O, o insanlar tarafından iyi konuşulur.He is well spoken of by those people.
O, o insanlar arasında iyi bir üne sahiptir.He is well spoken of by those people.
O sürekli diğer insanlarla ilgili hata buluyor.He is constantly finding fault with other people.
Onun kesinlikle diğer insanların duygularına saygısı yok.He has absolutely no respect for other people's feelings.
O, insanlara evde hissettirme sanatını biliyor.He knows the art of making people feel at home.
O sık sık insanları kızdırır.He often makes people angry.
O, çevresindeki insanlarla iyi geçiniyor.He gets along well with the people in his neighborhood.
O, fakir insanlara asla tepeden bakmaz.He never looks down on poor people.
Oradaki insanlar tarafından sıcak karşılandı.He was welcomed by the people there.
Onun siyahi insanlara tepeden bakma alışkanlığı vardı.He has a habit of looking down on coloured people.
O her zaman başı dertte olan insanlara yardım etmeye hazırdı.He was always ready to help people in trouble.
Köydeki insanlar birbiri ardına hastalandılar.The people in the village fell ill one after another.
O tüm hayatını fakir insanlara yardım etmeye adadı.He dedicated his whole life to helping poor people.
O, insanları ezmeyi sever.He just loves to bully people.
Ona mevcut bütün insanlar tarafından gülündü.He was laughed at by all the people present.
O her zaman insanların tarafındaydı.He was always on the people's side.
Kibar olduğu için insanlar onu seviyor.People like him because he is kind.
O, insanlarla oldukça ilgilenir.He deals fairly with people.
O, insanları izlemekten zevk alır.He finds pleasure in watching people.
Dünyadaki en büyük bilim insanları arasında sayılıyor.He is numbered among the greatest scientists in the world.
O, hayatını fakir insanlara yardım etmeye adadı.He dedicated his life to helping the poor.
Hayatı boyunca fakir insanlara yardım etti.He helped poor people all his life.
Diğer insanların duygusu ne olursa olsun, o düşündüğünü söyler.He says what he thinks regardless of other people's feelings.
O, etrafındaki insanlardan farklı.He is different from the people around him.
O tembel insanlara karşı çok serttir.He is very hard on lazy people.
Kendisi partinin gelecek vaadeden genç insanlarından birisidir.He is one of the up and coming young men of the party.
O, yoksul insanlar için pek çok şey yaptı.He has done many things for poor people.
Refah içinde yaşayan insanları küçümsedi.He despised those who lived on welfare.
O, seyahatleri sırasında çok sayıda etkileyici insanlarla tanıştı.He met many fascinating people in the course of his travels.
Onlar tipik genç insanlar.They are typical young people.
Aslında onların hepsi iyi insanlar.They are all good men at heart.
Onlar tembel. Böyle insanları anlayamıyorum.They are lazy. I can't understand such people.
Onlar yaşlı insanlara karşı nazikler.They are kind to old people.
Onlar barışsever insanlardır.They are a peace-loving people.
Onlar bitişikte yaşayan insanlardır.They are the people who live next door.
Onlar yaşlı insanların özel ihtiyaçlarını dikkate alamadılar.They failed to take into account the special needs of old people.
Şu şanssız insanlara acıdı.She sympathized with those unfortunate people.
Diğer insanları daha çok dinlemelisin.She should listen more to other people.
O, farklı görüşten insanlara açık.She is open to people who have a different point of view.
O başı belada olan insanlara yardım etmek için her zaman hazır.She was always ready to help people in trouble.
Dakik olmayan insanları sevmez.She doesn't like people who aren't punctual.
O, hayatının çoğunu yoksul insanlara bakarak geçirdi.She spent most of her life taking care of poor people.
O, yaşlı insanlara karşı naziktir.She is kind to old people.
Şişman insanlar genellikle çok terler.Fat people generally sweat a lot.
Deney için insanlar rastgele seçildi.The people for the experiment were chosen at random.
Çok hasta olan ya da yaralanmış ve iyileşemeyen insanlarla ilgili ne yapmalıyız?What should we do with people who are very sick or hurt and can't get better?
Hasta insanlar kötümser olma eğilimindedirler.Sick people tend to be pessimistic.
Plaj insanlarla dolu.The beach is swarming with people.
Yoksul insanlara tepeden bakma.Don't look down on poor people.
Yoksulluk bazen insanları suç işlemeye tahrik eder.Poverty sometimes drives people to commit crimes.
Odadaki insanlar bir şey söylemedi.People in the room didn't say anything.
Bazı insanlar varlıklı ve diğerleri beş parasız.Some people are well off and others are badly off.
Yasalar önünde bütün insanlar eşittir.All men are equal under the law.
Yasayı çiğneyen insanlar cezalandırılır.People who break the law are punished.
Yasa tüm insanların eşit olduğunu söylüyor.The law says that all men are equal.
Bu mektup, bazı insanlar gücendirecek hassas bilgiler içermektedir.This letter contains sensitive information that may offend some people.
Gözükara insanlar Antartika seferleri sırasında donarak öldü.The reckless men froze to death during their expedition to the Antarctic.
Bazı insanlar şöhretin peşinden gider.Some people go after fame.
Rehber köpekler görme özürlü insanlara yardım ederler.Guide dogs help blind people.
Bazı insanlar beyzbol sever, diğerleri futbol sever.Some people like baseball, others like soccer.