Her şeyde istediğini gerçekleştiremezsin.You can't have your own way in everything.
Devam edin ve istediğiniz bir şey ile başlayın.Go ahead and start with anything you like.
Nancy tek başına yurt dışında yaşamayı istemiyordu.Nancy didn't mind living abroad by herself.
O, niçin yardımımızı istedi?Why did she ask for our help?
Onun niçin bizimle gitmek istemediğini çıkarabiliyor musun?Can you figure out why he won't go with us?
Niçin gitmek istediğini anlamak zor.It is difficult to understand why you want to go.
Hasta insanlara yardım etmek istediğimden dolayıdır.It's because I want to help sick people.
Bir İngilizce öğretmeni olmak istememin nedeni odur.The reason is that I want to be an English teacher.
Niçin oraya gitmek istediğini bana söyle.Tell me why you want to go there.
Niçin ayrılmak istediğine dair fikrim yok.I have no idea why you want to part with that.
Herhangi bir yanlış anlama olmasını istemiyorum.I don't want there to be any misunderstanding.
En çok istediğin birini al.Take whichever you like best.
O her zaman elbisesinin seçiminde istediği kadar zaman harcar.She always takes her time in choosing her dress.
Annesinden ona yeni bir oyuncak almasını istedi.Tom appealed to his mother to buy a new toy for him.
Tom'un ders çalışma isteği yok.Tom has no wish to study.
Tom bazen müşterilerinden fahiş fiyat ister.Tom sometimes rips off his customers.
Tom, bütün gün çalışıyordu, dinlenmek istedi.Tom, who had been working all day, wanted to have a rest.
Tom elma için istekli.Tom is eager for the apple.
Tom yeni bir araba almaya istekli.Tom is eager to buy a new car.
Tom, akşam yemeği için ne yemek istersin?Tom, what would you like to have for dinner?
Saçınızın nasıl kesilmesini istersiniz?How do you want your hair cut?
Sana ne denilmesini istersin?What would you like to be called?
Tony, bir dükkân veya bir fabrikada çalışmak istemiyordu.Tony did not want to work in a shop or a factory.
O kadar yorgunum ki canım bu gece çalışmak istemiyor.I'm so tired that I don't feel like studying tonight.
Çok yorgunum. Canım şimdi yürüyüş yapmak istemiyor.I'm very tired. I don't feel like taking a walk now.
Hava o kadar sıcaktı ki onun canı dondurma yemek istedi.It was so hot that she felt like eating ice cream.
O kadar soğuktu ki kimse dışarı çıkmak istemedi.It was so cold that no one wanted to go outside.
Nereye gitmek istersin?Where would you like to go?
Okumak istediğiniz herhangi bir kitabı seçebilirsiniz.You may choose whichever book you want to read.
Her istediğinizi seçebilirsiniz.You may choose whichever you want.
Hangisini istersin söyle.Say which one you would like.
Hangisini istediğinizi söyleyin.Say which one you would like.
Bana hangisini istediğinizi söyleyin.Tell me which you want.
Sırası gelmişken, annemi görmek için gelmek ister misin?By the way, would you like to come and see my mother?
Nereye gitmek istersiniz?Where do you want to go?
Bir içki içmeye gitmek ister misin?Would you like to go have a drink?
Bir yerde içki içmek için dışarı çıkmak ister misiniz?Would you like to go out to have a drink somewhere?
Onun ne demek istediğini anlayamıyorum.I can't figure out what he means.
Üzgünüm, onu demek istemedim.I'm sorry, I didn't mean it.
Lütfen istediğin kadar kal.Please stay as long as you wish.
Ne yapacağımı bilmediğim için yardım istedim.Not knowing what to do, I asked for help.
TV'de beyzbol oyunu izlemek ister misin?Do you want to watch the baseball game on TV?
Ama babamın yapmamı istediğini sanmıyorum.But I don't think Dad would like me to.
Tatlı için ne istersin, dondurma mı yoksa taze meyve mi?What would you like for dessert, ice cream or fresh fruit?
Tatlı olarak ne istersin?What would you like for dessert?
Tatlı olarak hangi meyveyi yemek istersiniz?What fruit would you like to have for dessert?
Elimden gelse, uçakla gitmek istemiyorum.I don't want to go by plane, if I can help it.
Dick bize yardımcı olmak için isteklilik gösterdi.Dick showed a willingness to help us.
Biraz temiz hava almak istemez misiniz?Wouldn't you like to get some fresh air?
Seninle görüşmek istediğim karışık bir sorunum var.I have a complicated matter I want to discuss with you.
Bir şeyler atıştırmak için gitmek ister misin?Would you like to go and get a bite to eat?
Bunun içine bakmak ister misin?Do you want to look into it?
Tam dışarı çıkmak istediğimde yağmur yağacaktı.It would rain just when I wanted to go out.
Tereddütten uzak, isteyerek bana yardım etmeyi önerdi.Far from hesitating, she willingly offered to help me.
Dans kulübüne nasıl katılmak istersin?How would you like to join the dance club?
Dansa nasıl gitmek istersiniz?How would you like to go to a dance?
Hiçbirimiz gitmek istemiyor fakat ya sen ya da karın gitmek zorunda.None of us want to go, but either you or your wife has to go.
Açlıktan ölse bile yardım istemezdi.He didn't like to ask for help even if he was starving.
Patronun sana saldırsa ve defolup gitmeni söylese bile, sen demek istediğini anlatmalısın.Even if you boss attacks you and tells you to go away, you should make your point.
Size bir taksi çağırmamı ister misiniz?Would you like me to get you a cab?