Görevleri yaşlı insanlara yardım etmektir.Their job is to help old people.
Hâlâ okuma bilmeyen insanlar var.There are still people who don't know how to read.
Hâlâ nasıl okunacağını bilmeyen insanlar var.There are still people who don't know how to read.
Hâlâ okuyamayan insanlar var.There are still people who are unable to read.
Yeni insanlar, yeni yasalar.New people, new laws.
Başka ülkelerden insanlar sık sık Japonların yeterince dindar olmadığını söyler.People in other countries often say that the Japanese are not religious enough.
Dünyadaki bütün insanlar Amerikalılar gibi yaşasaydı ne olurdu?What would happen if all the people of the world lived like Americans?
Diğer insanların yaşamlarına karışmamalıyız.Don't meddle in other people's lives.
Müzik tüm insanlar tarafından anlaşılan bir dildir.Music is a language understood by all humans.
Bazı insanlar aşka inanmıyor. Onlar sadece biyolojiye inanıyor.Some people don't believe in love. They just believe in biology.
Zaman insanları öldürmek için kitap okur.The time reads books to kill people.
Biz sıradan insanlar için teknoloji geliştiriyoruz.We are designing technology for common people.
Ben onun insanlarla konuşma tarzını sevmiyorum.I didn't like the way she talked to people.
Yaşlı insanlar seni bu yüzden seviyor.That's why elderly people love you.
Kanada'da Fransızca konuşan insanlar bulmak istiyorsan Quebec'e git.If you want to find people who speak French in Canada, go to Quebec.
Tom sık sık diğer insanların tuhaf olarak düşündüğü şeyleri yer.Tom often eats things that other people consider strange.
Genç insanlara yönelik kitaplar iyi satacaktır.Books intended for young people will sell well.
Gözlerini Tom'dan ayırma. Diğer insanları rahatsız edecek bir şey yapmadığından emin ol.Keep your eyes on Tom. Make sure he doesn't do anything to bother other people.
Biz burada sizin gibi insanlara izin vermeyiz.We don't let people like you in here.
Tom insanların gitmeye başladığını gördü, bu yüzden o da gitmeye karar verdi.Tom saw people starting to leave, so he decided to leave, too.
Tom diğer insanların tenis oynamalarını izlemekten hoşlanır.Tom likes to watch other people play tennis.
Neden insanlar sizden korkuyor?Why are people scared of you?
Neden insanlar sizden korkar?Why are people scared of you?
Neden insanlar senden korkar?Why are people scared of you?
Neden insanlar senden korkuyor?Why are people afraid of you?
Neden insanlar polisten korkuyor?Why are people afraid of the police?
Tom gibi insanlardan nefret ediyorum.I hate people like Tom.
Tom kazara takım elbise giyen insanlarla dolu bir odaya yürüdü.Tom accidentally walked into a room full of people wearing suits.
Öyle insanlarla tanıştım.I've met people like that.
Onunla geçinmek zor olduğu için insanlar Tom'la çalışmayı sevmiyor.People don't like working with Tom because he's hard to get along with.
Herkes Tom'un yoksul insanların yeteneklerine sahip olduğunu biliyor.Everyone knows Tom has poor people skills.
Tom'un insanlarla ilişkilerinin kötü olduğunu herkes biliyor.Everyone knows Tom has poor people skills.
Bir kütüphanede yüksek sesle konuşan insanları dinlemek sinir bozucu.It's annoying to hear people talking loudly in a library.
Siz ikiniz şimdiye kadar karşılaştığım en can sıkıcı insanlarsınız.The two of you are the most annoying people I've ever met.
Sana sizin için çalışan insanların bazıları hakkında bazı sorular sormak istiyorum.I'd like to ask you some questions about some of the people you have working for you.
Son dakikada insanlar üzerinde planları değiştiremezsin.You can't change plans on people at the last minute.
Akşam yemeğine bütün bu insanları ağırlayamayız.We can't have all those people over for dinner.
Onlara bir uyarı vermeksizin insanların maaşlarını kesemeyiz.We can't just cut people's salaries without giving them some warning.
Hayır için insanlara bağış yaptırtamayız.We can't make people donate to charity.
Papağanlar insanların sözlerini taklit ederler.Parrots imitate the words of humans.
Bugünlerde yaşlı insanları kastetmek için "kıdemli vatandaş" terimini sıklıkla kullanırız.Nowadays, we often use the term "senior citizen" to refer to old people.
Bu kadar aptalca bir şey yaparsan insanlar sana gülerler.People will laugh at you if you do something as stupid as that.
Tom'un insanlarla kaynaşma sorunu var.Tom has trouble socializing with people.
Tom'un diğer insanlarla geçinme sorunu var.Tom has trouble getting along with other people.
Tom normal olarak diğer insanlarla geçinemiyor gibi görünüyor.Tom seems to be unable to interact normally with other people.
Tom'un bazen diğer insanların güdülerini ve isteklerini anlama sorunu var.Tom sometimes has trouble understanding other people's motives and desires.
Tom'un bazen diğer insanların duygularını anlama sorunu var.Tom sometimes has trouble understanding other people's feelings.
Bazı insanlar Tom'un şizofrenik olduğunu düşünüyor.Some people think Tom is schizophrenic.
Başı dertte insanların çoğunlukla dönecek yeri yoktur.People in trouble often have nowhere to turn.
Eğer çok fazla yalan söylersen insanlar sana asla inanmazlar.If you tell too many lies, people won't ever believe you.
Bazı insanlar balığın beyin gıdası olduğunu söylüyor.Some people say that fish is brain food.
Genç insanlar yasaya uymalıdır.Young people must respect the law.
Ben sadece insanların beni sevmesini istiyorum.I just want people to like me.
Bu insanları buradan çıkarmak istiyorum.I want these people out of here.
Tom, lütfen bu açlıktan ölen insanlara yemek için bir şey verir misin?Tom, would you please give these starving people something to eat?
Seni bazı insanlarla tanıştırmak istiyorum.I want to introduce you to some people.
Senin huzurunda seni öven insanlara güvenme.Don't trust people who praise you in your presence.
Japonya'da insanlar yirmi yaşında yasal olarak yetişkin olurlar.In Japan, people legally become adults at the age of twenty.
Japonya'da, insanlar yirmi yaşına girdiklerinde yasal olarak yetişkin olurlar.In Japan, people legally become adults when they turn twenty.
Tom insanların çok soru sormasını istemiyor.Tom doesn't want people asking so many questions.