Önderlerini istediği gibi eğitsin, İleri gelenlerine akıl versin diye.Ðặng mặc ý người trói buộc quần thần, Và lấy sự khôn ngoan dạy dỗ các trưởng lão.
Önderlerini istediği gibi eğitsin, İleri gelenlerine akıl versin diye.Ðặng mặc_ý người trói_buộc quần_thần , Và lấy sự khôn_ngoan dạy_dỗ các trưởng_lão .
Önderlerini istediği gibi eğitsin, İleri gelenlerine akıl versin diye.daß er seine Fürsten unterwiese nach seiner Weise und seine Ältesten Weisheit lehrte.
Önderlerini istediği gibi eğitsin, İleri gelenlerine akıl versin diye.forat han skulde binde hans fyrster efter sin vilje og lære hans eldste visdom.
Önderlerini istediği gibi eğitsin, İleri gelenlerine akıl versin diye.han skulle binda hans furstar efter sin vilja och lära hans äldste vishet.
Önderlerini istediği gibi eğitsin, İleri gelenlerine akıl versin diye.han styred hans Øverster efter sin Vilje og viste hans Ældste til Rette.
Önderlerini istediği gibi eğitsin, İleri gelenlerine akıl versin diye.Hogy fõembereit tetszése szerint kötöztetheté, és véneit is bölcsességre taníthatá.
Önderlerini istediği gibi eğitsin, İleri gelenlerine akıl versin diye.juga wewenang untuk mengatur para pegawai raja, dan memimpin kaum tua-tua
Önderlerini istediği gibi eğitsin, İleri gelenlerine akıl versin diye.임의로 백관을 제어하며 지혜로 장로들을 교훈하게 하였도다
Önderlerini istediği gibi eğitsin, İleri gelenlerine akıl versin diye.para, a seu gosto, dar ordens aos príncipes, e ensinar aos anciãos a sabedoria.
Önderlerini istediği gibi eğitsin, İleri gelenlerine akıl versin diye.para que disciplinara a su gusto a los grandes y a sus ancianos enseñara sabiduría
Önderlerini istediği gibi eğitsin, İleri gelenlerine akıl versin diye.per istruire i capi secondo il suo giudizio e insegnare la saggezza agli anziani
Önderlerini istediği gibi eğitsin, İleri gelenlerine akıl versin diye.sitomaan mielensä mukaan hänen ruhtinaitansa ja opettamaan viisautta vanhimmille.
Önderlerini istediği gibi eğitsin, İleri gelenlerine akıl versin diye.δια να παιδευη τους αρχοντας αυτου κατα την αρεσκειαν αυτου, και να διδαξη σοφιαν τους πρεσβυτερους αυτου.
Önderlerini istediği gibi eğitsin, İleri gelenlerine akıl versin diye.За да връзва първенците му по волята си, И да поучава старейшините му на мъдрост.
Önderlerini istediği gibi eğitsin, İleri gelenlerine akıl versin diye.לאסר שריו בנפשו וזקניו יחכם׃
Önderlerini istediği gibi eğitsin, İleri gelenlerine akıl versin diye.ليأسر رؤساءه حسب ارادته ويعلم مشايخه حكمة.
Önderlerini istediği gibi eğitsin, İleri gelenlerine akıl versin diye.使 他 隨 意 捆 綁 他 的 臣 宰 、 將 智 慧 教 導 他 的 長 老
Önderlerini istediği gibi eğitsin, İleri gelenlerine akıl versin diye.使 他 隨意 捆綁 他 的 臣宰 、 將 智慧 教 導 他 的 長老
Onlar istediği gibi hareket edebilir.De er meget mobile.
Onlar istediği gibi hareket edebilir.Họ đi khắp nơi.
Onlar istediği gibi hareket edebilir.그 사람들은 매우 유동적이라서 세금을 부과 할 수 없습니다.
Onlar istediği gibi hareket edebilir.Nagyon mozgékony lett.
Onlar istediği gibi hareket edebilir. Onlardan vergi alamazsınız ve basit olarak insanlardan korkmuyorlar.Elles sont très mobiles, on ne peut pas les taxer, et elles n'ont pas peur du peuple.
Onlar istediği gibi hareket edebilir.Są mobilne, nie można ich opodatkować.
Onlar istediği gibi hareket edebilir.São muito móveis.
Onlar istediği gibi hareket edebilir.Sie sind sehr mobil, zahlen keine Steuern.
Onlar istediği gibi hareket edebilir.Son muy móviles.
Onlar istediği gibi hareket edebilir.Sono molto libere.
Onlar istediği gibi hareket edebilir.Sunt foarte mobile.
Onlar istediği gibi hareket edebilir.Ze zijn erg mobiel.
Onlar istediği gibi hareket edebilir.Είναι πολύ κινητικές.
Onlar istediği gibi hareket edebilir.Вони мобільні.
Onlar istediği gibi hareket edebilir.Она мобильна.
Onlar istediği gibi hareket edebilir.Той е много мобилен.
Onlar istediği gibi hareket edebilir.הן מאוד ניידות. אתם לא יכולים להטיל עליהן מיסים.
Onlar istediği gibi hareket edebilir.فهم يتحركون بسلاسة. لا يمكنك فرض ضرائب عليهم.
Onlar istediği gibi hareket edebilir.彼らは大衆を恐れません
Onun istediği gibi olacak.-Det får bli som hon vill.
Onun istediği gibi olacak.Elle décidera.
Onun istediği gibi olacak.- Päätös on hänen.
Onun istediği gibi olacak.Todo será como ella desee.
Onun istediği gibi olacak. Ve o--Va fi cum vrea ea. ªi va...
O öyle bir insan. Herşeyi canı istediği gibi yapar.Это в ее характере Она всегда делает то, что хочет
O yüzden bu kenar buradan istediği gibi uzayabilir. Buraya çevirebiliriz.Der er dog kun 1 måde den her orange side kan nå den grønne side på.
O yüzden bu kenar buradan istediği gibi uzayabilir. Buraya çevirebiliriz.Zatem ten bok może się obracać wokół tego.
O yüzden bu kenar buradan istediği gibi uzayabilir.그러므로 이 변이 여기 중심점이 되겠죠.
O yüzden bu kenar buradan istediği gibi uzayabilir.هذا الضلع يقع هنا
Şimdiye kadar güvenli ve istediği gibi bir araç sürmenin imkansız bir şey olduğu düşünüldü.Een blinde die een voertuig veilig en zelfstandig bestuurt, werd als onmogelijk beschouwd, tot nu toe.
Şimdiye kadar güvenli ve istediği gibi bir araç sürmenin imkansız bir şey olduğu düşünüldü.앞을 못 보는 사람이 안전하고 독립적으로 운전하는 것은 불가능한 일로 여겨졌었습니다. 지금까지는 말이죠.
Şimdiye kadar güvenli ve istediği gibi bir araç sürmenin imkansız bir şey olduğu düşünüldü.Pensare a un cieco che guida un'auto in modo sicuro e indipendente sembrava impossibile, fino ad ora.
Şimdiye kadar güvenli ve istediği gibi bir araç sürmenin imkansız bir şey olduğu düşünüldü.Představa nevidomé osoby, která sama řídí vůz bezpečně, byla považována za něco nepředstavitelného. Až doteď.
Şimdiye kadar güvenli ve istediği gibi bir araç sürmenin imkansız bir şey olduğu düşünüldü.Que un ciego manejara un vehículo con seguridad y con independencia era considerado imposible, hasta ahora.
Şimdiye kadar güvenli ve istediği gibi bir araç sürmenin imkansız bir şey olduğu düşünüldü.Seorang tunanetra mengemudi dengan aman dan bebas dianggap sebagai sesuatu yang mustahil, sampai sekarang.
Şimdiye kadar güvenli ve istediği gibi bir araç sürmenin imkansız bir şey olduğu düşünüldü.Um cego a conduzir um veículo de forma segura e independente era suposta ser uma tarefa impossível, até agora.
Şimdiye kadar güvenli ve istediği gibi bir araç sürmenin imkansız bir şey olduğu düşünüldü.Un nevăzător conducȃnd o maşină ȋn siguranță şi singur era considerat un lucru imposibil, pȃnă acum.
Şimdiye kadar güvenli ve istediği gibi bir araç sürmenin imkansız bir şey olduğu düşünüldü.Uważano, że niewidomy nie może prowadzić bezpiecznie i niezależnie, ale to się zmieniło.
Şimdiye kadar güvenli ve istediği gibi bir araç sürmenin imkansız bir şey olduğu düşünüldü.Ένας τυφλός που οδηγεί ένα όχημα με ασφάλεια και αυτονομία θεωρείτο κάτι αδύνατο, μέχρι τώρα.
Şimdiye kadar güvenli ve istediği gibi bir araç sürmenin imkansız bir şey olduğu düşünüldü.Еще недавно полагали, что для слепого безопасное и самостоятельное вождение - невыполнимая задача.
Şimdiye kadar güvenli ve istediği gibi bir araç sürmenin imkansız bir şey olduğu düşünüldü.נהיגה ברכב על ידי אדם עיוור בבטיחות ובאופן עצמאי נתפסה כמשימה בלתי אפשרית, עד עתה.