Bu dini benimseyenlere, "Allah'ın iradesini kabul eden" anlamında Müslüman dendi.穆民(阿拉伯语:مؤمن,拉丁化:Mu'min),意思是「信徒」,即全心全意遵從真主阿拉的旨意。
Ryan özgür iradesiyle ölümü kabul eder ve Jack'ten kendisini öldürmesini rica eder.마침내, 라이언은 잭에게 자신을 죽일 거라면 자신이 바라는 대로 죽게 해달라고 한다.
Sevdiği şeyler var olma gücünü kaybedince zihin iradesini kaybeder.그녀의 주특기는 자신의 마음에 들지 않는 일이 있으면 채찍을 휘두르는 것이다.
İnsan iradesinin ahlaki açıdan iyiye yönelmesi de erdem olarak nitelendirilmiştir.그는 이(理)와 인간의 본성을 하나라고 보았으며 인간의 본성은 선량한 것으로 파악하였다.
Örneğin Thomas Hobbes'a göre, "özgür bir adam… iradesi dahilindeki yapacaklarına mani olunmayan kişidir."לדעתו של תומאס הובס, לדוגמה, "אדם חופשי הוא זה, אשר...
Sonuçta rahipler, insanlara doğrudan doğruya tanrıların iradesini bildirecek kahinler sistemini geliştirdiler.כתוצאה מכך, הכהנים פיתחו מערכת של אורקלים כדי לתקשר את רצונו של האל ישירות לעם.
Ancak bu hırs, iradesini ve güçlü karakterini etkilemez.אל תעשו דבר שיפגום בגדולתו, בנשגבותו וביופיו.
Kişisel irade kuramı ise Devletin iradesine dayandırır.לצורך אינטרסים אישיים (השגת הפתקה) הוא אף מוכן לכופף את חוקי המדינה.
Babasından bile güçlü bir iradesi vardır.גם היא ירשה כוחות מאביה.
Ölüm onun iradesine bağlıdır.המוות שלי משמעותה החיים שלהם.
Erişim tarihi: 4 Temmuz 2011. ^ "Balbay: Karar milletin iradesini hiçe sayıyor".NEWS, 4 ביולי 2012 אוחיון: ההחלטה כבר לא בידיים שלי ולא של מכבי.
Bunu insan hüneri ile değil de tanrılar iradesi ile yapıldığına inanlar çok oldu.Смятало се, че от нея зависят не само хората, но и боговете.
Hiçbir şeyi unutmaz ve Ilύvatar'ın iradesi dışında meydana gelecek her şeyi bilirdi.Na nič nezabúda a vie všetko, čo bude, až na to, čo si pre seba nechal Ilúvatar (Eru).
Sonuçta rahipler, insanlara doğrudan doğruya tanrıların iradesini bildirecek kahinler sistemini geliştirdiler.Posledično so svečeniki razvili sistem preročišč, v katerih so bogovi svojo voljo sporočali neposredno ljudem.
İradesizliği simgeler.Paplito neraštingumas.
Bir de insanın kendi iradesi ile seçtiği eylemlerin yaratılmasıdır.Už tokį elgesį žmogus turi atsakyti, nes pasirinko pats.
29 Nisan 1945'te Berlin Savaşı sırasında Hitler son iradesini ve politik vasiyetini dikte ettirdi.29. aprilli varastel hommikutundidel hakkas Hitler koostama oma viimast poliitilist testamenti.
Amaç dünyada tanrı iradesini hakim kılmaktır.Ühtlasi juhatab Jumal taevast kohut.
Ama adayların sistemin işleyişi ve halk iradesine karşı olması yerine,Ale namiesto neochoty kandidátov, aby dovolili systému napredovať a ľuďom rozhodnúť sa,
Ama adayların sistemin işleyişi ve halk iradesine karşı olması yerine,Ale narozdíl od neochoty kandidátů nechat rozhodnout lid,
Ama adayların sistemin işleyişi ve halk iradesine karşı olması yerine,Dar, în loc de refuzul candidaţilor de a permite sistemului să acţioneze şi oamenilor să decidă,
Ama adayların sistemin işleyişi ve halk iradesine karşı olması yerine,De ahelyett, hogy a jelöltek vonakodtak volna, hogy engedjék a rendszert fejlődni és az embereket dönteni,
Ama adayların sistemin işleyişi ve halk iradesine karşı olması yerine,하지만 그때 후보자들이 민주주의적 시스템을 통해 사람들이 결정하는것을 꺼려했음에 비해 하지만 그때 후보자들이 민주주의적 시스템을 통해 사람들이 결정하는것을 꺼려했음에 비해
Ama adayların sistemin işleyişi ve halk iradesine karşı olması yerine,Mais au lieu de la réticence des candidats à permettre au système de continuer et aux gens de décider,
Ama adayların sistemin işleyişi ve halk iradesine karşı olması yerine,Nhưng thay vì sự miễn cưỡng của những ứng viên cho phép hệ thống tiến lên và dân chúng quyết định,
Ama adayların sistemin işleyişi ve halk iradesine karşı olması yerine,Tapi alih-alih keengganan para calon untuk mengizinkan sistem dilanjutkan dan rakyat menentukan,
Ama adayların sistemin işleyişi ve halk iradesine karşı olması yerine,W przeciwieństwie do niechęci kandydatów aby to ludzie decydowali a system wdrożył,
Ama adayların sistemin işleyişi ve halk iradesine karşı olması yerine,Але замість небажання кандидатів дозволити системі прицювати, а людям вирішувати
Ama adayların sistemin işleyişi ve halk iradesine karşı olması yerine,Но вместо нежелания кандидатов дать системе возможность развиваться, а людям решать,
Ama adayların sistemin işleyişi ve halk iradesine karşı olması yerine,אבל במקום חוסר המוכנות של המועמדים לאפשר למערכת להמשיך ולתת לאנשים להחליט,
Ama adayların sistemin işleyişi ve halk iradesine karşı olması yerine,لكن بدلا عن عدم رغبة المرشحين السماح بالمضي قدما وترك الشعب يقرر،
Ama adayların sistemin işleyişi ve halk iradesine karşı olması yerine,不満を持つ候補者はおらず ガーナは民主政治と
Bu gibi şeyler Kişinin iradesiyle olmalıdır.Astfel de lucruri tin doar de vointa oamenilor.
Bu gibi şeyler Kişinin iradesiyle olmalıdır.Cose come queste sono libere scelte personali.
Bu gibi şeyler Kişinin iradesiyle olmalıdır.Dingen zoals dit hangt allemaal af van iemands vrije wil.
Bu gibi şeyler Kişinin iradesiyle olmalıdır.Hal seperti ini berlaku pada semua orang.
Bu gibi şeyler Kişinin iradesiyle olmalıdır.Les choses comme celles-là dépendent du libre arbitre de chacun.
Bu gibi şeyler Kişinin iradesiyle olmalıdır.Những chuyện thế này là tình cảm cá nhân của mỗi người mà.
Bu gibi şeyler Kişinin iradesiyle olmalıdır.Sånna här saker är människans fria vilja.
Bu gibi şeyler Kişinin iradesiyle olmalıdır.So etwas ist der freie Wille eines jeden.
Bu gibi şeyler Kişinin iradesiyle olmalıdır.Takie rzeczy zależą od indywidualnej woli osoby.
Bu gibi şeyler Kişinin iradesiyle olmalıdır.Tälläiset asiat on henkilön vapaasta tahdosta.
Bu gibi şeyler Kişinin iradesiyle olmalıdır.Τέτοιου είδους πράγματα γίνονται με την ελεύθερη βούληση του κάθε ατόμου.
Bu gibi şeyler Kişinin iradesiyle olmalıdır.Такие вещи зависят от чувств человека.
Bu gibi şeyler Kişinin iradesiyle olmalıdır..דברים כאלו קשורים לרצונו החופשי של אדם
Bu gibi şeyler Kişinin iradesiyle olmalıdır.أمور كهذه هي إرادة شخصية
Bu gibi şeyler Kişinin iradesiyle olmalıdır.どんな奴なんだ?
Bu insanların iradesi sarsılamaz.La volontà di queste persone è irriducibile.
Bu insanların iradesi sarsılamaz.La volonté de ces gens est inébranlable.
Dahası, bu çok eski bir devlet geleneği, devlet iradesi geleneği.Além disto, esta é uma tradição estatal muito antiga, uma velha tradição da arte de governar.
Dahası, bu çok eski bir devlet geleneği, devlet iradesi geleneği.Bovendien is dit een zeer oude staatstraditie, een zeer oude traditie van staatsmanschap.
Dahası, bu çok eski bir devlet geleneği, devlet iradesi geleneği.Co więcej, od wieków panuje tu tradycja związana ze sprawowaniem władzy.
Dahası, bu çok eski bir devlet geleneği, devlet iradesi geleneği.Darüber hinaus ist es ist eine sehr alte Staatstradition, eine sehr alte Tradition von Staatskunst.
Dahası, bu çok eski bir devlet geleneği, devlet iradesi geleneği.De plus, il existe une très vieille tradition d'état et de gouvernance avisée.
Dahası, bu çok eski bir devlet geleneği, devlet iradesi geleneği.Desuden er dette en meget gammel statstradition, en meget gammel tradition i statskunst.
Dahası, bu çok eski bir devlet geleneği, devlet iradesi geleneği.굉장히 낡은 국가의 전통이자 국가 통치의 오랜 관습입니다.
Dahası, bu çok eski bir devlet geleneği, devlet iradesi geleneği.Lisäksi valtiolliset perinteet ovat hyvin vanhoja, vanhaa hallitsemisen perintöä.
Dahası, bu çok eski bir devlet geleneği, devlet iradesi geleneği.Más aun, ésta es una tradición estatal muy antigua, una tradición muy antigua del arte de gobernar.
Dahası, bu çok eski bir devlet geleneği, devlet iradesi geleneği.Navíc je to velice stará tradice státu, velice stará tradice státnictví.
Dahası, bu çok eski bir devlet geleneği, devlet iradesi geleneği.Non solo, è una tradizione statale molto antica, una tradizione molto antica di concezione statale.