Fakat insanların küçük bir umudu var.But people have a little hope.
Hükümetin insanları öldürmeye hakkı vardır.Government has the right to kill people.
Tanrı insanların kaderine çoktan karar verdi.God has already decided the fate of humans.
Bazı değerler insanları Amerikalı yapar.Certain values make people American.
Tom tanımadığı insanlardan yardım istemeyi sevmez.Tom doesn't like to ask for help from people he doesn't know.
Tom her zaman diğer insanlara yardım etmeye çalışır.Tom always tries to help other people.
Şu insanlardan birisi Tom olabilir.One of those people might be Tom.
Umutsuz insanlar her şeyi deneyecektir.Desperate people will try anything.
Oradaki şu insanlar Fransızca konuşuyorlar.Those people over there are speaking French.
Tom tanıdığım en konuşkan insanlardan biri.Tom is one of the most talkative people I know.
Tom insanların ona gülebileceğinden korkuyordu.Tom was afraid people might laugh at him.
Aptal sorular yok, yalnızca aptal insanlar var.There are no stupid questions, only stupid people.
Hasta insanların etrafında olmayı sevmiyorum.I don't like being around sick people.
Ben benim güvenebileceğim insanlara ihtiyaç duyarım.I need people I can rely on.
Tom çoğunlukla insanlara onun karısı olduğumu söyler.Tom often tells people I'm his wife.
"Sana öyle söylemiştim." diyen insanlardan hoşlanmıyorum.I don't like people who say "I told you so."
Polisler insanlara içeride kalmalarını söylüyor.The police are telling people to stay inside.
Fransızcayı nasıl konuşacağımı tanıdığım insanlara söylerdim.I used to tell people I knew how to speak French.
Ben gençken, insanlar her zaman bana çirkin olduğumu söylerdi.When I was young, people always told me I was ugly.
Gerçekten ne düşündüğünü insanlara söylemede bir sorunun mu var?Do you have a problem telling people what you really think?
Tom diğer insanların bana söylemediği bir sürü şey söyledi.Tom told me a lot of things other people wouldn't tell me.
Tom arabasında oturuyordu, yürüyen insanlara bakıyordu.Tom was just sitting in his car, looking at people walk by.
Bazı insanlar uçma sporunun tehlikeli bir spor olduğunu düşünüyor.Some people think that hang gliding is a dangerous sport.
Tom iyi bir kahkahayı sever ve mizah duygusu olmayan insanlardan kaçınır.Tom loves a good laugh and avoids people who haven't got a sense of humour.
Başka herkes için onu mahvedenler sizin gibi insanlar.It's people like you who are ruining it for everyone else.
Bu dünyadaki insanların hepsi ölümlüdür.The people on this earth are all mortals.
Bazı insanlar mikrodalga fırınların güvenli olmadığını düşünüyor.Some people think microwave ovens aren't safe.
Bazı insanlara göre Tatoeba bir okul değildir.Some people think Tatoeba is not a school.
Bazı insanlar Tatoeba'nın bir okul olmadığını düşünüyorlar.Some people think Tatoeba is not a school.
Ben dili güzel biçimde kullanan insanları severim.I like people who use language beautifully.
Bazı insanlar çalışmadan zengin olabileceklerine inanır.Some people believe they can become rich without having to work.
Silahlar insanları öldürmez.Guns don't kill men.
Avrupa Topluluğu fikrinden nefret eden bazı insanlar var.There are some people who hate the idea of the European Community.
Kışın Chamonix'te çok kar vardır ve insanlar orada kayak yapmaya giderler.There is a lot of snow in Chamonix in the winter and people go skiing there.
Fransa'da çocuklar yaşlı insanlara karşı her zaman nazik olmalıdırlar.Children must always be polite to older people in France.
Genç insanlar bisiklet gezilerine gitmekten hoşlanırlar.Young people like to go on bike trips.
Onlar, insanlar siyaset hakkında konuşmaya başladıklarında söyleyecek bir şeyleri vardır.They always have something to say when people start talking about politics.
İşsiz insanlar ve yaşlılar için tercihli bir fiyat vardır.There is a preferential price for unemployed people and the elderly.
Alkolün kötüye kullanımı genç insanlar arasında ciddi bir sorundur.The abuse of alcohol among young people is a serious problem.
Konuşmasında işsiz insanlardan söz etti.In her address, she spoke of unemployed people.
O, insanlarla tanışmak için oraya gider.He goes there to meet people.
Sanırım bu adadaki tek insanlar biziz.I think we're the only people on this island.
Evde insanlar var.There are people in the house.
Onun üzerinde çalışan bazı insanlarımız var.We've got some people working on it.
Bizler meşgul insanlarız.We're busy people.
Senin gibi insanlara yardım etmek benim işim.It's my job to help people like you.
Tom gerçekten insanların onun olduğunu düşündüğü kadar zengin olabilir mi?Can Tom really be as rich as people think he is?
Seninle tanıştırmak istediğim bazı insanlar var.I've got some people I'd like you to meet.
Siz yetişkin insanlarsınız. Öyle hareket edin.You're grown men. Act like it.
Satranç oynayan insanları izlemenin çok eğlenceli olmadığını düşünüyorum.I think watching people playing chess isn't much fun.
Gerçek insanlar tarih yapar.Real people make history.
Beyzbolu seven insanlar varsa, o zaman futbolu seven insanlar da vardır.If there are people who like baseball, then there are people who like soccer, as well.
Bazı insanlar Fransızca öğrenmenin gerçekten zor olduğunu düşünüyor.Some people think French is really hard to learn.
Evlilik insanları değiştirir.Marriage changes people.
Bazı insanlar için, şimdiki zaman gelecekten daha önemlidir.For some people the present is more important than the future.
Bu insanlardan hangi biri senin arkadaşın?Which one of these people is your friend?
Fin insanlarının çoğu Çinli insanlara karşı çok arkadaş canlısıdır.Most of the Finnish people are very friendly to Chinese people.
Lütfen bu insanları buradan dışarı çıkartın.Please get these people out of here.
Bu insanlara güvenilemez.These people can't be trusted.
Tom gibi insanlar her zaman yalan söyler.People like Tom lie all the time.