Bu çok ironik.В этом есть большая ирония.
Bu çok ironik.Много иронично.
Bu durumda daha da ironic olansa, onlar mutlakiyetleri yüzünden inancın karşısındalardır.C'est doublement ironique, dans ce cas, parce que leur absolutisme est en fait le contraire de la foi.
Bu durumda daha da ironic olansa, onlar mutlakiyetleri yüzünden inancın karşısındalardır.Doppiamente ironico, in questo caso, perché il loro assolutismo in realtà è il contrario della fede.
Bu durumda daha da ironic olansa, onlar mutlakiyetleri yüzünden inancın karşısındalardır.Dubbelt ironiskt i det här fallet eftersom deras absolutism faktiskt är motsatsen till tro.
Bu durumda daha da ironic olansa, onlar mutlakiyetleri yüzünden inancın karşısındalardır.Dvojnásobne ironické, v tomto prípade, pretože ich absolutizmus je v skutočnosti opakom viery.
Bu durumda daha da ironic olansa, onlar mutlakiyetleri yüzünden inancın karşısındalardır.Ebben az esetben duplán ironikus, mert az abszolutizmusuk tulajdonképpen az ellentéte a hitnek.
Bu durumda daha da ironic olansa, onlar mutlakiyetleri yüzünden inancın karşısındalardır.Eine doppelte Ironie, denn ihr Absolutismus ist eigentlich das Gegenteil von Glaube.
Bu durumda daha da ironic olansa, onlar mutlakiyetleri yüzünden inancın karşısındalardır.E o dublă ironie aici, pentru că absolutismul lor e de fapt opusul credinței.
Bu durumda daha da ironic olansa, onlar mutlakiyetleri yüzünden inancın karşısındalardır.Ironi ganda, dalam kasus ini, karena absolutisme mereka sesungguhnya lawan dari keyakinan.
Bu durumda daha da ironic olansa, onlar mutlakiyetleri yüzünden inancın karşısındalardır.절대주의는 믿음의 정반대이기 때문에 이 경우는 두 배로 아이러니합니다.
Bu durumda daha da ironic olansa, onlar mutlakiyetleri yüzünden inancın karşısındalardır.To podwójnie paradoksalne, bo ich absolutyzm jest odwrotnością wiary.
Bu durumda daha da ironic olansa, onlar mutlakiyetleri yüzünden inancın karşısındalardır.Trớ trêu gấp đôi, trong trường hợp này, là vì tính tuyệt đối của chúng Những từ này trái nghĩa với đức tin.
Bu durumda daha da ironic olansa, onlar mutlakiyetleri yüzünden inancın karşısındalardır.Είναι διπλά ειρωνικό επειδή η απολυτότητά τους είναι στη πραγματικότητα το αντίθετο της πίστης.
Bu durumda daha da ironic olansa, onlar mutlakiyetleri yüzünden inancın karşısındalardır.Вдвойне иронично то, что их абсолютизм, на самом деле, противоречит вере.
Bu durumda daha da ironic olansa, onlar mutlakiyetleri yüzünden inancın karşısındalardır.Още по-иронично е, че в този случай техния абсолютизъм е всъщност обратното на вярата.
Bu durumda daha da ironic olansa, onlar mutlakiyetleri yüzünden inancın karşısındalardır.Тут прихована навіть подвійна іронія, оскільки їхній абсолютизм не має насправді нічого спільного з вірою.
Bu durumda daha da ironic olansa, onlar mutlakiyetleri yüzünden inancın karşısındalardır.אירוני כפליים, במקרה זה, שהאבסולוטיזם שלהם הוא למעשה ההפך מאמונה.
Bu durumda daha da ironic olansa, onlar mutlakiyetleri yüzünden inancın karşısındalardır.والسخرية مضاعفة، في هذه الحالة، أن حكمهم المطلق هو في الحقيقة عكس اﻹيمان.
Bu durumda daha da ironic olansa, onlar mutlakiyetleri yüzünden inancın karşısındalardır.実際には信仰とは正反対のものだ という点です 実は 彼らこそが異教徒なのです
Bu durumda ironik bir sorunla karşı karşıyayız.Así que tenemos un problema irónico.
Bu durumda ironik bir sorunla karşı karşıyayız.Avem deci o problemă ironică.
Bu durumda ironik bir sorunla karşı karşıyayız.Ci si pone un problema che ha del paradossale.
Bu durumda ironik bir sorunla karşı karşıyayız.Das Problem entbehrt nicht einer gewissen Ironie.
Bu durumda ironik bir sorunla karşı karşıyayız.Dus hebben we een ironisch probleem.
Bu durumda ironik bir sorunla karşı karşıyayız.Então temos um problema irónico.
Bu durumda ironik bir sorunla karşı karşıyayız.Jadi, kita memiliki masalah yang ironis.
Bu durumda ironik bir sorunla karşı karşıyayız.Jest to dość ironiczny problem.
Bu durumda ironik bir sorunla karşı karşıyayız.Joten meillä on ironinen ongelma.
Bu durumda ironik bir sorunla karşı karşıyayız.아이러니한 문제입니다.
Bu durumda ironik bir sorunla karşı karşıyayız.Nên chúng ta có một vấn đề mâu thuẫn.
Bu durumda ironik bir sorunla karşı karşıyayız.Nous avons donc un problème ironique.
Bu durumda ironik bir sorunla karşı karşıyayız.Så vi har ett ironiskt problem.
Bu durumda ironik bir sorunla karşı karşıyayız.Takže je to trochu ironické,
Bu durumda ironik bir sorunla karşı karşıyayız.Takže máme ironický problém.
Bu durumda ironik bir sorunla karşı karşıyayız.Tehát van egy irónikus problémánk.
Bu durumda ironik bir sorunla karşı karşıyayız.Vi har et ironisk problem.
Bu durumda ironik bir sorunla karşı karşıyayız.Έχουμε λοιπόν ένα ειρωνικό πρόβλημα.
Bu durumda ironik bir sorunla karşı karşıyayız.И така, имаме ироничен проблем.
Bu durumda ironik bir sorunla karşı karşıyayız.Отже, ми маємо іронічну проблему.
Bu durumda ironik bir sorunla karşı karşıyayız.כך שיש לנו כאן אירוניה.
Bu durumda ironik bir sorunla karşı karşıyayız.لذلك لدينا مشكلة مثيرة للسّخرية.
Bu durumda ironik bir sorunla karşı karşıyayız.優秀な教師というのは
Bunun ironik olduğunu söylememin nedeni tarihte yer alan ve muhtemelen en ünlü örnek olan VIII. -A důvod proč jsem říkal, že je to ironie, je v historii asi nejznámějším příklad,
Bunun ironik olduğunu söylememin nedeni tarihte yer alan ve muhtemelen en ünlü örnek olan VIII.이 사실이 역설적이라고 했던 이유를 설명하기 위해
Bunun ironik olduğunu söylememin nedeni tarihte yer alan ve muhtemelen en ünlü örnek olan VIII.Ако този сперматозоид спечели състезанието, оплодената яйцеклетка ще се развие като момче.
Bunun ironik olduğunu söylememin nedeni tarihte yer alan ve muhtemelen en ünlü örnek olan VIII.والسبب فى اننى قلت انها مفارقة انه على مر التاريخ
Buradaki ironi, gerçi, refahımızı kelimenin tam anlamıyla para ve ekonomik büyüme karşılığı sattık.Ale iróniou je, že sme vyplytvali prosperitu v podobe peňazí a ekonomického rastu.
Buradaki ironi, gerçi, refahımızı kelimenin tam anlamıyla para ve ekonomik büyüme karşılığı sattık.Ironia este, cred, ca noi ne imaginam prosperitatea literalmente, in termeni de bani si crestere economica.
Buradaki ironi, gerçi, refahımızı kelimenin tam anlamıyla para ve ekonomik büyüme karşılığı sattık.그런데 역설적인 사실은 우리가 번영이라는 말과 돈과 경제 성장이라는 말을 거의 문자 그대로 동일시하고 있다는 겁니다.
Buradaki ironi, gerçi, refahımızı kelimenin tam anlamıyla para ve ekonomik büyüme karşılığı sattık.Maar de ironie hiervan is dat we welvaart alleen maar zien in termen van geld en economische groei.
Buradaki ironi, gerçi, refahımızı kelimenin tam anlamıyla para ve ekonomik büyüme karşılığı sattık.Men, ironiskt nog, har vi nästan bokstavligen inkasserat all välstånd i form av pengar och ekonomisk tillväxt.
Buradaki ironi, gerçi, refahımızı kelimenin tam anlamıyla para ve ekonomik büyüme karşılığı sattık.בכל אופן, האירוניה היא שפדינו את השגשוג, כמעט פשוטו כמשמעו, במונחים של כסף וצמיחה כלכלית.
Buradaki ironi, gerçi, refahımızı kelimenin tam anlamıyla para ve ekonomik büyüme karşılığı sattık.私たちの繁栄は 文字通り換金されて お金と経済成長という形になりました そして経済があまりにも成長したため
Bu resimde köpek olması biraz ironik.Čo je tak trochu ironické.
Bu resimde köpek olması biraz ironik.To je trošku ironické.
Bu tarihin ironilerinden biri olmalı,이슬람교 근본주의자들이 즐겨쓰는 비속어가
Bu tarihin ironilerinden biri olmalı,זו חייבת להיות אחת מהאירוניות המרובות של ההיסטוריה
Bu tarihin ironilerinden biri olmalı,ﻻبد أنها أحد سخريات التاريخ المتعددة
Bu tarihin ironilerinden biri olmalı,イスラム原理主義者が 好んで使う罵り言葉は