Millî egemenlik, milletin bölünmez iradesini temsil eder.Qualsiasi rappresentazione separerebbe l'umanità dal divino.
Tom, onu onun iradesine karşı yaptı.Том сделал это против воли.
M. Bigeyev’in özel kütüphanesinden kitaplar merhumun iradesine göre Türkiye Millî Kütüphanesine verildi.Книги из личной библиотеки Бигеева по воле покойного были переданы в Национальную библиотеку Турции.
Halkın hür iradesiyle yaptığı, tartışma ve uzlaşma yoluyla yapılması anlamındadır.Скрытен, к людям (кроме Абалкина) относится с высокомерием, любит спорить.
Bir de insanın kendi iradesi ile seçtiği eylemlerin yaratılmasıdır.Человек творит свои поступки самостоятельно, благодаря силе, которую ему дал Бог.
Bu özelliğiyle kendi iradesi ile hareket etmeyen, yönlendirmeye açık kitlelerden ayrılır.Он убирает со своего пути любого человека, который с ним не согласен или думает иначе».
Savaşlarda Tanrı'nın iradesi ile zafere ulaşılır.Мы побеждаем всякий раз Лишь силой Божьей власти.
Sonuçta rahipler, insanlara doğrudan doğruya tanrıların iradesini bildirecek kahinler sistemini geliştirdiler.В результате жрецы разработали систему оракулов, для сообщения воли богов непосредственно народу:312.
Sevdiği şeyler var olma gücünü kaybedince zihin iradesini kaybeder.Если вы испугаетесь потерять свою жизнь, вы потеряете свой ум.
İnsan iradesine büyük bir önem atfeden Pelagius, ilk günahı reddetmektedir.Как следствие, Пелагий также отвергает идею первородного греха.
İnsan iradesinin ahlaki açıdan iyiye yönelmesi de erdem olarak nitelendirilmiştir.ومعنى الإيمان بهما هو: الاعتقاد بأن ما يصيب الإنسان من خير أو شر واقع حسب تقدير الله تعالى وعلمه.
Savaşlarda Tanrı'nın iradesi ile zafere ulaşılır.تنتصرُ الدولةُ بإيمان جنودها بنصر الله.
Temsili demokraside ise, halkın seçtiği insanlar, halkın iradesini yansıtmaya çalışmaktadır.وسائل الإعلام تبث فقط ما توافق عليه الحكومة لتعريف الناس.
Allah’ın iradesini temsil eder.والله الموفق للصواب بفضله ورحمته.»
O, yaşam verici ve yaratıcıdır, ölüm de Tanrı’nın iradesine bağlıdır.أنا إنسان مؤمن لكن روحي ميتةهذه هي إرادة الرب.
Onun iradesi ve yaratışı olmadan olmuş hiçbir şey yoktur.Aquilo que foi rejeitado não é nem Deus e nem criatura.
Ryan özgür iradesiyle ölümü kabul eder ve Jack'ten kendisini öldürmesini rica eder.Ryan aceita a sua morte de livre vontade, e usa a condição de Jack para força-lo a mata com o taco de golfe.
Tanrı ve onun kendi yaşamı ile ilgili iradesi hakkında daha fazla şey keşfetmenin peşine düşmüştür.Foi assim que sentiu mais e mais a chamada de Deus em sua vida.
Buna rağmen bazı ülkeler bunu kendi iradesini kullanarak devam ettirmektedirler.Alguns grupos no interior da África do Sul, no entanto, estão a tentar promover o seu uso.
İnsan iradesine büyük bir önem atfeden Pelagius, ilk günahı reddetmektedir.O pelagianismo nega a existência do pecado original.
Savaşlarda Tanrı'nın iradesi ile zafere ulaşılır.No final, sua vitória está nas mãos de Deus.
Halkın hür iradesiyle yaptığı, tartışma ve uzlaşma yoluyla yapılması anlamındadır.Al-Muqaddasi refere - se à disputa entre o povo de Susa e os de Tustar .
Allah’ın iradesini temsil eder.Dan bevestigt God Zijn woorden.
Babasından bile güçlü bir iradesi vardır.Daarnaast heeft hij een strenge vader.
Buyurur, iradesine uymayanları cezalandırır.Straszy on karami tych, którzy nie będą postępować zgodnie z prawem.
Babasından bile güçlü bir iradesi vardır.Brakuje mu silnej ręki ojca.
Temsili demokraside ise, halkın seçtiği insanlar, halkın iradesini yansıtmaya çalışmaktadır.Model demokratyczny – liczy się wola większości, a władza odwołuje się do opinii ogółu.
Erkek kendi iradesiyle, yeni fikirleri, kavramları işlemek ve meydana getirmek için harekete geçer.Każdy z nich przywozi własną historię, marzenia, cel.
Ancak bu hırs, iradesini ve güçlü karakterini etkilemez.Okazuje się, że nie wystarczy sama chęć walki i ambicje.
Hiçbir şeyi unutmaz ve Ilύvatar'ın iradesi dışında meydana gelecek her şeyi bilirdi.Han glömmer aldrig någonting och han vet allt som kommer att hända, utom det som är Ilúvatars fria val.
Amaç dünyada tanrı iradesini hakim kılmaktır.Genom detta handlande har guden dömt hela världen.
Öte yandan, Ligeia'ya göre bir insan, yaşama iradesinin zayıflaması sebebiyle ölür.På så vis vore vissa människor till och med beredda att förlora sitt eget liv för tyrannens skull.
İradesizliği simgeler.Förnuft mot irrationalitet.
Bir grup Pers iradesine boyun eğilmesini istiyordu.Vill du höra en politiker som står för sin åsikt?
Sonuçta rahipler, insanlara doğrudan doğruya tanrıların iradesini bildirecek kahinler sistemini geliştirdiler.У підсумку жерці розробили систему оракулів, які повідомляли волю богів безпосередньо людям.
"Cenaze töreninde çağrı: Barış iradesini ortaya koyun".Був ще один виступ — доповідь «Голосіння на похоронах».
O, onu iradesine karşı yaptı.Вона зробила це проти своєї волі.
İnsanın özgür iradesini kabul eder ve bu sebepten onun sorunlu olduğunu belirtir.Podle nich má člověk svobodnou vůli, a je tedy zodpovědný za své konání.
Bu, Tanrı'nın iradesinden razı olan kişinin makamıdır.Obojí v krásném řádu podle Boží vůle.
Ölüm onun iradesine bağlıdır.Smrt je pro něj měřítko této hodnoty.
Eğer bu tasfiyede sultanın iradesi varsa hazineye çok büyük miktarlarda para giriyordu.Sultán měl údajně požadovat také vysokou sumu peněz.
Sonuçta rahipler, insanlara doğrudan doğruya tanrıların iradesini bildirecek kahinler sistemini geliştirdiler.Ca rezultat, preoți au dezvoltat un sistem de oracole pentru a comunica voința zeilor direct prin oameni.
29 Nisan 1945'te Berlin Savaşı sırasında Hitler son iradesini ve politik vasiyetini dikte ettirdi.Pe 29 aprilie, o zi înainte de sinuciderea lui, Hitler a pregătit testamentul său politic final.
Çünkü hiçbir güç doğanın iradesine karşı koyamazdı.Nici o voință nu ar putea rezista planului divin.
Bundan sonra tamamen Sauron’un iradesinin esiri oldular.Ennen tätä yksi oli tuhottu Sauronin käskystä.
Ancak diğer milletvekilleri onu halk iradesi düşmanı ilan etti.Η Σύγκλητος τον ανακήρυξε δημόσιο εχθρό.
Sonuçta rahipler, insanlara doğrudan doğruya tanrıların iradesini bildirecek kahinler sistemini geliştirdiler.Som et resultat utviklet prestene et orakelsystem for å formidle gudenes vilje til folket.
Bir grup Pers iradesine boyun eğilmesini istiyordu.Og da må pressgruppene bøye seg for min oppfatning.
Çünkü hiçbir güç doğanın iradesine karşı koyamazdı.For ingen styrke kan stå imot viljen til Den allmektige.»
Üyelik, kişilerin kendi iradesiyle olur ve kişiler istediklerinde topluluğu terk edebilirler.Artinya, modal insani bisa turut pergi meninggalkan organisasi ketika orang-orangnya pergi.
Yapılan işkenceler sonunda uyanmış ama iradesini kaybetmemiştir.Ia disiksa sebagai hasilnya, namun keyakinannya tidak tergoyahkan.
Savaşlarda Tanrı'nın iradesi ile zafere ulaşılır.Atas kemuliaan Allah, kemenangan milik kita.
Onun iradesi ve yaratışı olmadan olmuş hiçbir şey yoktur.Buku ini tidak berisi apa pun yang takhayul dan tidak beriman.
Ancak diğer milletvekilleri onu halk iradesi düşmanı ilan etti.Thậm chí ông ta còn gán cho bà là một "kẻ thù của nhân dân".
Hâkim’in iradesine teslim olmak.艦長の判断により投降している。
Babasından bile güçlü bir iradesi vardır.父親譲りの高い知恵を持つ。
Oğul olarak, varlığı çok büyük kesinlikle Baba'nın iradesindedir.御子の地位はそれ自体、御父の意志の結果である。
Ölüm onun iradesine bağlıdır.不安定さが彼女の運命である。
Bir de insanın kendi iradesi ile seçtiği eylemlerin yaratılmasıdır.神願意我們是出自於個人的選擇來愛祂。
İnsan iradesinin ahlaki açıdan iyiye yönelmesi de erdem olarak nitelendirilmiştir.以此,人性稟受天理而生,故「渾然至善,未嘗有惡」。