacıyla gökten bir belirti göstermesini istediler.I wyszli Faryzeuszowie, a poczęli z nim spór wieść, szukając od niego znamienia z nieba, a kusząc go.
Ferisiler gelip İsayla tartışmaya başladılar. Onu denemek amacıyla gökten bir belirti göstermesini istediler.바리새인들이 나와서 예수께 힐난하며 그를 시험하여 하늘로서 오는 표적을 구하거늘
Ferisiler gelip İsayla tartışmaya başladılar. Onu denemek amacıyla gökten bir belirti göstermesini istediler.Saíram os fariseus e começaram a discutir com ele, pedindo-lhe um sinal do céu, para o experimentarem.
Ferisiler gelip İsayla tartışmaya başladılar. Onu denemek amacıyla gökten bir belirti göstermesini istediler.Salieron los fariseos y comenzaron a discutir con él, pidiéndole una señal del cielo, para probarle
Ferisiler gelip İsayla tartışmaya başladılar. Onu denemek amacıyla gökten bir belirti göstermesini istediler.Вышли фарисеи, начали с Ним спорить и требовали от Него знамения с неба, искушая Его.
Ferisiler gelip İsayla tartışmaya başladılar. Onu denemek amacıyla gökten bir belirti göstermesini istediler.І вийшли Фарисеї, та й почали перепитуватись із Ним, допевняючись у Него ознаки з неба, спокушуючи Його.
Ferisiler gelip İsayla tartışmaya başladılar. Onu denemek amacıyla gökten bir belirti göstermesini istediler.ויצאו הפרושים ויחלו להתוכח אתו וישאלו מעמו אות מן השמים והם מנסים אתו׃
Ferisiler gelip İsayla tartışmaya başladılar. Onu denemek amacıyla gökten bir belirti göstermesini istediler.فخرج الفريسيون وابتدأوا يحاورونه طالبين منه آية من السماء لكي يجربوه.
Ferisiler gelip İsayla tartışmaya başladılar. Onu denemek amacıyla gökten bir belirti göstermesini istediler.法 利 賽 人 出 來 盤 問 耶 穌 、 求 他 從 天 上 顯 個 神 蹟 給 他 們 看 、 想 要 試 探 他
Ferisiler gelip İsayla tartışmaya başladılar. Onu denemek amacıyla gökten bir belirti göstermesini istediler.法 利賽人 出來盤問 耶穌 、 求 他 從 天上顯個 神蹟給 他 們看 、 想要 試 探 他
Ford Motor Company, IBM) ikna etmek istediler, iyi değil. O kadar iyi değil.Ford Motor Company, IBM, che questa roba del browser libero e open source, non era poi una cosa così buona.
Gerçekten. Ciddiyim. Çıkarken kapıyı kilitlememi istediler.정말로, 제가 떠날 때 저는 갇힐뻔 했어요.
Gerçekten. Ciddiyim. Çıkarken kapıyı kilitlememi istediler.באמת. באמת. נתבקשתי לנעול אחרי כשאני יוצא.
Gerçekten. Ciddiyim. Çıkarken kapıyı kilitlememi istediler.حقا. حقا. وقد طُلب مني أن أغلق الباب خلفي حين أغادر.
Gerçekten. Ciddiyim. Çıkarken kapıyı kilitlememi istediler.(笑)
Hayatlarını ve topraklarını kendileri kontrol etmek istediler.Chtěli mít kontrolu nad jejich životy a půdou.